Binlerce Yıllık DNA Örnekleri, Doğu Asya Halklarının Tarihini Yeniden Yazıyor
BILIM TEKNOLOJI

Binlerce Yıllık DNA Örnekleri, Doğu Asya Halklarının Tarihini Yeniden Yazıyor

Yeni araştırma, Sibirya ve Çin arasında 7 bin 700 yıl önce kültürel etkileşim olduğunu ve bilinmeyen bir 'kuzey-güney koridoru' bulunduğunu ortaya koydu.

1 kez görüntülendi
Sibirya, Moğolistan Platosu ve Çin'in kuzey bölgelerini kapsayan Kuzey Doğu Asya, insanlık tarihinin şekillenmesinde kritik bir rol oynamıştır. Zengin su ve orman kaynakları, Baykal Gölü çevresini erken dönem insan kültürü ve teknolojik gelişmeler açısından önemli bir merkez haline getirmiştir. Önceki araştırmalar, Avrasya Bozkırları ile Çin'in kuzeyindeki erken dönem insan topluluklarının, MÖ 3. binyılda pastoralizm ve metalurji gibi alanlarda birbirleriyle çok az bağlantı kurduklarını iddia ediyordu. Bu durum, iki bölgedeki insanlar arasında büyük ölçekli etkileşimlere dair yeterli ve güvenilir kanıtların bulunmamasıyla açıklanıyordu. Ancak yeni çalışma, 7 bin 700 yıl önce bu iki bölge arasında daha önce bilinmeyen bir 'kuzey-güney kültürel alışveriş koridoru' olduğunu ortaya çıkararak bu varsayımı çürütmüştür. Yan Dağı Bölgesi ve çevresindeki tarih öncesi gen akışı ve kültürel etkileşimi gösteren araştırma, 7 bin 700 ila 4 bin 300 yıl öncesine ait üç arkeolojik kazı alanından elde edilen 42 antik genomun incelenmesiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma, pastoralizmin ortaya çıkışından çok önce, Sibirya'nın Baykal Gölü bölgesi ile Çin'in kuzeyindeki Yan Dağı Bölgesi arasında önemli bir popülasyon köprüsü olduğunu tespit etmiştir. Hakemli dergi Science Bulletin'de yayımlanan bu çalışma, Çin'in kuzeyindeki erken Taş Devri Sitaimengguying kazı alanından elde edilen nüfusun, Baykal Gölü çevresindeki popülasyonlarla belirgin bir genetik bağ taşıdığını göstermektedir. Jilin Üniversitesi'nden Yinqiu Cui, bu çalışma hakkında "Sitaimengguying nüfusu kritik bir bağ oluşturuyor" demektedir. Bu genetik izlerin korunması, Baykal bölgesinden gelen mirasın Çin'in kuzeyindeki sonraki nüfuslara kadar izlenmesine olanak tanımaktadır. Ayrıca çalışmada, Sitaimengguying ile Sibirya nüfusları arasındaki kültürel bağlantılara da vurgu yapılmaktadır. Örneğin, Sitaimengguying'de bulunan yuvarlak tabanlı benzersiz kaplar, daha önce yalnızca Baykal Gölü bölgesinde görülmüştü. Çin'deki kazı alanında erkeklerin yan yatırılarak uzuvları üst üste gelecek şekilde gömülme geleneği de Baykal Gölü çevresinde yaygın olarak uygulanıyordu. Yan Dağı Bölgesi'nde bulunan insan kalıntılarından alınan genom örnekleri, bu nüfusların karıştığını gösteren ek kanıtlar sunmaktadır. Çalışmanın bir diğer yazarı Choongwon Jeong, "Yan Dağı Bölgesi kesinlikle dinamik bir sınır hattı ve gerçek bir etkileşim alanıydı" ifadelerini kullanmaktadır. Bu, Yan Dağı Bölgesi'nin Doğu Asya'nın kuzeyinin genetik yapısını şekillendirmedeki merkezi rolünü gözler önüne sermektedir.