
Türkiye İçin Petrol Fiyatlarındaki Artışın Ekonomik Etkileri
Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik riskler petrol fiyatlarını artırırken, Prof. Dr. Kerem Alkin, Türkiye'nin cari açığına etkilerini açıkladı.
1 kez görüntülendi
Ortadoğu'daki devam eden çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'na dair artan jeopolitik riskler, petrol fiyatlarını yeniden küresel gündemin merkezine yerleştirdi. Petrol fiyatlarındaki muhtemel artışın Türkiye ve dünya ekonomisine yansımalarını değerlendiren Prof. Dr. Kerem Alkin, cari açık ve enflasyon üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.
"HER 10 DOLARLIK ARTIŞ CARİ AÇIKTA 2.6 MİLYAR DOLARLIK EK YÜK"
Alkin, petrol fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisi üzerinde doğrudan bir etkisi olacağını ifade ederek, "Her 10 dolarlık artış, Türkiye’nin cari açığında yaklaşık 2.6 milyar dolarlık ek yük demektir. Eğer petrol fiyatları 70 dolardan 80 dolara çıkıp bu seviyede kalırsa, Türkiye ekonomisine yansıması 2.6 milyar dolarlık ek cari işlemler açığı olacaktır" şeklinde konuştu.
Türkiye’nin ham petrol ithalatına bağımlı olduğunu vurgulayan Alkin, yerli üretim çalışmalarının önemli olduğunu ancak ithalatın kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu belirtti. "Gabar'da ve Türkiye'nin farklı bölgelerinde kendi petrolümüzü bulma ve işletme konusunda önemli adımlar atıyoruz. Ancak Türkiye ekonomisinin büyüklüğü göz önüne alındığında ham petrol ithalatı kaçınılmazdır. Bu nedenle 10 dolarlık artışlar cari açık üzerinde baskı yaratacaktır" dedi.
KÜRESEL BÜYÜME VE ENFLASYON ETKİSİ
Uluslararası enerji ajanslarının verilerine de değinen Alkin, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın küresel büyümeyi 0.2 ile 0.4 puan arasında olumsuz etkileyeceğini, küresel enflasyonda ise 0.3 ile 0.6 puan arasında bir artışa yol açabileceğini vurguladı. Ayrıca küresel ticarette yaklaşık 0.5 puanlık bir daralma yaşanabileceğini de sözlerine ekledi.
Petrol fiyatlarındaki artışın sadece enerji faturalarını değil, aynı zamanda üretim ve lojistik maliyetlerini de yükselteceğine dikkat çeken Alkin, küresel enflasyon baskısının artması durumunda merkez bankalarının para politikalarını gözden geçirmek zorunda kalabileceğini ifade etti.
"KRİZ UZARSA MERKEZ BANKALARI SIKILAŞABİLİR"
Gerilimin süresinin belirleyici olacağını ifade eden Alkin, 2-3 haftalık bir kriz ile 3 ayı aşan bir gerginliğin etkilerinin farklı olacağını belirtti. Ham petrol fiyatlarında kalıcı bir artış yaşanması durumunda, başta Amerikan Merkez Bankası olmak üzere İngiltere ve Japonya merkez bankalarının para politikalarında sıkılaştırma adımları atabileceğini söyledi. Bu durumun küresel talep ve büyümeyi olumsuz yönde etkileyebileceğini kaydetti.
TÜRKİYE’NİN DİPLOMATİK POZİSYONU
Türkiye'nin bu süreçte barış odaklı bir politika izlediğini belirten Alkin, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın ateşkes için diplomatik çabalar yürüttüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın ABD Başkanı Donald Trump ile önemli bir görüşme gerçekleştirdiğini vurgulayan Alkin, Türkiye’nin tarafsız ve barış odaklı yaklaşımının piyasalarda korunaklı bir zemin oluşturduğunu dile getirdi.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE ASYA PİYASALARI
Türkiye'nin enerji tedarikinde çeşitliliğe sahip olduğunu belirten Alkin, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve doğalgaza aşırı bağımlılık olmadığını söyledi. Bu durumun Türkiye için bir avantaj olduğunu dile getirdi. Ancak Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrolün büyük bir kısmının Asya'ya gittiğini hatırlatan Alkin, boğazın kapanması durumunda Asya piyasalarında belirsizlik yaşanabileceğini, bu durumun iç piyasalara sınırlı bir yansımasının olabileceğini ifade etti.
DÖVİZDE SERT HAREKET BEKLENMİYOR
Alkin, dolar ve euro kurlarında aşırı bir hareket beklemenin mantıklı olmadığını belirterek, yatırımcıların gereğinden fazla tepki vermemesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin enerji tedariki açısından panik yaratacak bir durum olmadığını kaydetti. Ancak petrol fiyatlarındaki artışın kalıcı hale gelmesi durumunda, hem cari açık hem de enflasyon üzerinde olumsuz etkilerin kaçınılmaz olacağını vurguladı.
Alkin, değerlendirmesini bölgedeki tansiyonun düşmesi ve istikrarın sağlanması temennisiyle sonlandırdı.