
Hristodulidis'in İngiliz Üsleri Hedefleri: Kıbrıs Sorununa Etkisi Nedir?
Politis, Hristodulidis’in İngiliz üsleri konusunu siyasi amaçla gündeme getirmesinin Kıbrıs sorununa olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtti.
1 kez görüntülendi
Politis gazetesi, Kıbrıs’taki egemen İngiliz askeri üslerinin statüsünün, "tartışmalı sömürgelikten kurtulma meselesi değil, uzlaşılmış anayasal ve uluslararası düzenin bir sonucu olduğunu" vurgulayarak, “Hristodulidis üsler konusunda nereye varmayı hedefliyor?” sorusunu gündeme taşıdı.
Gazete, Dionisos Dionnisu imzalı makalesinde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in İngiliz üsleri konusunu Güney Kıbrıs’ta yaklaşan genel seçimler ışığında, milliyetçi ve federasyon karşıtı partilerin yükselişi esnasında tartışmaya açtığını belirtti. Haberde, "1960 Cumhuriyeti"ne dönüş söyleminin DİKO, EDEK ve ELAM gibi partilerin seçmenlerine yönelik bir sinyal olabileceği ifade edildi.
Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin yalnızca askeri üsler olmadığını, 1960 Zürih-Londra anlaşmalarının öngördüğü gibi Birleşik Krallığın egemen bölgesi olduğuna dikkat çeken makalede, 1960 Anlaşmalarının yalnızca üslerin varlığını değil, aynı zamanda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantiler statüsü dahil tüm anayasal ve uluslararası çerçevesini düzenlediği hatırlatıldı.
Bu anlaşmaların Rum yönetimi tarafından tek taraflı olarak sorgulanması veya iptal edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, herhangi bir değişiklik veya anlaşmanın tüm tarafların rızasını ya da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tabi olduğu uluslararası statünün temelden gözden geçirilmesini gerektireceği belirtildi. Ayrıca, bu anlaşmaların ihlalinin Türkiye için hukuki emsaller yaratabileceği uyarısında bulunuldu.
Makalede, Hristodulidis’in “Kıbrıslı Türkler ancak Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geri dönerse üsler konusunda söz sahibi olabilir” açıklamasının önemli siyasi ve etik meseleler ortaya çıkardığına dikkat çekildi. Bu durum, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Ada’daki uluslararası alanda tanınmış tek devlet olduğu gerçeğini yansıtırken, diğer yandan bölünmüşlüğü ve Kıbrıs Türk toplumunun gelecekteki düzenlemelere dahil edilmesi gerektiğini görmezden geldiği ifade edildi.
Makalede, “Kıbrıslı Türklerin böyle önemli bir meselenin tartışılmasından tamamen dışlanması -ki Tufan Erhürman bu konuda haklı bir protesto yapmaktadır- Kıbrıs sorununun çözüm perspektiflerini zayıflatabilir. Bu yaklaşım, köprü rolü üstlenmek yerine, uzun süredir çıkmaza sürükleyen dışlama anlayışını pekiştirir. Her durumda, herhangi bir kapsamlı çözüm -ister federasyon ister başka bir model- garantiler ve yabancı askerlerin varlığı da dahil, her iki toplumun anlaşmasını gerektirir.” ifadelerine yer verildi.
Rum yönetiminin, üslerin adadan çıkarılması konusunu gündeme getirmesi halinde, 2017’de Yunanistan ile birlikte garanti sisteminin kaldırılmasından yana olan Londra’nın aynı tavrı sergileyip sergilemeyeceğinin belirsiz olduğuna vurgu yapıldı. Haberde, “Üslerin adadan uzaklaştırılması meselesi ve bunun garantilerin kaldırılması ile bağlantısı, İngiliz tutumunun gözden geçirilmesini ve Kıbrıs sorunundaki müzakerelere olası etkilerini gündeme getirebilir.” denildi.