İktisatbank Analizi: Piyasalarda Fed Beklentisi ve Altın-Gümüş Durumu
EKONOMI

İktisatbank Analizi: Piyasalarda Fed Beklentisi ve Altın-Gümüş Durumu

İktisatbank, 18 Mart 2026 tarihli piyasa analiz raporunda merkez bankalarının zorlu tercihlerine vurgu yaptı.

1 kez görüntülendi
İktisatbank, 18 Mart 2026 tarihli piyasa analiz raporunu duyurdu. Raporda, "Piyasalar Fed'i bekliyor; altın ve gümüşte görünüm zayıf!" ifadeleri öne çıktı. Orta Doğu'daki savaş 19. gününe girdi ve etkisi sürüyor. Ünlü yatırımcı Ray Dalio, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün kritik olduğunu, bunun ABD'nin küresel gücü açısından belirleyici bir sınav olduğunu belirtti. Dalio, savaşın kaybedilmesinin tarihsel sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Birçok kişi, ABD'nin bu savaşta kaybeden olacağı görüşünde birleşirken, bu yorumların Trump'ın savaşın devam etme eğilimini artırdığını düşünüyoruz. Hafta başında yayımladığımız raporda, Polymarket'a göre, Kasım ayında ABD'de yapılacak ara seçimlerde siyasi dengelerin değişebileceği öngörüsü artmış durumda. Demokratların, Kongre'nin her iki kanadını (Senato ve Temsilciler Meclisi) kontrol altına alması ihtimali %50 seviyesine çıktı. Bu durumun gerçekleşmesi halinde, Demokratların maliye politikası ve regülasyon alanında daha genişleyici adımlar atma şansı doğabilir. Trump'ın "Seçimi kaybedersem beni azlederler!" sözü bu durumu pekiştiriyor. Mevcut tablo kesin değil, ancak Trump için durumun pek iç açıcı olmadığını söyleyebiliriz. Anket verileri önemli sinyaller verirken, AB'nin İran'a yönelik askerî operasyona katılmayacağı açıklamaları da dikkatle izlenmelidir. Bu çerçevede, dün küresel borsaların olumlu bir seyir izlediğini kaydediyoruz. Türk mali piyasalarında da toparlanma çabası gözlemlendi. Hazine'nin tahvil ihraçlarının sorunsuz geçmesiyle 2 yıl vadeli tahvilin bileşik faizi %40 seviyesine doğru gerilerken, BIST100 endeksi günü %2 artışla kapattı. Bankacılık sektöründe artış %3'ü aştı ve döviz piyasasında USDTRY kuru, 44,20 seviyelerinde seyrediyor. CDS risk priminin ise 276 baz puana düştüğünü belirtelim. Savaşın başlangıcından bu yana panik yapan yabancı yatırımcıların 13 ve 16 Mart tarihli işlemlerde sıcak para çıkışının sürdüğünü görüyoruz. Bu doğrultuda, TCMB'nin net yabancı para pozisyonu, altın fiyatlarındaki gerileme ile birlikte son 11 iş gününde 32,5 milyar dolar azalarak 37,6 milyar dolara düştü. TCMB'nin swap ve kamu dövizleri hariç net yabancı para pozisyonu, 29 Ocak'ta 82,4 milyar dolarla zirve yapmıştı; bu süre zarfında 45 milyar dolarlık bir rezerv kaybı yaşandı. Ocak sonunda altın fiyatlarının 5,600 dolarla zirve yaptığını da unutmamak gerekiyor. TCMB'nin mevcut rezerv seviyesi yeterli görünse de, savaşın uzaması durumunda stres seviyesinin artabileceği öngörülüyor. Yeni gün başlarken, Orta Doğu'daki jeopolitik risklere rağmen Brent cinsi ham petrolün 100 dolar civarında dengelendiği gözlemleniyor. Bu durum, hisse senedi piyasalarında risk iştahını artırdı. Gösterge endeks Tokyo borsası %2,7 yükselirken, bölge genelinde pozitif bir seyir gözlemleniyor. Güney Kore borsası %4'lük bir artışla dikkat çekiyor, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de %0,5 