
İktisatbank Analizi: Türkiye'nin 14 Milyar Dolar Rezerv Kaybı Açıklandı!
İktisatbank, 6 Mart 2026 piyasa analizinde Türkiye'nin 14 milyar dolar rezerv kaybını vurguladı. Savaşın etkileri derinleşiyor.
1 kez görüntülendi
İktisatbank, 6 Mart 2026 tarihli piyasa analiz raporunu kamuoyuna sundu. Raporda, "Savaşa dâhil olmayan Türkiye’ye fatura; 14 milyar dolarlık rezerv kaybı!" ifadelerine yer verildi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla başlayan savaş, yedinci gününe girmiş durumda. Çatışmalar, askerî ve siyasî boyutta hızla genişliyor. ABD Başkanı Trump, öldürülen İran lideri Ali Hamaney’in ardından ülkenin yeni liderinin belirlenmesi sürecinde etkili olmak istediğini açıklayarak durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Hamaney’in oğlu Mücteba’yı tercih etmeyeceklerini belirten Trump, İspanya ve İngiltere’yi de sert bir şekilde eleştiriyor. Ayrıca, sosyal medyada ABD’ye karşı duruş sergileyen İspanya ile Türkiye arasındaki yakınlaşma, dün dikkat çeken başlıklardan biri oldu.
Çatışmaların bölgesel etkileri giderek artarken, İran’ın İsrail’in yanı sıra Körfez ülkelerine yönelik saldırıları sürüyor. Son günlerde kafa karışıklığına neden olsa da, Azerbaycan, Türkiye ve Kıbrıs, gerilimin etkisini hisseden yeni cepheler olarak öne çıkıyor. İran, Türkiye ve Azerbaycan’a yönelik sorumluluğunu kabul etmeyerek, "ben füze atmadım" açıklamasında bulunurken, bu durumu sorgulayan pek çok soru da gündeme geliyor. Dün, İran’ın Nahcivan’a yapılan saldırıda İsrail’i suçladığı bilgisi ortaya çıktı. İran’da 1000’den fazla insan hayatını kaybederken, Minab kentindeki ilkokula düzenlenen saldırıda 175 öğrenci ve okul personelinin hayatını kaybetmesi, büyük bir üzüntüyle karşılandı.
Enerji altyapısı ve petrol taşımacılığına yönelik saldırılar, küresel arzı tehdit ederken, artan petrol fiyatları ve lojistik sorunlar piyasalarda baskı yaratıyor. İsrail cephesi, operasyonların henüz tamamlanmadığını ve İran’ın yeraltı füze altyapısının hedef alınacağı yeni bir aşamaya geçileceğini belirtti. Orta Doğu'daki savaş, küresel piyasalarda sert dalgalanmalara yol açarken, yatırımcılar riskli varlıklardan kaçış yaparak nakde ve dolara yönelmeye devam ediyor.
ABD borsaları, dün geceyi düşüşle kapatırken, bu sabah Asya genelinde kararsız bir seyir gözlemleniyor. Güney Kore borsası KOSPI, %1 düşüşle işlem görürken, iki günde neredeyse %20 düşüp dün ise %10 değer kazanmıştı. Tokyo borsası, bu sabah sakin bir seyir izlerken, haftayı yaklaşık %6 kayıpla kapatmaya aday görünüyor. ABD 10 yıllık gösterge tahvil faizi, yaklaşık 20 baz puan artarak %4,15 seviyesine yükselirken, doların önde gelen para birimlerine göre değerini gösteren sepet kur DXY ise son 16 ayın en güçlü haftalık performansına yöneliyor.
Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği endişesi, merkez bankalarının faiz indirim beklentilerini zayıflatıyor. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, kısa sürede 69 dolardan 86 dolara çıkarak haftalık bazda %16’yı aşan bir artış kaydetmeye hazırlanıyor. Sene başına göre artış ise %40’a yaklaşıyor. Enerji altyapısına yönelik olası saldırılar ve arz kesintisi riski, petrol fiyatlarında kalıcı bir yükseliş ve buna bağlı olarak daha yüksek enflasyon anlamına geliyor. Yaşanan bu artışlar, para politikası beklentilerini de hızla değiştirirken, piyasalar, Fed’den bu yıl için yaklaşık 40 baz puanlık faiz indirimi fiyatlamıyor. Bu beklenti, birkaç hafta önce neredeyse 60 baz puan seviyesindeydi. Benzer şekilde, İngiltere Merkez Bankası'nın bu ay faiz indirme ihtimali de önceki haftalara göre azalmış durumda.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon endişesiyle birleşerek daha sıkı finansal koşulları gündeme getiriyor. Güçlü dolar, küresel risk iştahını zayıflatırken, faiz getirisi olmayan altın ve gümüşün yükselişi, zayıf dolar teması, Trump’ın düşük faiz talebi ve dünya genelinde artan borç yükü ile şekilleniyor. Ancak, faiz oranlarının yeniden yükselmesi ve merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesi, altın ve gümüş üzerinde baskı kuruyor. Birçok yatırımcı, savaş ortamında altın fiyatlarının neden gerilediğini sorguluyor. Altın ve gümüş pozisyonlarımız halen kârdayken, gelişmeleri takip etmek amacıyla temkinli bir yaklaşım sergiliyoruz.
