
İktisatbank Analizi: Petrol Fiyatları Yükselirken Altın Neden Düşüyor?
İktisatbank, 9 Mart 2026 tarihli piyasa raporunda,
1 kez görüntülendi
kabul edilemez" olarak nitelendirirken, İsrail yeni liderin de hedef olabileceği uyarısında bulundu. Savaşın etkileri, İran sınırlarının ötesine taşarak Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE ve Bahreyn'e yönelik drone saldırıları ile enerji ve su altyapısını tehdit ediyor. Bu durum, savaşın yalnızca askeri değil, enerji piyasaları ve küresel ekonomi açısından da büyük bir risk oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Orta Doğu'daki savaşın yarattığı belirsizlik ve artan enerji fiyatları, hisse senetleri üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi haftayı %2 değer kaybıyla kapattı. Yatırımcı endişesinin önemli bir göstergesi olan VIX, son bir yılın zirve seviyesine ulaştı. Bu gelişmeler ışığında, yeni haftanın ilk iş gününde Asya piyasaları sert bir satış dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Güney Kore borsası %8'den fazla gerilerken, Tokyo borsası %7 düştü. ABD borsalarının vadeli işlemleri %2'den fazla geriledi. Altının ons fiyatı 5 bin dolar seviyelerine kadar gerilerken, gümüş de 80 dolar seviyesinin altını test etti. Doların değeri ise belirsizlik ortamı ve enerji fiyatlarındaki artışla birlikte yükselme eğiliminde.
Piyasalarda herkes neden altının değer kazanmadığını merak ediyor. Hatırlanacağı üzere, İran savaşının başlamasının ardından altın ilk etapta sert bir yükseliş göstermişti. Geçen hafta ilk iş günü 5,418 dolar seviyesini gören altın, ikinci iş gününde 4,995 dolara kadar geriledi. İlk gün, savaşın uzun sürmeyeceği düşüncesiyle piyasa bir miktar kayıtsız kalmışken, ikinci günde durumun ciddiyetinin farkına varıldı. Küresel ekonomik ve jeopolitik belirsizlik endeksi, tarihin en yüksek seviyesine çıkarak Covid-19 pandeması ve 2008 Küresel Finansal Krizi dönemlerini geride bıraktı. Jeopolitik risklerin yükselmesi ve arz endişelerinin artması, enerji piyasasında alımları hızlandırırken, enerji maliyetlerindeki kesin sıçrama, küresel enflasyon beklentilerini de altüst etti.
Haftalık bazda incelendiğinde, altın değer kaybederken, Brent tipi ham petrolün varil fiyatı %28 yükseliş kaydetti. Katar'daki LNG tesisinin vurulması sonrasında Avrupa'daki doğal gaz fiyatları %64 artış gösterdi. Bu büyük jeopolitik şok sonrası altının beklenen tepkileri vermemesi, büyük ölçüde doların güçlenmesine bağlı. Enerji fiyatlarındaki artış kaynaklı enflasyon, merkez bankalarını zor durumda bırakırken, piyasa vadeli işlemlerine göre Fed'in bu yıl faiz indirme olasılığı da azaldı.
Uzun süredir Trump politikalarının etkisi altında kalan dolar, savaş dönemlerinde derin ve likit finansal piyasaları sayesinde yatırımcılar için güvenli bir liman olarak öne çıkmayı sürdürüyor. Bu bağlamda, doların önde gelen para birimlerine karşı değerini gösteren DXY endeksi, geçen hafta dolar faizlerinin artmasıyla birlikte psikolojik 100 seviyesine yaklaştı.
Faiz indirim beklentilerinin azalması, enflasyon beklentilerinin artması ve enerji fiyatlarının yükselmesi, aslında ABD Başkanı Trump'ın belirttiği durumlarla çelişiyor. Kıymetli madenler, artan savunma harcamaları ve genişleyen bütçe açıkları nedeniyle Fed'in faiz indirimine yönelik baskıları son bir yıldır etkili oldu. Ancak enerji kaynaklı enflasyon artışı karşısında Fed'in faiz indirmekte zorlanacağı düşünülüyor. Faiz getirisi olmayan altının, böyle bir ortamda zayıflaması ise şaşırtıcı değil.
