
Piyasalarda Dalgalanma: Tahterevalli Gibi İlerliyorlar
İktisatbank, 21 Nisan 2026 piyasa analiz raporunda dalgalı piyasa ruh hâlini ele aldı. Olumsuz haberlerle başlayan haftaya dikkat çekildi.
1 kez görüntülendi
İktisatbank, 21 Nisan 2026 tarihine ait piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Piyasaların ruh hâli: Tahterevalli, Fenerbahçe misali" ifadelerine yer verildi.
Piyasa analiz raporunun ayrıntıları şöyle:
"Hafta sonuna iyimser bir ruh haliyle başlayan küresel mali piyasalar, hafta sonu gelen olumsuz haberlerin etkisiyle yeni haftanın ilk işlem gününe olumsuz bir giriş yaptı. Daha önce İran'ın döviz varlıklarına yönelik blokajın kaldırılabileceği yönündeki iddialar ve İran Dışişleri Bakanı Arakçi'nin Hürmüz Boğazı'nın tüm ticari gemilere açıldığına dair açıklamaları, küresel risk iştahında belirgin bir artış sağlamıştı. Bu bağlamda Brent petrolün varil fiyatı sert bir düşüşle 86 doların altına inerken, risk algısındaki iyileşmeye bağlı olarak dolar değer kaybetti ve altın 4,900 dolar seviyesine kadar yükseldi. Hisse senedi piyasalarında güçlü alım hareketleri yaşanırken, genel risk göstergelerinde dikkat çekici bir iyileşme gözlemlendi.
Ancak, hafta sonu yaşanan yeni gelişmeler, ilk işlem gününde piyasaların moralini bozdu. ABD'nin İran limanlarına uyguladığı ablukanın etkisi öne çıkarken, ateşkes süresinin dolmasına kısa bir süre kala ABD'nin bir İran bayraklı yük gemisine müdahalesi ve ardından gelen sert açıklamalar, müzakere masasına dönüş ihtimalini artırmaktan çok kırılganlığı artıran unsurlar olarak öne çıktı. Bu gelişmelerin gölgesinde, Brent petrol haftaya 97 dolar seviyesine yükselerek başlarken, altın azalan risk iştahı etkisiyle 4,735 dolara geriledi. Dolar değer kazanırken, hisse senetleri günü kayıpla tamamladı.
Dün, ABD ile İran arasında yeniden diplomasi zemini arayışları sürerken, gözler Pakistan'da yapılması planlanan olası görüşmelere çevrildi. Reuters haberlerine göre, üst düzey bir İranlı yetkili, Tahran'ın görüşmelere katılımını olumlu değerlendirdiğini ancak henüz kesin bir karar vermediğini belirtti. Çin Devlet Başkanı Xi, acil ve kapsamlı bir ateşkes çağrısında bulunurken, Hürmüz Boğazı'ndaki normal geçişlerin korunmasının hem bölge ülkeleri hem de uluslararası toplum için ortak bir çıkar olduğunu vurguladı. Pakistan'ın çabası ve Xi'nin açıklamalarının özellikle İran üzerinde etkili olabileceği beklentisiyle satış baskısının azaldığı gözlemlenirken, günün son işlem saatlerinde piyasaların toparlandığı da görüldü. Altının ons fiyatı yeniden 4,800 dolar seviyesinin üzerine çıkarken, dolar endeksinin (DXY) kazançlarının tümünü kaybettiği görüldü. Kripto para birimlerinin lideri Bitcoin ise hafta sonu 78 bin dolar seviyesini aşarak son üç ayın en yüksek seviyesine ulaştı, ancak kazançlarının bir kısmını geri vererek 75,750 dolar seviyesinin üzerinde kalmayı başardı.