Altının ons fiyatı, pazartesi günü 5,400 dolar seviyesini aşmasının ardından dün 5,000 dolara yakın bir geri çekilme yaşadı. Gümüşte de benzer bir şekilde 80 dolar seviyelerine doğru bir düşüş gözlemlendi. Yukarı yönlü hareketlerin zayıf kaldığını fark ediyoruz ve daha güvenli bir giriş noktası bulana kadar gelişmeleri takip etmeye karar verdik. Ekim 2025’ten bu yana sürekli satış baskısı altında kalan Bitcoin, Trump’ın hafta ortasında kripto para piyasasına yönelik düzenlemeleri hızlandırma çağrısıyla, uzun süredir sıkıştığı 66,000 dolardan 74,000 dolara yükseldi. Ancak Bitcoin bu sabah 70,000 dolara geri çekilerek yükseliş isteğinin zayıf olduğunu gösterdi. Haftalık kapanış, önemli bir bilgi sunacak.
Kafa karışıklığı kesin! Ateşkesin ne zaman veya nasıl sağlanacağı belirsizliğini korurken, sürecin uzaması, enerji fiyatlarının yükseldiği bir dönemde Trump’ın Kasım ara seçimleri öncesinde elini zayıflatabilir. Petrol fiyatları, altı günlük artışın ardından bu sabah ilk kez gerileyerek brent cinsi ham petrolün varil fiyatı %1’den fazla düşüşle 84 dolar seviyelerine geri çekildi. ABD yönetiminin fiyat artışını sınırlamak amacıyla vadeli petrol piyasasına müdahale etmeyi değerlendirdiği ve arzı artırmak için bazı adımlar attığı bilgisi de dikkat çekiyor. Para birimleri liginde, EUR haftayı yaklaşık %1.7, İngiltere sterlini ise %1 kayıpla kapatmaya hazırlanıyor. Altın ve gümüş, yükselen faizler ve güçlü dolar nedeniyle sırasıyla %3 ve %10 civarında haftalık düşüş sergiliyor.
Türkiye tarafında ise, önceki gün füze krizi nedeniyle negatif ayrışan Türk mali piyasaları, dün bu riskin gündemden düşmesiyle pozitif ayrışarak günü %1 artışla tamamladı. Her hafta Perşembe günü açıklanan TCMB verilerine göre, Körfez'deki savaşa dâhil olmayan tek ülke olan Türkiye'ye faturası 14 milyar dolarlık bir rezerv kaybı oldu. TCMB'nin net yabancı para pozisyonu 56 milyar dolara geriledi. TCMB'nin haftalık bülteni savaş dönemi öncesine işaret etse de, genel eğilimi değerlendirmek adına, 27 Şubat ile biten haftada yurt içi yerleşiklerin döviz mevduat hacmi, parite etkisinden arındırılmış seriye göre 2.1 milyar dolar artış gösterdi. Gerçek kişilerde 1 milyar dolarlık artış, kıymetli metallerden gelirken, tüzel kişilerin döviz mevduatlarının uzun bir aradan sonra 1.2 milyar dolar arttığını belirtelim. Yabancı yatırımcıların menkul kıymet iştahında ise önemli bir değişim gözlemlenmedi; asıl etkiyi gelecek haftada açıklanacak verilerle göreceğiz.
TCMB’nin hafta sonu aldığı likidite önlemleri, dolaylı olarak piyasada faiz artırım etkisi yaratarak, iş gören faizin (TLREF) %40 seviyesine dayanmasına neden oldu. USDTRY kuru bu sabah, pazartesi günü valörlü işlemlerde 44.07 seviyesine yükselirken, CDS risk primi 240 baz puan seviyesinde sabit kaldı ve düne göre önemli bir değişim gözlemlenmedi. Ocak başında 205 baz puan seviyesinde olduğunu hatırlatalım.
Mali piyasaların gündeminde, bugün KTKC saati ile 15:30’da ABD’de, her ayın ilk cuması açıklanan tarım dışı istihdam raporu takip edilecek. Reuters anketine göre, tarım dışı bordrolu çalışan sayısının 55 bin kişi artması ve işsizlik oranının ise %4.3 seviyesinde sabit kalması bekleniyor. Aynı dakikalarda ABD’de perakende satışlar verisinin de açıklanacağını belirtmek gerekir. Orta Doğu’ya odaklanmış olsak da, Fed’in kararları üzerinde etkili olacak önemli verileri unutmamak gerekiyor. Herkese iyi hafta sonları dileriz.