AB, Kamu İhalelerine 'Made in EU' Şartı Getiriyor
DUNYA

AB, Kamu İhalelerine 'Made in EU' Şartı Getiriyor

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, Avrupa'nın kamu alımlarında yerli üretimi önceliklendireceğini duyurdu.

1 kez görüntülendi
Avrupa Birliği (AB), yerli üretimi teşvik etmek amacıyla kamu alımlarında Avrupalı şirketlere öncelik tanıyacak yeni "Made in EU" şartını hayata geçireceğini açıkladı. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, AB sanayisini güçlendirmek ve istihdamı artırmak için hazırlanan Sanayi Hızlandırıcı Yasa teklifi hakkında Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında bilgi verdi. "Stratejik sektörlerimizi güçlendirmemiz gerektiğini her geçen gün daha iyi anlıyoruz." diyen Sejourne, Avrupa'da sağlam bir sanayi altyapısına sahip olmadan stratejik özerkliğin sağlanamayacağını vurguladı. Sejourne, "Avrupa’da sanayinin GSYH içindeki oranının şu an yüzde 14 olduğunu, bunu 2035 yılına kadar yüzde 20’ye çıkarmayı hedefliyoruz." şeklinde konuştu. Vergi mükelleflerinin parasının Avrupa üretimine ve iş gücüne katkı sağlaması gerektiğini belirten Sejourne, "Kamu alımları ve doğrudan sübvansiyonlar söz konusu olduğunda Avrupa önceliğini uygulamaya koyuyoruz." ifadelerini kullandı. Daha önce "Made in Europe" olarak adlandırılan fakat sonrasında "Made in EU" olarak değiştirilen girişim, enerji yoğun endüstriler, alüminyum, çimento, çelik, kimyasal ürünler, otomotiv sektörü, elektrikli araçlar, şarj edilebilir araçlar, kamyonlar ve otobüsler ile birlikte bataryalar, rüzgar türbinleri, elektrolizörler, ısı pompaları, fotovoltaikler ve nükleer enerjiyi kapsayacak. Sejourne, her sektörde belirli bir oran veya sayıda Avrupa’da üretim şartı talep edileceğini ifade etti. "Made in EU" kapsamına hangi ülkelerin gireceği konusunda Sejourne, bunun mütekabiliyet ilkesine ve ekonomik güvenlik değerlendirmesine dayalı bir çalışma ile belirleneceğini söyledi. Sejourne, "AB ile bir ticaret anlaşması olan herhangi bir ülke dışlanmayacak. Anlaşmalar yaptığımız ülkelere göre kriterlerimizi gözden geçireceğiz. Kamu alımlarında karşılıklılık ilkesine odaklanacağız. Bu ülkelerle çeşitli sanayi sektörlerindeki bağımlılığı ve ekonomik güvenliği değerlendirerek karar vereceğiz." dedi. Bu aşamada hangi ülkelerin dahil olacağı veya dışlanacağı konusunda bilgi vermeyen Sejourne, mütekabiliyet değerlendirmelerinin yapılacağını belirtti. AB Komisyonunun Sanayi Hızlandırıcı Yasa teklifine ilişkin yapılan açıklamada, girişimin düşük karbonlu Avrupa yapımı teknolojilere talebi artırmak amacıyla hazırlandığı ifade edildi. Bu yaklaşımın AB'de imalatı ve istihdamı artıracağı, işletmeleri büyüteceği ve endüstrinin temiz dönüşümünü destekleyeceği vurgulandı. Açıklamada, "Yasa, kamu alımları ve kamu destek programları için hedefli ve dengeli biçimde düşük karbonlu ve AB'de üretilmiş olma şartları getiriyor." denildi. Kuralların özellikle çelik, çimento, alüminyum, otomobil ve net sıfır teknolojiler gibi stratejik sektörlere uygulanacağı, uygun durumlarda kimya gibi diğer enerji yoğun sektörlere de genişletilebileceği belirtildi. Made in EU'nın Avrupa üretim kapasitesini artıracağı, Avrupa yapımı temiz teknolojilere olan talebi yükselteceği ifade edildi. "Sanayi Hızlandırıcı Yasa, artan haksız küresel rekabet ve stratejik sektörlerde AB dışı tedarikçilere olan bağımlılığın artması karşısında, AB’de değer yaratmayı artırmayı ve sanayi tabanımızı güçlendirmeyi amaçlamaktadır." değerlendirmesi yapıldı. Açıklamada, Gümrük Birliği olan ülkelerin içeriklerinin Birlik menşeli kabul edileceği belirtildi. AB’nin dünyanın en açık pazarlarından biri olmaya devam ettiğine değinilerek, "Bu teklif, AB şirketlerine pazarlarına erişim imkanı sunan ülkelere eşit muamele sağlayarak kamu alımlarında daha fazla karşılıklılığı teşvik etmektedir." ifadesi kullanıldı. Tek bir dış ülkenin küresel üretim kapasitesinin yüzde 40’ından fazlasını kontrol ettiği stratejik sektörlerde 100 milyon avroyu aşan büyük yatırımlar için de şartlar getirileceği kaydedildi. Bu tür yatırımların yüksek kaliteli işler yaratması, yenilik ve büyümeyi teşvik etmesi, teknoloji ve bilgi transferi ile AB’de gerçek değer sağlaması ve yerel içerik gerekliliklerine uyması gerektiği vurgulandı. AB üyesi 27 ülke ile Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn’ın da dahil olduğu Avrupa Ekonomik Alanı ülkelerini kapsayan "Made in EU" girişimi ile ilgili olarak AB Komisyonunun farklı birimleri ile AB üyesi ülkeler arasında çeşitli görüş ayrılıkları yaşandığı ifade edildi. AB içinde bu girişimin öncü ülkesi Fransa iken, Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı AB ülkeleri, yerel ürün satın alma şartlarının yatırımları caydırabileceği, kamu ihalelerinde fiyatları artırabileceği ve AB’nin küresel rekabet gücüne zarar verebileceği görüşünü savunuyor. Korumacı politikalara karşı temkinli yaklaşan Almanya, "Made in Europe" kavramının dar bir tanım olduğunu, ticaret ortaklarının da sürece dahil edildiği daha kapsayıcı bir "Made with Europe (Avrupa ile üretildi)" yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini ifade ediyor. Türkiye ise Gümrük Birliği, mevcut ekonomik entegrasyon seviyesi ve mevzuat uyumu gibi unsurların dikkate alınarak Türk üreticilerin de "Made in Europe" kavramı içinde yer alması gerektiğini savunuyor. Avrupa’da otomotiv ve diğer bazı sektörler, Made in EU yaklaşımında İngiltere ve Türkiye’nin de yer almasını istiyor. Tartışmalara neden olan teklifin, Komisyon tarafından yayımlanmasının ardından yasama sürecinde AB ülkeleri ile Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) müzakerelerde değişiklik göstermesi bekleniyor. Teklifte, Türkiye'nin "Made in EU" içindeki durumu hakkında doğrudan bir açıklama yer almazken, AB ile Gümrük Birliği bulunması bu kapsama dahil olabileceği, ancak bunun için kamu ihalelerinde mütekabiliyet uygulanmasının önemli olabileceği anlamını taşıyor.