İktisatbank Piyasa Analizi: Paskalya Tatilinde İstihdam ve Enflasyon Gözde
EKONOMI

İktisatbank Piyasa Analizi: Paskalya Tatilinde İstihdam ve Enflasyon Gözde

İktisatbank, 3 Nisan 2026 tarihli piyasa analiz raporunu yayımladı. Piyasalar Paskalya tatilinde; odak noktası istihdam ve enflasyon oldu.

1 kez görüntülendi
İktisatbank, 3 Nisan 2026 tarihine ait piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Piyasalar Paskalya tatilinde; gözler istihdam ve enflasyonda, hava gergin" ifadelerine yer verildi. ABD ile İran arasındaki gerilim, küresel enerji piyasalarında ciddi bir kırılma yaratmaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla birlikte dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri risk altına girerken, ABD ham petrolü (WTI) %11'den fazla artışla 112 doların üzerine çıktı. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı da %8 artışla 109 dolara ulaştı. Uzun bir aradan sonra ABD WTI cinsi petrolün varil fiyatının Kuzey Denizi petrolü Brent'in üzerine çıktığını görmekteyiz! Bu durum, enerji fiyatlarının yanı sıra enflasyon beklentilerini ve küresel büyüme görünümünü de olumsuz yönde etkilemeye başladı. Özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için maliyet baskısı hızla artarken, tedarik zincirlerinde yeni aksaklıklar gün yüzüne çıkıyor. Savaşın süresi fiyatlama davranışını etkilemeye başlarken, beklenen çözüm senaryosunun Trump'ın tutarsız söylemleriyle belirsizleşmesi, fiyatların daha da yükselebileceği korkusunu artırıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalma ihtimali, petrol fiyatlarını artırırken, ABD'de benzin fiyatlarının yeniden 4 doların üzerine çıktığını görüyoruz. Belirsizliğin devam etmesi halinde, benzin fiyatlarının rekorlar kırma olasılığı, ABD seçmeni ve Trump için olumsuz bir durumu işaret ediyor! Daha derin riskin dizel fiyatlarında olduğunu düşünüyoruz. Tüketici tarafından doğrudan hissedilmeyen ancak üretimden lojistiğe kadar tüm maliyet zincirini etkileyen dizel fiyatlarının hızla yükselmesi, enflasyonu yeniden yukarı çekebilecek en büyük risklerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Trump'ın sert söylemleri ve İran'ın karşı tepkileriyle savaşın kısa zamanda sona ermeyeceği algısı, piyasalara yansımaya başlamış durumda. Örneğin, hafta ortasında savaşın yakın bir zamanda sona ereceğini fiyatlayan piyasalarda hisse senetlerine alım gelmiş, güvenli liman özelliği ile değer kazanan ABD doları ise değer kaybetmişti. Savaş koşullarında değer kaybeden kıymetli metallerin, savaşın sona erme ihtimaline olumlu tepki vermeye çalıştığını gözlemlemiştik. Bu bağlamda, 4,800 dolar seviyesine kadar yükselen altının ons fiyatı, teknik grafikte gösterdiğimiz üzere, 4,750 dolar seviyesinin üzerinde kapanış yapamayarak 4,675 dolara kadar geri çekildi. Gümüşün ons fiyatı, teknik açıdan önemli olan 71 dolar seviyesinin üzerinde kalmayı başardı ve günü 73 dolardan tamamladı. Gümüş, daha dirençli bir görünüm sergilerken, altın için 4,750 doların üzerine yerleşmesini bekleyeceğiz. Piyasaların iki günlük iyimserlikten hızla temkinli bir moda geçmesiyle dolar endeksi (DXY) yeniden 100 seviyesinin üzerine çıktı, EURUSD paritesi ise 1,1530 seviyesine geriledi. Diğer değer saklama aracı olan Bitcoin ise 70 bin dolardan uzaklaşarak son dönemlerin dibi olan 63-66 bin dolar seviyelerine yaklaştı. Türkiye cephesinde, dikkatler otoritenin döviz ve altın rezervlerine çevrildi. Savaşın dolaylı etkileri ekonomi üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Türkiye'nin net enerji ithalatçısı olması nedeniyle yükselen enerji fiyatları hem enflasyon hem de cari açık için olumsuz başlıklar olarak ön plana çıkıyor. Örneğin, Ticaret Bakanlığı, Mart ayına ilişkin öncü nitelikteki dış ticaret verilerini yayımladı. Buna göre dış ticaret açığı %57 oranında büyüyerek 11,3 milyar dolara ulaştı. Savaşın öncü etkilerini yavaş yavaş görmeye başlıyoruz! Öte yandan, yurt dışı yerleşiklerin TL varlıklardan çıkmaya devam etmesiyle TCMB'nin savunma hattını güçlendirme çabaları sürüyor. Bu bağlamda, her Perşembe olduğu gibi TCMB'nin haftalık verilerini yakından takip ederek durumu daha dikkatli analiz etmeye çalıştık. 