
60'tan Fazla Kuruluş, AB'ye İsrail Anlaşmasını Askıya Alma Çağrısı Yaptı
64 kuruluş, AB'ye yazdıkları mektupta, İsrail ile ilişkilerde acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
1 kez görüntülendi
Mektup, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarına iletildi.
Mektupta, İsrail yönetiminin Filistin’deki baskı ve ilhak politikalarını artırdığı, ayrıca Filistin ve Lübnan’da uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiği hatırlatıldı. Bu bağlamda, AB’nin Eylül 2025’te önerdiği ancak henüz uygulanmayan yaptırımları devreye sokması talep edildi.
Kuruluşlar, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması, yasadışı İsrail yerleşimleriyle ticaretin durdurulması ve İsrail’e yönelik silah transferlerinin ve transit geçişlerin sonlandırılması gerektiğini ifade etti.
Mektupta, AB’nin Haziran 2025’te İsrail’in anlaşmanın 2. maddesini ihlal ettiğini belirttiği anımsatılarak, bu maddenin insan hakları ve demokratik ilkelerin anlaşmanın temel unsurları olduğu vurgulandı.
İsrail’in hem kendi topraklarında hem de işgal altındaki Filistin ve Lübnan’daki uygulamalarının bu ihlali derinleştirdiği, sonuç olarak bölgede geniş çaplı insani krizlere yol açtığı belirtildi.
İsrail parlamentosunun geçtiğimiz ay onayladığı idam cezasına ilişkin düzenlemenin, Filistinlileri hedef aldığı ve yaşam hakkı ile adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ifade edildi.
Ayrıca, bu düzenlemenin, Filistinlilere yönelik ayrımcı yasa ve politikaların bir parçası olduğu ve Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) Temmuz 2024 tarihli danışma görüşüne atıfta bulunulduğu kaydedildi.
Batı Şeria’da İsrail’in ilhak politikalarını hızlandırdığı ve Filistinlilere yönelik ihlallerin arttığına dair bilgiler sunuldu. Mektupta, hareket kısıtlamalarının genişletildiği, yeni kontrol noktalarının kurulduğu ve yerleşimci şiddetinin tırmandığı dile getirildi.
Birleşmiş Milletler (BM) verilerine dayanarak, bu yıl içerisinde İsrail güçleri ve yerleşimcilerin Filistinliler arasında can kayıplarına ve yaralanmalara neden olduğu bildirildi.
Mektupta, İsrail’deki gözaltı uygulamalarına da dikkat çekilerek, binlerce Filistinlinin idari tutukluluk dahil, yargılama olmaksızın tutulduğuna ve bu kapsamda çocukların da yer aldığına vurgu yapıldı.
Gözaltı koşullarında yaşanan kötü muamele ve işkencelere karşı, Uluslararası Kızılhaç Komitesinin bu merkezlere erişiminin sağlanmadığı belirtildi.
Gazze Şeridi’nde insani krizin devam ettiği ifade edilen mektupta, İsrail’in UAD tarafından alınan bağlayıcı tedbirlere uymadığı vurgulandı. BM Soruşturma Komisyonu ve diğer çeşitli kuruluşların değerlendirmelerine atıfta bulunularak, bölgede ağır ihlallerin sürdüğü kaydedildi.
Mektupta ayrıca, Ekim 2025’te ilan edilen ateşkese rağmen can kayıplarının devam ettiği, saldırıların sürdüğü ve insani yardım kuruluşlarının faaliyet alanlarının kısıtlandığı ifade edildi.
Lübnan’da ise İsrail’in askeri operasyonları nedeniyle geniş çaplı yerinden edilme olaylarının yaşandığı, sivil altyapı ve sağlık tesislerinin hedef alındığı belirtilerek, durumun daha da kötüleşebileceği uyarısı yapıldı.
AB’nin uzun süredir İsrail politikalarına yönelik yaptığı açıklamaların somut sonuçlar doğurmadığı ifade edilen mektupta, bazı üye ülkelerin yasadışı yerleşim ürünlerine yönelik kısıtlamalarla ilgili girişimlerine de değinildi.
Mektupta ayrıca, AB Konseyi’nde AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın ticari hükümlerinin askıya alınması için gerekli nitelikli çoğunluğun sağlanamadığına dikkat çekilerek, bu durumun anlaşmadaki insan hakları maddesinin uygulanabilirliğini zayıflattığına vurgu yapıldı.
Kuruluşlar, AB ve üye ülkelerin İsrail’e yönelik silah, mühimmat, ekipman ve çift kullanımlı ürün transferlerini derhal askıya alması gerektiğini belirterek, bunun uluslararası hukuk ve AB düzenlemeleri çerçevesinde bir yükümlülük olduğunu ifade etti.
Mektupta, bu taleplerin siyasi tercihlerden ziyade hukuki bir zorunluluk olduğu vurgulanarak, Filistin ve Lübnan halkları için somut adımlar atılması çağrısı yapıldı.
Mektuba 15 uluslararası ve 49 ülke bazlı kuruluş imza attı.