Fenerbahçe metaforuyla ifade edildiği gibi, piyasalar adeta bir tahterevalliye dönmüş durumda ve her hafta sonu farklı bir ruh hâline bürünüyoruz. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına gelmesiyle birlikte, petrol fiyatları dün günü 95 dolar seviyesinden tamamlayarak Cuma günkü iyimserlikten çok daha düşük bir seviyede kaldı. Küresel petrol ve sıvılaştırılmış gaz arzı açısından kritik öneme sahip olan bu bölgede tansiyonun yeniden yükselmesi, enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyon ve büyüme görünümünü baskılayabilecek bir unsur olarak izleniyor. Türkiye tarafında ise BİST100 ana endeksi, Cuma günkü küresel iyimserlik rüzgârını arkasına alarak tarihî zirvesini test etti; ancak havanın kötüleşmesiyle birlikte dün günü %0,7 düşüşle kapattı. USDTRY kuru, kamunun kontrolünde bebek adımlarla 44,85 seviyesine yükselirken, yabancı yatırımcıların Türkiye algısını yansıtan 5 yıl vadeli CDS risk primi, Cuma gününe göre yaklaşık 10 baz puan artarak 233 baz puan seviyesine ulaştı. Geçen hafta hâkim olan iyimserliğin yanı sıra risk priminin de gerilemesiyle Hazine, eurobond ihracına çıkmış ve 5 yıl vadede (22 Mayıs 2031) %6,40 getiri oranıyla ABD Doları cinsinden 2 milyar dolar tutarında satış gerçekleştirmiştir.
23 Nisan bayram tatili nedeniyle kısa geçecek haftanın ilk iş gününde TÜİK tarafından açıklanan önemli bir veri dikkat çekti. Türkiye'de 2025 yılı itibarıyla çocuk nüfus 21,4 milyon kişi ile toplam nüfusun %24,8'ini oluştururken, bu oran Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine işaret ediyor. 1970 yılında %48,5 olan çocuk nüfus payının günümüzde yarıdan fazla gerilemesi, demografik yapıda yaşlanmanın hızlandığını açıkça gösteriyor. Günlük hayatta da bu dönüşümü daha sık gözlemliyoruz: evliliklerin daha kısa sürmesi, çocuk sahibi olma eğiliminin zayıflaması veya ekonomik nedenlerle tek çocukla sınırlı kalınması bu tablonun yansımaları olarak dikkat çekiyor. Mevcut eğilimin devam etmesi durumunda, bu oranın 2100 yılında %14,5'e kadar gerilemesi beklenirken, düşük doğurganlık senaryosunda çift hanenin altına inmesi muhtemel görünüyor. Ancak Türkiye, %17,6 olan AB ortalamasının üzerinde kalarak görece genç nüfus avantajını hâlâ koruduğunu da belirtmek gerekiyor.
Kısa geçecek haftada, gözler çarşamba günü açıklanacak TCMB'nin olağan Nisan ayı faiz kararına çevrildi. Anketlere göre tüm faiz oranlarının sabit tutulması bekleniyor. Biz de aynı görüşteyiz. Bu görüşümüzün arka planında, yurt içindeki yerleşiklerin döviz talebinin önemli bir rol oynadığını söyleyebiliriz.
Geçen hafta açıklanan TCMB'nin haftalık verilerine göre, 10 Nisan ile biten haftada yurtiçi yerleşiklerin döviz hesapları (DTH) 1 milyar dolar azalış gösterdi. Kompozisyona bakıldığında, kıymetli metal fiyatlarının yavaş da olsa yukarı yönlü hareket etmesiyle kıymetli maden depo hesaplarının arttığı, yabancı para mevduatlarının ise erimeye devam ettiği görülüyor. Yurtiçi yerleşiklerin TL mevduatının toplam mevduat havuzundaki payı, otoritenin kuru savunma çabalarının etkisiyle son yılların en yüksek seviyesine (~ %59) ulaştı.