Tarihsel olarak bu tür krizlerde, ilk aşamada enflasyon beklentilerinin doları güçlendirdiği, ardından ise savaşın ekonomik maliyeti ve durgunluk kaygıları piyasaların yeniden altına yönelmesine neden olduğu gözlemleniyor. Bu bağlamda, tartışmamız gereken konu aslında altının neden yükselmediği değil, savaşın süresidir. Eğer hızlı bir ateşkes sağlanırsa, altındaki yükseliş isteği yeniden başlayabilir, ancak süreç uzarsa, altın bir süre daha baskı altında kalabilir. Teknik açıdan 5 bin dolar seviyesi hala savunulurken, yukarıda 5,400 dolar seviyesinin üzerinde kapanış yapılmadan acele etmemekte fayda var. ABD'de altına dayalı en büyük ETF olan GLD, geçen hafta 4 milyar dolardan fazla büyüklükte rekor çıkış gerçekleştirdi.
Savaşın gölgesinde, altın sorularını cevaplamak için geniş bir alan ayırmak mümkünken, gümüşte ise 91 dolar seviyesinin geçilmesi durumunda daha dikkatli olmak gerektiğini düşünüyoruz. Bu seviyenin aşılmaması halinde, 67 ve 60 dolar seviyeleri güvenli alım bölgeleri olarak görülebilir. Bitcoin ise uzun süredir baskı altında ve Trump'ın kripto para piyasasına yönelik düzenlemeleri hızlandırma çağrısına rağmen, 67 bin dolardan 74 bin dolara kısa bir sıçrama yapmış olsa da, beklenen yükseliş için koşullar henüz olgunlaşmamış gibi görünüyor. Bitcoin’in yeniden 67 bin dolara gerilemesi durumunda, 63 bin dolar seviyesinin altında kalmadıkça umut kesmeyeceğiz.
Savaşın kazananı olmayacağı görüşünü bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Körfez ülkeleri büyük bir stratejik şokla karşı karşıya kaldı ve bu süreçte yapılan büyük harcamalar, bugünlerde soru işaretlerine neden oluyor. Sadece on gün içinde petrol ve doğalgaz ticaretinin düzeni ciddi şekilde sarsıldı. İran'ın savaşı askeri olarak kazanmasına gerek yok; ekonomik olarak sürdürülemez hale gelmesi bile yeterli olacaktır. Kullanılan milyonlarca dolarlık füzelerin de bir stok sınırı bulunuyor. Havalimanları, petrol tesisleri ve Hürmüz Boğazı'nın kapalı kaldığı her gün, küresel maliyetler artıyor.
Doğu Akdeniz'deki artan gerilim, adada dikkat çekici askeri yığınaklara yol açtı. Geçen hafta Güney Kıbrıs'taki İngiliz üslerine yapılan drone saldırısının ardından, Almanya'nın savaş gemisi Limasol Limanı'na ulaştı. Fransa, İtalya, İspanya ve Yunanistan, bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndererek önleyici tedbirleri artırdı. Türkiye'nin de KKTC'ye 6 adet F-16 konuşlandıracağı haberleri yurt dışına yansıdı. Bugün Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Güney Kıbrıs'ı ziyaret edeceğini not edelim.
Savaşın faturası tüm dünyaya çıkacak. Örneğin, Türkiye'de TCMB rezervleri geçen haftanın ilk iki gününde 14 milyar dolar azaldı. TCMB, kuru enflasyon altında dengelemeye çalışarak USDTRY kuru sabah saatlerinde 44,07 civarında işlem gördü. TCMB rezervlerinin yeterli olduğunu belirtmekle birlikte, döviz talebinin de gelmediğini söyleyebiliriz.
Faiz indirim döngüsüne girmişken, geçen yıl Mart ayında yaşanan olaylar sonrasında TCMB, likidite adımları ile piyasa faizlerini yukarı çekti. Borsa İstanbul son üç haftada %10 düşerken, bankacılık endeksi %20 geriledi. Türkiye'nin risklerini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi 262 baz puanla son beş ayın zirvesine ulaştı. CDS risk priminin yükselmesi, Türkiye'nin daha pahalıya borçlanması anlamına geliyor. Net enerji ithalatçısı olan Türkiye, enerji fiyatlarındaki artışla birlikte cari dengenin bozulması, enflasyonun yükselmesi ve büyümenin düşmesi gibi zorluklarla karşılaşacak.
Piyasaların gözleri Orta Doğu'da olsa da, bu hafta Çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verisi ve Perşembe günü TCMB'nin olağan PPK toplantısı dikkatle takip edilecek. TCMB'nin enerji fiyatlarına bağlı olarak politika faizini sabit tutması ve daha şahin bir tutum sergilemesi bekleniyor. Piyasalar, Fed'den 2026 yılında iki kez faiz indirim beklese de, petrol fiyatlarının seyri ve Orta Doğu'daki gelişmeler, küresel risk iştahını belirleyecek en kritik konular arasında yer alıyor.