artışlar kaydediliyor. Piyasalar, dün başlayan ve bu akşam sona erecek olan Fed'in Mart ayı olağan faiz toplantısına odaklanmış durumda. Başkan Powell'ın basın toplantısı ve üyelerin ekonomik projeksiyonları büyük bir dikkatle izlenecek. Faiz oranlarında değişiklik beklenmese de, enflasyon kaygıları nedeniyle Fed'in duruşunun daha şahin olmasını bekliyoruz. Savaş öncesi dönemde, vadeli kontratlar Haziran ayında Fed'de koltuk değişimi sonrası ilk faiz indiriminin geleceğini öngörüyordu. Ancak savaş sonrasında vadeli kontratlar yıl sonuna kadar sadece bir faiz indirimi beklemeye başladı. Enerji arz sorunları ve petrol kaynaklı enflasyon baskısının artması, Fed'in daha şahin bir duruş sergileme olasılığını artırıyor. Merkez bankalarının zor bir yol ayrımına doğru ilerlediğini düşünüyoruz. Sene başından itibaren Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı %66 artarken, savaşın başlangıcından bu yana %45 yükseldi. Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması, küresel arzın önemli bir kısmını tehdit ediyor; bu durum enerji fiyatlarının yanı sıra gıda ve lojistik maliyetlerini de artırarak yeni bir küresel enflasyon dalgası riskini gündeme taşıyor. Merkez bankaları, büyümenin yavaşladığı ve enflasyonun yukarı yönlü kaldığı bir ortamda stagflasyon ve resesyon gibi sorunlarla karşı karşıya. Piyasalar, enerji şokunun geçici mi yoksa kalıcı bir değişim yaratacak mı olduğunu kestirmekte zorlanıyor. Bu süreçte, zayıf dolar teması ile dikkat çeken kıymetli metaller, piyasa faizlerinin yükselmesi ve güvenli liman olarak doların öne çıkmasıyla değer kaybediyor. Altın ve gümüşdeki momentum kaybı devam ediyor ve yön aşağıya döndü. Geçtiğimiz haftanın kapanışını teknik açıdan olumlu görmüyoruz; altın 5,050, gümüş ise 81 dolar seviyesinin altında kapanarak aşağı yönlü isteği artırdı. Bugün altının ons fiyatı 4,980 dolar, gümüş ise 78 dolar seviyelerinde işlem görüyor. Teknik olarak altında ilk hedef 4,830, gümüşte ise 68 dolar seviyeleri olarak öngörülüyor. Bitcoin ise 74 bin dolar seviyelerinde tutunmaya devam ediyor. Ancak, savaş döneminde Bitcoin'in değer kazanma potansiyelini dikkatli değerlendirmek gerekiyor! İran'ın Tel Aviv'e düzenlediği misket bombası başlıklı füze saldırısı, çatışmanın şiddetini artırdı. İsrail'in İran'ın üst düzey güvenlik yetkilisini öldürmesine karşılık verilen bu saldırılar, jeopolitik tansiyonun kalıcı hale geldiğine işaret ediyor. Ateşkes olasılığının reddedilmesi, sürecin kısa vadede sona ermeyeceği ve bölgesel savaş riskinin yükseldiğine dair endişeleri artırıyor. Tarafların diplomatik bir çözüm yolu geliştirememesi, İsrail'in Lübnan'a yönelik operasyonlarını genişletmesi, çatışmanın bölgesel boyut kazanmasına ve jeopolitik risklerin yayılmasına yol açabilir. ABD tarafında da ilginç bir gelişme yaşandı. Joseph Kent, ABD’nin terörle mücadele stratejisinden sorumlu en üst düzey yetkililerden biri olarak görev yaparken, İran savaşına karşı vicdani nedenlerle istifa ettiğini açıkladı. Trump tarafından atanan Kent, istifa mektubunda İran'ın "ABD için yakın bir tehdit olmadığı" yönündeki ifadeleriyle savaşın gerekçesini eleştirdi. Bu durum, Washington içinde derin görüş ayrılıklarının oluştuğuna işaret ediyor!