
Şans Oyunlarının Tarihi Buzul Çağı'na Kadar Uzanıyor
Colorado Devlet Üniversitesi'nin araştırması, şans oyunlarının binlerce yıl öncesine dayandığını ortaya koydu. Buzul Çağı avcı-toplayıcıları oyun oynadı.
2 kez görüntülendi
Yeni bir araştırma, 12 bin yıl önce bugünkü ABD-Büyük Ovalar'ın batısında yaşayan Buzul Çağı avcı toplayıcılarının zar ve benzeri olasılık araçlarıyla oyunlar oynadığını ortaya koyuyor.
İnsanlığın şans oyunlarına olan ilgisi, tarih boyunca var olmuştur. Ancak yeni bulgular, olasılık oyunlarının kökeninin uzmanların tahmin ettiğinden çok daha eskiye dayandığını gösteriyor.
Hakemli bilimsel dergi American Antiquity'de yayımlanan bu araştırma, 12 bin yıl önce Kuzey Amerika'da zar ve benzeri nesnelerle oyunların oynandığını kanıtlıyor.
Bu bulgular, zarın kökenini Avrupa, Afrika ve Asya'daki Tunç Çağı toplumlarının eserlerinden tam 6 bin yıl daha geriye götürüyor. Ayrıca, bu oyunların kimler tarafından oynandığı da tahmin edilenden oldukça farklı.
"ESKİ DÜNYA" TARİH ANLAYIŞI YENİDEN DEĞERLENDİRİLİYOR
Uzun yıllardır arkeologlar, insanın olasılık ve rastlantısallık kavramlarını ilk kez yaklaşık 5 bin 500 yıl önce keşfettiğini düşünüyordu. Bu görüş, Orta Doğu, Hindistan ve Asya'daki çok yüzlü zarlara dayanıyordu.
Ancak Kolorado Eyalet Üniversitesi'nden arkeolog Robert Madden ve ekibi, bu zaman çizelgesinin gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Araştırmacılar, 1907 yılında yayımlanan ve yerli halklara ait zar setlerini inceleyen kapsamlı bir çalışmayı modern yöntemlerle yeniden değerlendirdi. Kuzey Amerika'nın 57 farklı bölgesinden toplanan 600'ün üzerinde parça üzerinde yapılan sistematik analizler, bu nesnelerin "oyun parçası" olduğunu gösterdi.
Popular Science'a açıklama yapan Madden, "Eksik olan kanıt değil, baktığımız şeyin ne olduğunu anlamamızı sağlayacak kıta çapında bir standarttı" diyerek araştırmanın önemini vurguladı.
KEMİKLERDEN YAPILAN OLASILIK ARAÇLARI
Wyoming, New Mexico ve Kolorado'da bulunan ve 12 bin 800 ila 12 bin 200 yıl öncesine tarihlenen bu ilk zarlar, günümüzdeki küp formundan oldukça farklıydı.
Küçük kemiklerden oyulmuş, "ikili zar" (binary lot) denilen düz ve iki yüzlü araçlar kullanılıyordu. Her bir yüzey, yere atıldığında sonucun net bir şekilde anlaşılabilmesi için özel işaretler veya boyalarla işlenmişti.
Araştırmacılar, bu nesnelerin kemik işleme sürecinin rastgele ürünleri olmadığını, rastgele sonuçlar elde etmek için bilinçli olarak tasarlandığını belirtiyor.
KADINLARIN ROLÜ
Arkeologlar, bu şans oyunlarının sadece eğlence amaçlı olmadığını, Geç Pleistosen dönemindeki yerli kültürler için kritik bir sosyal teknoloji olduğunu savunuyor.
Bu oyunlar, farklı gruplardan bireylerin bir araya gelmesine, mal ve bilgi alışverişi yapmasına, ittifaklar kurmasına ve belirsizlikleri yönetmesine olanak tanıyan kurallara dayalı tarafsız alanlar oluşturuyordu.
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise oyuncuların cinsiyetiyle ilgili. İncelenen tarihsel kayıtlar ve etnografik analizler, bu oyunların erkek egemen bir alan olduğunu düşündürmenin ötesine geçiyor.
Belgelenen 131 oyun kaydının yüzde 81'inin yalnızca kadınlar tarafından oynandığı, yüzde 12'sinin her iki cinsiyet tarafından oynandığı, erkeklerin tek başına oynadığı oranının ise yalnızca yüzde 7 olduğu tespit edildi.