
Prof. Dr. Nur Köprülü: Savaş, Orta Doğu için değil, Batı için yeni başladı
İran’a yönelik saldırılar, Orta Doğu'daki dengeleri sarsarak küresel jeopolitik değişimlere yol açıyor. Prof. Dr. Nur Köprülü, durumu analiz etti.
1 kez görüntülendi
Fars Haber Ajansı, sabah saatlerinde Tahran ile birlikte İsfahan, Kum, Kereç, Tebriz ve Kirmanşah'ta patlamaların meydana geldiğini aktardı. Reuters'a konuşan yetkililer, İran'ın güneyindeki bazı bakanlık binalarının da saldırıya uğradığını bildirdi. İsrail ordusu, başlattığı operasyonun adını "Aslan’ın Kükremesi" olarak duyururken, saldırı kararının ardından İsrail hava sahasını kapattı. ABD Başkanı Donald Trump ise kısa süre içinde operasyonun başladığını açıkladı.
İran resmi kaynakları, Tahran'da çok sayıda patlama olduğunu doğruladı ve İsrail ordusu, başkentte üst düzey siyasi ve askeri hedeflere yönelik eş zamanlı saldırılar düzenlendiğini belirtti. İran Kızılayı, ülke genelinde 24 noktaya gerçekleştirilen saldırılarda yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını bildirdi. Hürmüzgan eyaletinde bir ilkokulda yaşamını yitiren öğrencilerin sayısının onlarca olduğu kaydedildi.
Saldırıların ardından Körfez bölgesinde güvenlik alarmı verildi. Kuveyt'te bir askeri üs yakınlarına füze ve insansız hava aracı parçaları düştü; Birleşik Arap Emirlikleri'nde de bazı bölgelerde patlamalar yaşandı. Katar, vatandaşlarına zorunlu durumlar dışında dışarı çıkmamaları yönünde uyarıda bulundu.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölgedeki mevkidaşlarıyla yoğun bir diplomasi trafiği yürütürken, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, saldırıları kınayarak diplomasi ve ateşkes çağrısında bulundu. Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimi ise gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve insani destek için hazır olduklarını bildirdi.
Orta Doğu'daki gerginliğin yalnızca askeri alanla sınırlı kalmadığı, hava sahalarına da yansıdığı belirtiliyor. Uzmanlar, uçuş rotalarının değişebileceğini ve kapalı hava sahalarının genişleyebileceğini ifade ediyor. Bu durumun Doğu Akdeniz ve Türkiye'nin bazı bölgelerini de etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Prof. Dr. Nur Köprülü, yaşananların "önleyici savaş" söylemiyle açıklanamayacak kadar karmaşık bir jeopolitik arka plana sahip olduğunu dile getiriyor. Köprülü, saldırıların 7 Ekim sonrası Orta Doğu'ya yayılan sıcak çatışma ortamına ABD'nin doğrudan dahil olduğu yeni bir aşama oluşturduğunu belirtiyor.
Köprülü, bölgedeki güç dengelerinin Arap ayaklanmalarından bu yana değiştiğini, İran-İsrail geriliminin artması ve İsrail'in Gazze'den Lübnan'a, Suriye'den Yemen'e kadar uzanan geniş bir alanda askeri varlık göstermesinin yeni bir jeopolitik gerçeklik yarattığını ifade ediyor. Bu çerçevede, bugün yaşananların yalnızca İran'da olası bir rejim değişikliğiyle açıklanamayacağını vurguluyor.
Köprülü'nün en dikkat çeken değerlendirmesi, çatışmanın tarihsel boyutuna dair oldu. Bölgenin uzun süredir savaş ve müdahalelerle şekillendiğini belirten Köprülü, "Savaş Orta Doğu için bugün başlamadı; savaş, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri için bugün itibarıyla başlamış oldu" görüşünü paylaştı. Bu durumun Batı ittifakını da kapsayan daha geniş bir çatışma sürecine işaret ettiğini söyledi.
Köprülü, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün ve Katar gibi ülkelerin şekillenmekte olan yeni bölgesel düzene karşı dengeleyici bir pozisyon arayışına girmesinin, yaşananların kapsamlı bir güç mücadelesinin parçası olduğunu gösterdiğini belirtti. Körfez ve bazı Arap ülkelerinde güvenlik tehdit algısının yeniden şekillendiğine dikkat çekti.
Sonuç olarak Köprülü, mevcut gelişmelerin yalnızca İran merkezli bir kriz olarak değil, bölgesel dengeleri ve küresel güvenlik mimarisini yapısal olarak dönüştürme potansiyeli taşıyan çok katmanlı bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Ona göre, Orta Doğu'nun tarihsel derinliği ve uluslararası sistem içindeki konumu dikkate alınmadan üretilecek politikalar, bölge istikrarına katkı sağlamayacaktır.