
Trump'ın Tarifeleri: AB ile Hindistan Arasında Yeni Ortaklıklar Oluşuyor
Trump yönetiminin gümrük tarifelerini artırması, AB ve Hindistan'ı yeni ticaret ortaklıkları kurmaya yönlendiriyor.
1 kez görüntülendi
ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ocak 2025'te görevi devralmasının ardından 2 Nisan 2025'te Beyaz Saray'da tüm ülkeleri kapsayan gümrük tarifelerini açıkladı.
Bu bağlamda AB yetkilileri, Hindistan ile uzun süredir süregelen serbest ticaret anlaşması müzakerelerini hızlandırmaya başladı. AB adına süreci yöneten isimler arasında AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve diğer AB yetkilileri, Hindistan'a gerçekleştirdikleri ziyaretle anlaşmanın siyasi temelini güçlendirdi.
AB-HİNDİSTAN SERBEST TİCARET ANLAŞMASI'NIN ÖNEMİ
Avrupa Komisyonu'nun web sitesinde yer alan bilgilere göre, AB ile Hindistan arasında ocakta gerçekleştirilen zirvede, iki taraf arasındaki ilişkilerde "yeni bir sayfa" açılacağı vurgulandı.
Zirve sırasında, AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması'nın başarıyla tamamlanması ve AB-Hindistan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı'nın başlatılması, iki tarafın 21. yüzyılın önemli ortaklıklarından birini kurma kararlılığını gösterdi.
Zirve çerçevesinde Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, Hindistan'ın 77. Cumhuriyet Günü kutlamalarına onur konuğu olarak katıldılar. Bu durum, AB liderlerinin ilk kez böyle bir etkinliğe katılması nedeniyle ilişkilerin derinleştiğinin bir göstergesi olarak değerlendirildi.
Yaptığı açıklamada, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Avrupa'nın işbirliği ve stratejik ortaklıklara yöneldiğini belirten von der Leyen, AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması'nı "tüm ticaret anlaşmalarının anası" olarak tanımladı.
Von der Leyen, bu anlaşma ile 2 milyar kişiyi kapsayan büyük bir pazarda ticaretin kolaylaşacağını, yatırımların artacağını ve gümrük tarifelerinde önemli düşüşlerin sağlanacağını ifade etti.
Dünyanın en büyük ticaret anlaşmalarından biri olarak değerlendirilen bu anlaşma çerçevesinde, tarifeli ve tarifesiz engellerin önemli ölçüde azaltılması ve ihracatçılar için yıllık yaklaşık 4 milyar avroluk vergi yükünün kaldırılması hedefleniyor. Aynı zamanda Hindistan'da faaliyet gösteren yaklaşık 6 bin Avrupalı şirketin sayısının da yeni anlaşma ile artması bekleniyor.
Zirvede ayrıca AB-Hindistan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı da imzalandı. Bu ortaklık, deniz güvenliği, silahsızlanma, uzay, siber ve hibrit tehditlerle mücadele ile terörle mücadele gibi alanlarda işbirliğini artırmayı amaçlıyor. Ayrıca, savunma sanayisi alanında işbirliğinin güçlendirilmesi ve savunma girişimlerinde uyumun artırılması da bu kapsamda yer alıyor.
ABD'NİN TİCARET POLİTİKALARININ ETKİSİ
AB'li yetkililerin söz konusu ziyareti ve anlaşmaları değerlendirmeleri, Hindistan ile ticaret ortaklığına verilen önemin altını çiziyor.
Stanford Üniversitesi'nde misafir akademisyen olan ve uyuşmazlık çözümü firması sahibi Thomas O'Keefe, AB ile Hindistan arasında imzalanan yeni anlaşmalar hakkında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
O'Keefe, bu anlaşmaların amacının, "petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzındaki azalmanın etkilerini paylaşmak" olduğunu belirtti. Ayrıca, Avrupa'ya yönelik arzın deniz yoluyla daha fazla ödemeye istekli Asya alıcılarına yönlendirilmesinin uygulanabilir bir strateji olmadığını ifade etti.
ABD'nin ticaret politikalarının, AB'nin enerji politikası kararlarını "olması gerektiği kadar etkilemediğini" savundu.
Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaların, AB'nin uzun vadeli enerji güvenliği stratejisini etkileyip etkilemediğine dair soruya O'Keefe, bu durumun Avrupa ülkelerini yerli yenilenebilir enerji kaynaklarına, nükleer enerjiye ve karbon yakalama teknolojilerine daha fazla güvenmeye yönlendirmesi gerektiğini, ancak bunun gerçekleşmediğini ileri sürdü.
