
Tufan Erhürman: Kıbrıs Sorununda Bu Kez Farklı Olmalıyız
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs sorununun çözümünde güvenin sağlanması ve somut adımların atılması gerektiğini vurguladı.
1 kez görüntülendi
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, halkın çözüm arzusu yönünde önemli bir mesaj verdiğini ve kendisinin de bu iradeyi taşıdığını dile getirerek, amaçlarının çözüme ulaşmak olduğunu belirtti.
Erhürman, bu mesajın doğru bir şekilde yorumlanması gerektiğini ifade ederek, iradenin sadece sembolik bir süreç yönetimi anlamına gelmeyeceğini söyledi. “Müzakere olsun diye değil, gerçekten çözüme ulaşmak için müzakere istiyoruz” şeklinde konuştu. Geçmişten ders alınmasının, güven artırıcı önlemlerin ve metodolojik adımların ihmal edilmemesi gerekliliğine dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs konusuna olan ilgisinin devam ettiğini vurgulayan Erhürman, Temmuz ayında yeni bir inisiyatif alınmasının planlandığını, bunun yeni bir plan değil, Genel Sekreter’in konuya doğrudan müdahil olma iradesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa Birliği ile yürütülen temasların yalnızca Kıbrıs sorununun çözümü için değil, aynı zamanda izolasyonların kaldırılması ve Kıbrıs Türk halkının uluslararası alanda tanınması açısından da önemli olduğunu belirtti.
Geçiş kapılarının açılması ve 2004 referandumunun yıl dönümü ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Erhürman, 23 Nisan 2003’te kapıların açılmasının Kıbrıs tarihi açısından bir dönüm noktası olduğunu, 24 Nisan 2004 referandumunu ise kaçırılan büyük bir çözüm fırsatı olarak nitelendirdi.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirinin sorularını yanıtlayarak, son gelişmelere dair düşüncelerini aktardı.
"CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'LA VERİMLİ BİR GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİK"
Erhürman, Antalya Diplomasi Forumu’ndaki temaslarını değerlendirirken, dünyada devam eden sıcak çatışmalara rağmen Kıbrıs konusunun uluslararası aktörlerin gündeminde kalmaya devam ettiğini belirtti. Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerle gerçekleştirdikleri temasların bu ilgiyi ortaya koyduğunu söyledi.
Forum öncesi İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmenin olumlu ve verimli geçtiğini aktaran Erhürman, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri koordine etme fırsatı bulduklarını ifade etti.
Erdoğan’ın Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu onuruna verdiği akşam yemeğindeki konuşmasına da dikkat çeken Erhürman, Erdoğan’ın uzun süredir devam eden Kıbrıs sorununun adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm gerektirdiğine vurgu yaptığını belirtti. Ayrıca, izolasyonların kaldırılması çağrısının zemininin 2004 Referandumu sonrası BM Genel Sekreteri Annan’ın raporu olduğunu hatırlattı.
"GÖRÜŞME MASASI DIŞINDA BİR DÜNYA VAR"
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev ile gerçekleştirdiği görüşmelere de değinen Erhürman, seçim öncesinde dile getirdiği dört temel yaklaşımını sürdürdüklerini açıkladı. Bu bağlamda, izolasyonların kaldırılması için müzakere sürecine paralel bir çabanın devam edeceğini, görüşme masasının dışında da dünya ile teması sürdüreceklerini belirtti.
Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı içindeki gözlemci üye statüsünün daha yoğun siyasi, kültürel, sportif ve ticari ilişkiler geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, bu alanlarda daha görünür ve etkin olunması gerektiğini dile getirdi.
Avrupa Birliği ile ilişkilerin sadece Kıbrıs sorunu çerçevesinde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Erhürman, AB temsilcileri ve üye ülke büyükelçileriyle yaptığı görüşmelerde Kıbrıs sorununu anlattığını, ancak aynı zamanda AB ile Kıbrıs Türk tarafı arasında güven artırıcı önlemlere ihtiyaç duyulduğunu da belirtti.
