Çocuklarda Ekran Süresi: Klinik Psikolog Akbirgün Yanıtlıyor
SAGLIK

Çocuklarda Ekran Süresi: Klinik Psikolog Akbirgün Yanıtlıyor

Klinik Psikolog İpek Akbirgün, çocuklarda ekran kullanımının etkilerini ve ebeveynle ilişkiyi vurguladı. Ekran süresi ve içerik kalitesi hakkında bilgiler verdi.

1 kez görüntülendi
Klinik Psikolog İpek Akbirgün, sosyal medya ortamlarında öfkenin hızla yayıldığını ve bir kişinin öfkesinin diğerlerini etkileyebileceğini ifade etti. Dijital çağın en önemli psikolojik becerisinin hızlı tepki vermek değil, tepkiyi erteleyebilmek ve muhakeme yapmak olduğunu vurguladı. Akbirgün, "Durabilmek ve sorgulayabilmek gerekir" dedi. Çocukların ekran kullanımıyla ilgili olarak, ebeveynle kurulan duygusal bağın çocukların psikolojik dayanıklılığını belirleyen en önemli unsur olduğunu belirtti. "Evdeki dil, ekranın etkisini azaltabilir. Ama ekran, evdeki duygusal boşluğu dolduramaz" diyerek bu konudaki önemine dikkat çekti. Eleştirmenin sağlıklı olduğunu ancak anlamadan yargılamanın hem birey hem de toplumun psikolojik dengesine zarar verebileceğini ifade etti. Akbirgün, zihni korumamanın sonucunda başkalarının sizin yerinize düşünmeye başlayabileceğini de vurguladı. Son yıllarda haberlerin aktarım biçiminin değiştiğini, sürekli gelen bildirimlerin ve çarpıcı başlıkların toplumda korku ve öfke yarattığını kaydetti. Alarm merkezi aktive olduğunda kortizol seviyesinin yükseldiğini ve dikkatin daraldığını söyleyen Akbirgün, bu durumda kişilerin tepki vermeye yöneleceğini belirtti. Ayrıca, dijital çağda bilgiye değil, dikkat çekmeye yönelik içeriklerin ön planda olduğunu ifade etti. "Dijital platformlar, beynin alarm merkezini aktive eder ve bu durum tepki veren bir toplumu besler" dedi. Akbirgün, öfkenin sosyal medya ortamlarında hızla yayılan bir duygu olduğunu, kalabalıklar içinde bireysel düşünmenin azaldığını ve kolektif tepkilerin arttığını dile getirdi. Sosyal medya linçinin hukuki değil, duygusal bir yargılama şekli olduğunu belirten Akbirgün, "Dijital dünyada en değerli şey bilgi değil, dikkattir" dedi. Son dönemde internet üzerinden yayılan öfke ve suçlamaların, belirsizlik durumlarında en hızlı ve çarpıcı açıklamalara yönelindiğini belirtti. Üç mekanizmanın devreye girdiğini; duygusal bulaşma, onaylama yanlılığı ve dijital cesaretin etkisini vurguladı. Yanlış veya eksik haberlerin yalnızca tıklanma değil; insanların itibarını, saygınlığını ve ruh sağlığını zedelediğini ifade eden Akbirgün, linç olgusunun duygusal bir yargılama biçimi olduğunu belirtti. Toplum stres altındayken bireylerin karmaşık sistemleri anlamakta zorlandığını, dolayısıyla öfkenin görünür kişilere yöneldiğini kaydetti. Akbirgün, sürekli kriz ve öfke içeren içeriklerin bireylerin sinir sistemini kronik alarmda tuttuğunu, bunun sonucunda empati ve sabrın azaldığını ifade etti. Ayrıca, bireylerin dünyayı daha güvensiz algılamaya başlamasıyla birlikte bu durumun psikolojik sonuçlarını da aktardı. Çocukların yalnızca ailelerinin değerleriyle değil, maruz kaldıkları dijital içeriklerle büyüdüğünü belirten Akbirgün, ekran süresinin belirleyici faktör olmadığını, içeriğin kalitesi, çocuğun yaşı ve aile içi iletişimin daha önemli olduğunu vurguladı. 0-2 yaş aralığında ekran önerilmediğini, sadece aileyle birlikte görüntülü konuşma gibi etkileşimli kullanımın uygun olduğunu söyledi. 2-5 yaş aralığındaki çocuklar için önerilen günlük ekran süresinin 1 saat olduğunu, bu sürenin ebeveyn eşliğinde ve yaşa uygun içeriklerle sınırlandırılması gerektiğini belirtti. 6-12 yaş arasındaki çocuklar için ise 1-2 saat ekran süresi öneren Akbirgün, özellikle içerik kalitesinin önemi üzerinde durdu. 12-17 yaş grubunda ise öz düzenleme becerisinin hedeflenmesi gerektiğini söyleyen Akbirgün, sosyal medya kullanımının ortalama 2-3 saati aşmasının risk taşıyabileceğini ifade etti. Ekran süresinin uzun ve kesintisiz kullanım yerine gün içine yayılmış kısa aralıklarla yapılması gerektiğini belirtti. Akbirgün, sağlıklı içeriklerin eğitim programları, belgeseller ve problem çözme oyunları gibi türlerden oluşması gerektiğini vurguladı. Sürekli yüksek uyarana maruz kalan çocukların dikkat sürelerinin kısaldığını belirten Akbirgün, şiddet içerikli oyunlar ve kriz haberlerinin risk taşıdığını ifade etti. Ekran süresinden daha önemli olan faktörleri içerik kalitesi, ortam, duygusal takip ve uyku olarak sıralayan Akbirgün, ebeveynlerin de örnek olmasının önemine dikkat çekti. Ebeveynlerin sürekli kaygılı olması durumunda çocukların güvenlik algısının olumsuz etkileneceğini belirtti. Duygu düzenleme becerisinin öğrenildiğini ve ebeveynlerin bu beceriyi modelleyerek çocuklarına öğretmelerinin önemini vurgulayan Akbirgün, evde duygusal güven alanı oluşturmanın gerekliliği üzerinde durdu. Çocukların dünyayı ebeveynlerinin gözünden gördüklerini, bu nedenle ebeveynlerin güvenli bir dünya sunmak zorunda olduklarını ifade etti.