Doların Güçlenmesi: Altının Cazibesini Nasıl Etkiledi?
EKONOMI

Doların Güçlenmesi: Altının Cazibesini Nasıl Etkiledi?

Ortadoğu’daki gerilimler, ABD dolarının değerini artırırken, altın cazibesini kaybetmeye başladı. Peki bu durumun arkasındaki nedenler neler?

1 kez görüntülendi
Ortadoğu'daki gerilimler, küresel ölçekte ekonomik durgunluk endişelerini artırırken, ABD doları dikkat çeken bir istisna olarak öne çıkıyor. Enerji arzındaki mevcut şok, dolar endeksine göre Amerikan para biriminin değerini yaklaşık yüzde 2,5 artırarak doları, savaşların yarattığı kriz ortamından en fazla fayda sağlayan para birimi konumuna getirdi. İlk bakışta kriz dönemlerinde mantıksız görünen bu artış, karmaşık bir ekonomik denkleme dayanıyor. Bu denklem, ‘yeşil para’ olarak bilinen ABD dolarını küresel dalgalanmalara karşı güvenli bir liman haline getiriyor. Bu yükselişin temelinde, doların küresel finans piyasalarında rakipsiz bir ‘güvenli liman’ para birimi olma özelliği yatıyor. Belirsizlik dönemlerinde, özellikle hayati öneme sahip geçiş yollarının kapanma riski belirdiğinde, dünya genelindeki yatırımcılar yüksek riskli varlıklardan hızla çıkarak dolar likiditesine yöneliyor. Bu durum, piyasa dalgalanmalarından çekinen sermayeyi dolara yönlendiren bir eğilim yaratıyor. Doların gücü, ABD finans sisteminin derinliğinden ve diğer ekonomilere kıyasla şokları absorbe etme kapasitesinin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Fakat mesele yalnızca psikolojik bir güvenli liman etkisiyle sınırlı değil; aynı zamanda uluslararası ticaretin yapısıyla da doğrudan bağlantılı. Dolar, petrol ve doğalgazın küresel ölçekte fiyatlandırılmasında başlıca referans para birimi olmayı sürdürüyor. Bu nedenle, çatışmaların yol açtığı her enerji fiyatı artışıyla birlikte Amerikan para birimine yönelik küresel talep otomatik olarak yükseliyor. Enerji ithalatçısı ülkeler, özellikle Asya ve Avrupa ekonomileri, artan ithalat faturalarını ödeyebilmek için daha fazla dolar satın almak zorunda kalıyor. Bu durum, zaten rezervlerinin azalmasıyla karşı karşıya olan bu ülkelerin para birimleri karşısında dolara yönelik sürekli bir talep yaratıyor. Doların yükselmesiyle birlikte altın piyasalarında dikkat çekici bir ‘paradoks’ ortaya çıktı. ‘Sarı metal’, jeopolitik gerilimi kazanca dönüştürmekte başarısız oldu. Askeri operasyonların başlamasının hemen ardından ons fiyatı 5 bin 296 dolardan 5 bin 423 dolara yükselirken, sonrasında yoğun bir satış dalgasıyla karşılaştı ve fiyatı 5 bin 85 dolara geriledi. Metals Daily CEO'su Ross Norman, CNBC'ye verdiği açıklamada, doların güçlenmesi ve ABD hazine tahvili getirilerinin artmasının altının cazibesini azalttığını belirtti. Norman’a göre yatırımcılar, yüksek faiz ortamında gelir getirmeyen altın yerine getirisi olan Amerikan varlıklarını daha cazip buluyor. Norman, ayrıca petrol fiyatlarındaki yükselişin uzun süreli enflasyona ve muhtemel faiz artışlarına yol açabileceğini ifade etti. Bu durum, merkez bankalarının, petrol ve doğal gaz için hayati öneme sahip bir deniz geçidi olan Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimalinin etkilerini sınırlamaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Yüksek faiz oranları, devlet tahvilleri gibi getiri sağlayan varlıkların cazibesini artırırken, altın gibi gelir sağlamayan değerli metallerin görece çekiciliğini azaltıyor. Norman, “Altın ve gümüş fiyatlarındaki hareketler şu anda zayıf görünüyor, ancak son birkaç ayda yaşanan büyük dalgalanmaların ardından bunun normal bir durum olması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu. Başka bir açıklamaya göre ise çatışmalar, yatırımcılar arasında panik satışlarını tetikliyor. Bu durum, fiyatlar düşerken yatırımcıların pozisyonlarını kapatmaya zorlayan ani bir likidite akışı yaratıyor. Bu değerlendirme, Al Ramz şirketinin araştırma bölüm başkanı Amer Halawi’ye ait. Halawi, CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Bir likidite krizi yaşanması durumunda insanlar durumu anlayana kadar her şey satılır ve yatırımlar daha uygun varlıklara yönlendirilir” dedi. Öte yandan AFP, mevcut koşullar altında ABD dolarının rakip para birimleri karşısında yükselmesinin arkasındaki nedenleri ele aldı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre bu yükseliş, üç temel unsura dayanıyor: Söz konusu gelişmeler, gaz fiyatlarını düşürmeyi ve ‘zayıf dolar’ yoluyla ihracatı desteklemeyi vaat eden Trump yönetiminin hedefleriyle çelişiyor. Bu bağlamda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Ocak 2026'nın sonunda yaptığı açıklamada yönetimin ‘güçlü dolar politikası’na bağlı olduğunu vurguladı. Bessent, bu politikanın özünün vergi, ticaret ve düzenleyici politikalar yoluyla büyümeyi destekleyen bir ekonomik ortam oluşturmak olduğunu ifade ederek, ABD’yi küresel sermaye için en cazip yatırım merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu yaklaşım, son dönemde doların değerinde yaşanan dalgalanmalara rağmen sürdürülecektir. Diğer yandan bazı uzmanlar, Trump’ın zayıf dolar söylemi ile Bessent’in politikaları arasındaki çelişki nedeniyle yönetimin yaklaşımını ‘tutarsız’ olarak nitelendiriyor. Finans analisti Kathleen Brooks, önümüzdeki aylarda artması beklenen askeri harcamalar nedeniyle ABD bütçe açığının büyümesi halinde doların cazibesinin azalabileceği uyarısında bulundu. Brooks’a göre bu durum, yönetimi ekonomik güç ile jeopolitik gerçeklik arasında denge kurma konusunda ciddi bir ikilemle karşı karşıya bırakabilir.