Erhürman, görüşmelerde izolasyonların kaldırılması ve Kıbrıs Türk halkının dünyayla doğrudan buluşması konularının da ele alındığını ifade etti.
"GUTERRES'İN YOĞUN İLGİSİ DEVAM EDİYOR"
Antalya’da BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo ile bir araya geldiklerini hatırlatan Erhürman, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresinin sonuna yaklaşmasına rağmen Kıbrıs konusuna olan ilgisinin devam ettiğini belirtti.
Güney’deki seçimler ve Avrupa Birliği dönem başkanlığının tamamlanmasının ardından, Guterres’in Haziran sonu itibarıyla yeni bir inisiyatif almasının gündemde olduğunu ifade eden Erhürman, bunun kamuoyuna yansıdığı gibi yeni bir plan olmadığını, daha çok Genel Sekreter’in konuya doğrudan müdahil olduğunun bir işareti olduğunu belirtti. Bu tür bir inisiyatifin ileride nereye evrileceğinin ise zamanla netleşeceğini söyledi.
"BU KEZ FARKLI OLACAK"
Erhürman, Kıbrıs Türk halkının büyük çoğunluğunun çözüm istediğini, bu nedenle halktan gelen mesajın doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Dört maddelik metodolojiye de değinen Erhürman, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitlik, eşit kurucu ortaklık, enerji ve güvenlik konularındaki haklarından vazgeçme iradesinin olmadığını dile getirdi. Bu metodolojinin bir ön şart ya da tek taraflı bir çıkar listesi olmadığını belirten Erhürman, geçmiş müzakere süreçlerinin başarısız olmasının nedenlerine yönelik bir değerlendirme sonucu oluşturulduğunu kaydetti. Amaçlarının “müzakere olsun diye müzakere” değil, çözüme götüren bir çerçeve oluşturmak olduğunu vurgulayan Erhürman, artık Guterres’in belirttiği gibi “bu kez farklı olacak” anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.
Süreci “adım adım yaklaşım” olarak tanımlayan Erhürman, 2017 Crans-Montana’dan bu yana güvenin artmadığını, aksine zaman kaybı ve yeni gerilimler nedeniyle güven ortamının zayıfladığını belirtti. Bu nedenle ilk aşamada liderler ve toplumlar arasında güvenin yeniden tesis edilmesi için somut adımların atılması gerektiğini vurgulayan Erhürman, “Amacımız iş yapar gibi görünmek değil, gerçekten iş yapmak. Çözüm iradesini esas alıyoruz ve çözüme giden bir yol oluşturmaya çalışıyoruz.” dedi.
"HELLİM ORTAK ÜRÜN, SORUNLARIN ORTAK ELE ALINMASI GEREKİYOR"
Erhürman, Rum lider Nikos Hristodulidis ile ay sonunda gerçekleştirecekleri yeni bir ikili görüşmeye de değinerek, güven artırıcı önlemler kapsamında bazı somut gelişmelerin yaşandığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erhürman, Metehan geçiş noktasında ortaya konan taleplerin önemli ölçüde karşılandığını, Bostancı’da seyrüsefer işlemlerinin başladığını ve diğer bazı konularda ay sonunda daha somut açıklamalar yapılabileceğini belirtti.
Hellim konusunda ise beş yıldır beklenen bir imzanın atıldığını ve bunun önemli bir aşama olduğunu ifade eden Erhürman, bu durumun ihracatın hemen başlayacağı anlamına gelmediğini söyledi. Küçükbaş süt oranı meselesinin yalnızca Kuzey'e özgü bir sorun olmadığını, Güney’de de benzer sorunlar bulunduğunu belirterek, bu nedenle hellim konusunda iki toplumlu teknik komite ya da ekonomi teknik komitesinde özel bir alt komite kurulmasını önerdi. Erhürman, “Hellim ortak bir ürün, sorunların ortak ele alınması gerekiyor.” dedi.
