
İktisatbank Analizi: Enerji Krizi Derinleşiyor, TCMB Faiz Kararı Bekleniyor
İktisatbank, 12 Mart 2026 tarihli piyasa analiz raporunu yayımladı. Enerji krizi derinleşiyor ve TCMB'nin faiz kararı merakla bekleniyor.
1 kez görüntülendi
İktisatbank, 12 Mart 2026 tarihine ait piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Enerji krizi derinleşiyor; gözler TCMB'nin faiz kararında" şeklinde ifadeler yer aldı.
ABD'den gelen çelişkili açıklamalar ve savaş kaynaklı yoğun haber trafiği, küresel mali piyasaların yön bulmasını zorlaştırıyor. Önceki gün ABD Başkanı Trump'ın "İran ile olan savaş yakında sona erecek, çünkü hedef alınacak neredeyse hiçbir şey kalmadı" açıklaması, risk iştahında sınırlı bir iyileşme umudu doğurmuştu. Ancak, sahadan gelen yeni gelişmeler ve artan jeopolitik belirsizlik, yatırımcıların temkinli duruşunu sürdürmesine yol açtı. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) petrol fiyatlarını dengelemek amacıyla tarihindeki en büyük stratejik rezerv salımını açıklaması, piyasalardaki tedirginliği gidermekte yetersiz kaldı. Toplamda 400 milyon varillik rezervin piyasaya verilmesi planlansa da, bu miktarın mevcut arz kaybını yalnızca yaklaşık 20 gün karşılayabileceği, ayrıca petrolün piyasaya ulaşmasının haftalar hatta aylar alabileceği öngörülüyor. Üretim ve sevkiyat kesintilerinin devam etmesi, enerji piyasalarında iyimserliği sınırlayan bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.
Küresel mali piyasalar, dün günü hafif satıcılı bir seyirle kapatmasının ardından bu sabah artan jeopolitik risklerle karamsar bir görünüm sergiliyor. İran'ın Basra Körfezi'nde petrol tankerlerine yönelik saldırıları ve bazı petrol terminallerinin faaliyetlerini durdurması, Brent petrol fiyatlarının %10 artışla 100 doların üzerine çıkmasına neden oldu. Bu gelişme ile Asya borsalarında satışların derinleştiği ve hâkim rengin yeniden kırmızıya döndüğü gözlemleniyor. Tokyo borsası %2 oranında gerilerken, ABD ve Avrupa vadeli endekslerinin de düşüş gösterdiği kaydediliyor.
Dünya genelinde petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik risklerinin hızla artması, bölgedeki deniz taşımacılığını neredeyse durma noktasına getirdi. Irak'ın petrol limanlarında operasyonların geçici olarak durdurulması söz konusu iken, İran Devrim Muhafızları, saldırıların sürmesi halinde Orta Doğu'dan petrol sevkiyatına izin vermeyecekleri konusunda sert bir uyarıda bulundu. Bu gelişmeler, enerji arzına dair endişeleri belirgin şekilde artırırken, petrol fiyatlarındaki keskin yükseliş ve küresel piyasalardaki artan oynaklığın arkasındaki temel etkenleri oluşturuyor. Enerji arzının aksama ihtimali, enflasyon beklentilerini yeniden yukarıya çekerken, yatırımcıların risk iştahını da zayıflatıyor.
Enerji fiyatlarındaki sert artış, faiz indirim beklentilerini de azaltarak piyasa faizlerinin yükselmesine zemin hazırlıyor. Bu bağlamda, 10 yıllık ABD tahvil faizi bu sabah %4,25 seviyesine çıkarak son beş haftanın zirvesini test etti. Faize dayalı vadeli kontratlar, Fed'in bu yıl faiz indirme alanının daraldığını fiyatlamaya başladı. Savaş öncesinde, Başkan Powell'ın koltuğu Mayıs ayında devretmesinin ardından, yeni başkanın Haziran'dan itibaren bu yıl iki kez 25 baz puan faiz indirimine gideceğine kesin gözüyle bakılırken, mevcut durumda piyasalar, yılın geri kalanında yalnızca bir kez 25 baz puan faiz indirimi bekliyor. ABD'de açıklanan Şubat ayı enflasyon verisi piyasa beklentilerine paralel sonuçlansa da, verinin bayat olduğunu ve savaş ile enerji kriziyle birlikte Mart ayının sorunlu bir ay olabileceği düşünülüyor.
