
Mete Hatay'dan Rüstem Kitabevi Önündeki Park Yasağına Tepki
Mete Hatay, Rüstem Kitabevi önündeki taksi duraklama uygulamasını eleştirerek, kültür alanlarını korumanın önemine vurgu yaptı.
1 kez görüntülendi
Araştırmacı yazar Mete Hatay, sosyal medya üzerinden Rüstem Kitabevi önünde yaşadığı bir olayı gündeme taşıdı.
Hatay, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Gündüz buraya park edince zabıta ceza yazıyor, gece olunca aynı mekan taksilere mi devrediliyor?"
"Geçen gün Rüstem Kitabevi’ndeki bir etkinliğe katılmak için akşam sekiz civarında aracımı önüne park ettim. Bagajımda Rüstem’e bırakacağım birkaç sanat eseri vardı. Daha kontağı kapatır kapatmaz bir taksici yanıma gelerek buranın taksi durağı olduğunu belirtti.
İnsan sormadan edemiyor; gündüz buraya park edince zabıta ceza yazıyor (bunu büyük bir zevkle yapıyorlar), gece olunca aynı mekân taksilere mi devrediliyor? Bu durumda bir mekânsal mantık aramak zor.
'Kültür merkezlerinin önü, trafiği etkilemediği sürece, o mekanın doğal uzantısıdır; belediye bunu nasıl görmez, gerçekten anlamak zor.'
Rüstem Kitabevi, yıllardır kendi imkânlarıyla ayakta duran bir mekan. Bu bölgede sanat ve kültür üretiminin yaşandığı nadir alanlardan biri. Neredeyse her akşam tiyatro, sergi, performans ya da konser düzenleniyor. Uluslararası misafirlerin geldiği, iki toplumlu buluşmaların, diplomat yemeklerinin yapıldığı bir yer. Böyle bir mekânın girişinin 'taksi durağı' olarak belirlenmesi, meseleyi anlamamak demektir.
Kültür merkezlerinin önü, trafiği felç etmediği sürece, o mekânın doğal uzantısıdır. Orası yalnızca bir kaldırım değil; karşılaşma, sohbet etme, geçiş yapma ve bekleme alanıdır. Belediyenin bunu nasıl göz ardı ettiğini anlamak güç.
'Bu tür bağımsız alanları sıkıştırmak değil, aksine nefes aldırmak gerekir.'
Kültür, kamusal alanla ve sokağın kendisiyle kurduğu ilişkiyle varlık gösterir. Sadece devletin ya da resmi kurumların tekelinde değildir. Belediyelerin sorumluluğu da burada başlar. 1937’den beri şehrin hafızasına yerleşmiş, zamanla bir kültür merkezi haline gelmiş bu mekâna yapılan muamele, aslında memlekette kültüre bakışın küçük ama net bir yansımasıdır.