27 Mart ile biten haftada, parite etkisinden arındırılmış seriye göre, yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatları (DTH) 2,2 milyar dolar artarken, bu artışın neredeyse tamamı kıymetli metallerden kaynaklanmış. Kıymetli madenlerin son haftalarda sert değer kaybetmesini, yurtiçi yerleşikler tarafından fırsat olarak değerlendirildiğini anlıyoruz! Yurt dışı yerleşikler TL varlıklarda satıcı olurken, hisse senedi, DİBS ve eurobond cephesinde söz konusu haftada 1,3 milyar dolarlık azalma gözlemlendi. Son dört haftalık değişimi de gösteren yurt dışı yerleşiklerin davranışını aşağıdaki grafikten görebilirsiniz. TCMB'nin bankalarla yaptığı swaplar denkleme dâhil olduğunda ve altın fiyatları bir miktar sakinleştiğinde, TCMB'nin net yabancı para pozisyonu 1 Nisan valörlü işlemlerde 9,3 milyar dolar düzeyinde denge buldu. Ayrıca, son 3 haftada altın rezervindeki azalış 121 ton seviyesine ulaştı ve manşet rakamı 702,5 ton seviyesine geriledi (bakınız grafik). TCMB, artan enerji fiyatlarının cari denge ve enflasyon üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla döviz piyasasında istikrarı önceliklendiren mevcut politika duruşunu net bir şekilde koruyacağını gösteriyor. Bununla birlikte, mevcut rezerv seviyesi dikkate alındığında, küresel koşulların daha da kötüleşmesi durumunda TCMB'nin faiz artışı da dahil tüm seçenekleri değerlendireceğini düşünüyoruz. Enflasyonla ilgili gidişat mevcut ekosistemde pek umut vermese de, bugün hem TÜİK hem de KKTC İstatistik Kurumu tarafından açıklanacak Mart ayı resmi enflasyon rakamlarını takip edeceğiz. Türkiye cephesinde aylık TÜFE artışının %2,3 civarında olması bekleniyor ve savaşın enflasyonist etkilerini Mart sonrası dönemde daha da yakından hissedeceğiz. Bu arada, küresel mali piyasaların büyük bir kısmının bugün Kutsal Cuma, pazartesi ise Paskalya tatili nedeniyle kapalı olacağını belirtelim. Genellikle hafta sonu riski almak istemeyen piyasalar açısından, dört günlük tatilin oldukça uzun olduğunu düşünmekteyiz! Bu da doğal olarak piyasaların diken üstünde durmasına neden oluyor. İçeride enflasyon rakamları önemli bir konu olsa da, dışarıda, her ayın ilk Cuması olduğu üzere, dünyanın en büyük ekonomisinin gidişatı hakkında en sağlıklı bilgiye ulaştırdığına inanılan ABD istihdam verisinin yakından takip edileceğini hatırlatalım. Fed'in, kanunen kendisine verilmiş olan (dual mandate) tam istihdam ve fiyat istikrarı görevleri açısından bakıldığında, savaş ortamında istihdam verisinin 60 bin kişi artması, işsizlik oranının ise %4,4 seviyesinde kalması bekleniyor. Beklenti dışında bir verinin piyasa yansıması yaratma ihtimali göz ardı edilmemeli. Tatil havası nedeniyle piyasalarda işlem hacminin düşük seyredeceği düşünülüyor. Küresel ölçekte Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik çabalar, piyasalara bir nebze umut verirken, sürecin zor olacağı öngörülüyor. Yaklaşık 40 ülke Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için bir araya gelse de, toplantıdan somut bir karar çıkmaması ve ABD'nin sürece dâhil olmaması, piyasalardaki belirsizliği artırıyor. Yine de, İran ile Umman'ın Hürmüz geçişleri ile ilgili görüşmesi tansiyonu bir miktar azaltmış durumda. ABD borsaları geceyi yatay tamamlarken, bu sabah vadeli işlemlerde hafif düşüş eğilimi gözlemleniyor. Yeni gün başlangıcında Pasifik'in diğer ucunda ise kararsız bir seyrin hâkim olduğu görülüyor. Gösterge endeks Tokyo borsası, Orta Doğu kaynaklı enerji krizine rağmen %1, Güney Kore borsası ise %2 yükseliş kaydederken, diğer bölge borsalarında genel olarak kırmızı tonların hâkim olduğu ifade ediliyor.