Dün yaşanan gelişmeler sonrasında artan güvenli liman arayışıyla dolar yeniden değer kazanırken, EUR ve YEN değer kaybetti. Petrol şokunun devam etmesi durumunda hem enflasyonun yeniden hız kazanması hem de küresel büyüme görünümünün daha kırılgan hale geleceğini unutmamak gerekiyor. Uzun bir süredir, ABD'de sürdürülemez olarak görülen borç sorunu, Fed üzerindeki artan faiz indirim baskıları ve belki de doların 'silah' olarak kullanılmasından kaynaklı rezerv çeşitlendirme isteğiyle altın son günlerde görece sakin bir seyir izliyor. Faiz getirisi olmayan altın, piyasaların enflasyonu fiyatladığı bir ortamda biraz geri planda kalıyor.
Önceki gün savaşın sona ereceğine dair umutlarla 5,200 dolar seviyesinin üzerine çıkarak heyecan yaratan altın, bu sabah yeniden yükselen piyasa faizleri ve petrol fiyatlarına paralel olarak, güvenli liman dolarının gölgesinde kalarak 5,150 dolar seviyesine kadar geriledi. Teknik açıdan, 5,200 doların aşılması ve ardından 5,400 dolara ulaşılması beklenen yükselişin başlaması için altının henüz hazır olmadığını ifade edebiliriz. Benzer bir değerlendirme gümüş için de geçerli. Gümüşte bir süredir vurguladığımız 90 dolar seviyesi, tıpkı altında olduğu gibi hafta başında test edilse de, gümüş de henüz hazır olmadığını belirterek bu sabah 84 dolar seviyelerine kadar geri çekildi. Gümüşte aşağı yönlü isteğin devam etmesi durumunda, 60-67 dolar seviyelerini alım fırsatı olarak değerlendireceğiz.
Türkiye tarafında ise, beklenildiği gibi dün, küresel mali piyasaların seyrine paralel olarak sakin bir seyir izlendi. Bu bağlamda BİST100 endeksi %0,2 artışla günü tamamlarken, bankacılık endeksi %0,6 geriledi. Tahvil faizlerinin sınırlı bir şekilde yükseldiği görülürken, yabancı yatırımcı perspektifinden Türkiye riskini yansıtan 5 yıl vadeli CDS risk priminin hafif de olsa 255 baz puana yükseldiği kaydedildi. USDTRY kuru kamu kontrolünde 44 seviyesinin hemen üzerinde dalgalanırken, TCMB rezervlerinde erimenin 10 Mart valörlü işlemlerde de sürdüğü görülüyor. Savaş, 13. gününe girerken, TCMB ilk yedi iş gününde, neredeyse tamamı panik yaparak çıkan yabancı yatırımcılara paralel olarak 25,5 milyar dolar rezerv kaybetti. Manşet rakamın 44,7 milyar dolar seviyesine gerilediği not edilmelidir. Savaşa dâhil olmayan ve stratejik bir konumda yer alan Türkiye'ye faturanın yüksek olduğunu görüyoruz. TCMB'nin ne pahasına olursa olsun kuru savunarak enflasyona geçişkenliği azaltacağı görüşüyle, yurt içi yerleşiklerin dövize talep göstermediğini bir kez daha vurgulamak gerekir. Dün de belirttiğimiz gibi, bugün açıklanacak 11 Mart valörlü işlemlerde 3 milyar dolar civarında bir iyileşme olmasını bekliyoruz.
Türk mali piyasalarının gündeminde, günün ikinci yarısında açıklanacak TCMB'nin olağan Mart ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı bulunuyor. Savaşın gölgesi bir yanda, enerji faturasının cari açık ve enflasyon için iyimser sinyaller vermediği diğer yanda, azalan rezervler ise dikkatle izleniyor. PPK'nın bugün faizleri sabit tutacağına kesin gözüyle bakıyoruz. TCMB'nin politika faizi %37 seviyesinde bulunurken, piyasada iş gören faiz (TL Ref) TCMB'nin faiz koridorunun üst bandı olan %40 seviyesinden geçiyor. TCMB, likidite hamleleri ile bir haftadan fazladır piyasada var olan TL'yi sterilize ederken, döviz satışları da TL likiditesini azaltıyor. TCMB, savaşın risklerini değerlendirirken faiz koridorunun üst bandında kendisine alan açmak amacıyla artırma ihtimalini tamamen göz ardı etmiyor!