O'Keefe, "Rusya'dan ithal edilen doğal gaza olan bağımlılığın, ABD'den ithal edilen sıvılaştırılmış doğal gaz lehine kaydırılması dışında ne kadar az ilerleme kaydedildiği şaşırtıcıdır." dedi.
SERBEST TİCARET ANLAŞMASI'NIN JEOPOLİTİK SONUÇLARI
Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer alan Hindistan ile kurulan bu yeni ortaklık, AB'nin küresel ticarette daha dengeli ve çok yönlü bir yapı oluşturma çabasının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
Atlantic Council'in 27 Ocak'ta düzenlenen zirveye ilişkin uzmanların değerlendirmelerine yer verdiği yazıda, "AB ve Hindistan, 2 milyar kişilik bir serbest ticaret bölgesi oluşturuyor. Peki sırada ne var?" başlıklı yazıda, AB-Hindistan yakınlaşmasının, çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olduğu ve ABD ile Çin'in küresel ticaret sistemine yönelik artan baskılarına doğrudan bir yanıt olduğu ifade edildi.
Yazıda, Trump'ın gümrük tarifeleri ve Çin'in ticaret uygulamalarının, her iki tarafı da yıllarca tıkanmış müzakerelerden bir anlaşmaya varmak için çabalarını hızlandırmaya ittiği vurgulandı.
Bununla birlikte, bu anlaşmaların, özellikle Serbest Ticaret Anlaşması'nın tam olarak yürürlüğe girmesi için her iki ülkede de "zorlayıcı" bir iç hukuk sürecinin bulunduğu hatırlatıldı. "Yine de serbest ticaret anlaşmaları müzakere edilmesi zor anlaşmalardır ve tarafların bu anlaşmayı tamamlamaları takdire şayandır." denildi.
İki taraf arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması'nın jeopolitik sonuçlarının, ekonominin çok ötesine uzandığına dikkat çekilen yazıda, AB'nin asıl stratejisinin, Hindistan'ın güneş enerjisi ve elektrikli araçları destekleme yönündeki değişimin hızını artıracak iklim dostu girişimleri desteklemek olacağı vurgulandı.
EPC UZMANINDAN DEĞERLENDİRME
European Policy Centre (EPC) uzmanı Anna Crawford, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın AB'nin enerji güvenliği stratejisinde köklü değişimlere yol açtığını belirtti.
Crawford, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı işgalinin, Avrupa'nın enerji arzına yönelik kırılganlıkları ve enerjinin bir jeopolitik araç olarak kullanılabileceğini ortaya koyduğunu ifade etti. Bu sürecin AB enerji politikalarının şekillenmesinde belirleyici olduğunu dile getirdi.
2022'de yaşanan enerji krizinin AB için bir "uyanış çağrısı" niteliğinde olduğunu belirten Crawford, Birlik genelinde savaş öncesi enerji bağımlılığı seviyelerine geri dönüşün mümkün olmadığını kaydetti.
Crawford, Orta Doğu'daki krizler ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin bu kırılganlığı açıkça ortaya koyduğunun altını çizdi.
AB'nin enerji arzını çeşitlendirme stratejisinin sürdürülebilirliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Crawford, mevcut yaklaşımın gerçek anlamda enerji bağımsızlığı sağlamaktan ziyade fosil yakıt tedarikinin çeşitlendirilmesiyle sınırlı kalabileceği uyarısında bulundu.
Crawford, AB'nin Hindistan ve Japonya gibi ülkelerle geliştirdiği ilişkileri değerlendirerek, bu ortaklıkların büyük ölçüde rüzgar, güneş, yeşil hidrojen ve enerji verimliliği gibi temiz teknoloji alanlarına odaklandığını belirtti.
Hindistan ile ilişkilerde kısa vadede somut enerji arzı katkısının sınırlı olduğunu söyleyen Crawford, işbirliğinin daha çok güneş ve rüzgar enerjisi ekipmanlarının tedarik zincirine yönelik olduğunu kaydetti.
Crawford, "ABD'nin 2025'teki baskısı, Hindistan'ın AB'ye yönelik stratejik yeniden yapılanmasını hızlandırdı ve ortaklığın başarılı olması için her iki taraftaki teşvikleri güçlendirdi." dedi.
AB'nin Hindistan ile ilişkilerde uygulama süreçlerinin yavaş ilerleyebileceği ve bazı siyasi ve teknik engellerin süreci zorlaştırabileceği değerlendirmesinde bulunan Crawford, Japonya ile enerji alanında daha somut ve hızlı ilerleme kaydedilebileceğinin altını çizdi.