Yeşil Hat Tüzüğü kapsamındaki “hastalıklardan ari olma” koşulunun da ayrıca tartışılması gereken bir konu olduğunu kaydeden Erhürman, Güney'de şap hastalığının yaygın olmasına rağmen hellim ihracatının durmamasının, Kuzey’e uygulanan şartların yeniden gözden geçirilmesini gerektirdiğini belirtti. Erhürman, Avrupa Birliği ile bu konuyu da gündeme getirdiklerini söyledi.
"2004'TE SONUCA ULAŞILAMAMASI ADANIN TAMAMI İÇİN CİDDİ BİR KAYIP"
23 Nisan’da geçiş kapılarının açılmasının 23’üncü ve 24 Nisan’da Annan Planı Referandumu’nun 22’nci yıl dönümü vesilesiyle de değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erhürman, şunları kaydetti:
“2003’te kapıların açılması, adanın tarihinde son derece önemli bir dönüm noktasıdır. Bizim nesil için bu, hayal bile edilemeyecek bir gelişmeydi. Kuzeyden güneye, güneyden kuzeye geçişler, günlük hayatı dönüştürdü ve genç nesiller artık ‘geçilemeyen sınır’ deneyimi yaşamıyor. Bizden önceki nesiller, köylerini ve kasabalarını görmeden hayatlarını kaybetmekten endişe ediyorlardı. Yeni kapılar meselesi tartışılırken, bu tarihsel dönüşümün iki toplumun hayatını ne şekilde değiştirdiği hatırlanmalıdır.”
Erhürman, 24 Nisan 2004 referandum sürecinin büyük bir çözüm fırsatı olduğunu, ancak sonuç alınamamasının adanın tamamı için ciddi bir kayıp yarattığını söyledi. “2004, en büyük dönüm noktası olabilecekken, sonuç itibarıyla bir çözüm getirmeye adaydı. O gün çözüm gerçekleşmiş olsaydı, üzerinden geçen yirmi iki yıl sonra bu adada insanların hayatı ne kadar değişmiş olurdu? Bu düşünülmeli. Dolayısıyla 2004 dönüm noktası olamadı ama çok büyük bir ders oldu.” şeklinde konuştu.
"HAYAT PAHALILIĞINA İLŞKİN TASARIDA DİYALOĞA KAPI AÇILMIŞ OLMASI ÖNEMLİ"
İç siyasete dair değerlendirmesinde, hayat pahalılığı düzenlemesi konusunda sürekli bir diyalog çağrısı yaptığını ifade eden Erhürman, alınacak önlemlerin kapsayıcı ve katılımcı bir anlayışla ele alınmasının önemine vurgu yaptı. Erhürman, güvenin bu tür dönemlerde özel bir anlam taşıdığını belirterek, gelinen noktada diyaloğa kapı açılmış olmasını olumlu bulduğunu söyledi.
SOSYAL MEDYA HESAPLARINA ERİŞİM SORUNUYLA İLGİLİ GİRİŞİMLER
Son günlerde medya kuruluşlarının sosyal medya hesaplarına erişim sorunları ile ilgili de açıklamalarda bulunan Erhürman, ilk günden itibaren Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu aracılığıyla, ardından doğrudan Meta’nın Türkiye temsilciliği ile iletişim kurduklarını belirtti. Süreçte üç internet gazetesinde olumlu geri dönüş alındığını aktaran Erhürman, diğerlerinde de benzer olumlu gelişmeler beklediklerini ifade etti. Dijital platformların medya açısından vazgeçilmez bir unsur haline geldiğini belirten Erhürman, sorunun çözülmesinin ardından benzer durumların tekrar yaşanmaması için gerekli güvenlik ve koruma mekanizmalarının yetkili kurumlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.