Bu arada, TCMB Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay'ın yaş haddinden dolayı Banka'daki görev süresi sona erdi. Bu hafta düzenlenecek PPK toplantısına katılmayacağını belirtmekte fayda var. Ayrıca, ateşkes anlaşmasının ardından yurt dışındaki yerleşiklerin TL cinsinden varlıklara olan ilgisinin belirgin şekilde arttığı gözlemleniyor. 10 Nisan haftasında yabancıların DİBS, hisse senedi ve eurobond portföyü net 1,5 milyar dolar büyürken, savaşta en kötü senaryonun geride kaldığı algısı Türk mali piyasalarında hızlı ve güçlü bir toparlanmayı beraberinde getirdiği anlaşılıyor. ABD'nin Türkiye büyükelçisi Barrack'ın Antalya Diplomasi Forumu'ndaki CAATSA'nın yakın vadede sonlandırılması konusundaki görüşlerinin de olumlu bir gelişme olduğunu belirtmekte yarar var. ABD-Türkiye ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesiyle fon girişleri arasında ciddi bir ilişki olduğunu hatırlatmak gerekiyor.
Bu eğilim, TCMB'nin net yabancı para pozisyonunda da net bir şekilde izlenebiliyor. Savaşın en yoğun döneminde 31 Mart valörlü işlemlerde 8,3 milyar dolara kadar gerileyen net yabancı para pozisyonu, 16 Nisan valörlü işlemlerde 35,8 milyar dolara kadar toparlandı. Ateşkes sonrası sekiz gün boyunca kesintisiz bir iyileşme kaydedilirken, 17 Nisan valörlü işlemlerde 2,3 milyar dolarlık sınırlı bir geri çekilmeyle pozisyon 33,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Daha basit bir ifadeyle, savaş öncesi 70 milyar dolar seviyesinde olan bu rakamın neredeyse yarısının geri kazanıldığını söyleyebiliriz.
Her ne kadar çözüm sürecinin engebeli ve karmaşık olacağını daha önce belirtmişsek de, aşırı iyimserliğe kapılmadan en kötünün geride kaldığını düşünüyoruz. Bu perspektifle, altın ve gümüş tarafında ölçülü bir şekilde açtığımız uzun pozisyonlarımızı koruyoruz. Aşağıdaki grafiklerden de görülebileceği üzere, teknik anlamda gümüşte 79 dolar, altında ise 4,800 dolar önemli seviyeler.
Bitcoin cephesinde ise yükseliş isteğinin devam edebilmesi için haftalık kapanışın 75,750 dolar seviyesinin üzerinde olmasına dikkat edeceğiz.
Yeni günün başlangıcında, İran'ın ABD ile Pakistan'da yapılması planlanan görüşmelere katılabileceğine dair haber akışı, risk iştahını desteklemekte. Ateşkesin kırılgan yapısının korunması ve Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların devam etmesi temkinli bir duruşu beraberinde getiriyor; ancak Asya piyasalarında yükseliş isteğinin hâkim olduğunu gözlemliyoruz. Son dönemin dikkat çeken ismi Güney Kore borsası KOSPI, %2'nin üzerinde bir artışla savaş sonrası dönemin zirvesine ulaşarak rekor kırarken, Japonya'nın Nikkei endeksi de %1,2 değer kazandı. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa bir yükseliş isteği bulunduğu görülüyor. Öte yandan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 95 dolar, dolar endeksi (DXY) ise 98 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Altının ons fiyatı da 4,800 dolar seviyelerinde yatay kalıyor; bu durum, piyasaların bekle-gör stratejisine geçtiğini gösteriyor.
ABD tarafında ise gözler Kevin Warsh'ın Senato'daki konuşmasına çevrildi. Para politikasında bağımsızlık vurgusu ve bilanço küçültmeye yönelik olası mesajlar dikkatle izleniyor; 10 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi %4,25 civarında dalgalanıyor. Haftaya düzenlenecek Japonya Merkez Bankası (BoJ) toplantısında politika faizinin %0,75 seviyesinde sabit tutulması bekleniyor. Jeopolitik belirsizlikler ve yükselen enerji fiyatlarının ekonomik görünüm üzerindeki etkileri nedeniyle temkinli bir duruş öne çıkarken, enflasyon baskılarının devam etmesi nedeniyle gözler Haziran toplantısına çevrildi. Japon Yeni dolar karşısında 159 seviyelerinde dalgalanıyor. Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye cephesinde kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi takip edilebilirken, Almanya'da ZEW eğilim endeksi öne çıkıyor.