
Tıp-İş: 8 Mart’ta Kadınların Savaşlar ve Eşitsizlikteki Rolü Vurgulandı
Tıp-İş, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde savaşlar ve şiddet konularına dikkat çekti, kadınların maruz kaldığı zorlukları ele aldı.
1 kez görüntülendi
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle yayımladığı açıklamada, dünyada ve ülkemizde kadınların karşılaştığı zorluklara dikkat çekti.
Sendika, birçok bölgede süregelen savaşların en ağır sonuçlarını kadınlar ve kız çocuklarının yaşadığını vurguladı. Ortadoğu gibi farklı coğrafyalarda yaşamını yitiren, yerinden edilen ve şiddete maruz kalan kadınların durumu, barış ve adalet olmadan kadınların güvenliği ve özgürlüğünün sağlanamayacağını bir kez daha gözler önüne serdi.
Açıklamada, ülkede emek mücadelesi veren kadın ve erkeklerin baskılarla karşılaştığı belirtilerek, kamu hekimlerinin gerçekleştirdiği sendikal eylemler sırasında idare tarafından tehdit edici baskılara maruz kaldığı ifade edildi.
EKTAM işçilerinin yalnızca sendikalı olmaları sebebiyle işten çıkarılmasının emek ve örgütlenme hakkına yönelik açık bir saldırı olduğu dile getirilen açıklamada, haklarını arayan emekçilerin mücadelesinin mahkemenin verdiği ara kararı ile bir kez daha haklılık kazandığı kaydedildi.
Sendika açıklamasında, kamu sağlık sektöründe görev yapan hekimlerin de benzer baskı ve güvencesizlik koşullarıyla karşı karşıya olduğu belirtildi. Kamu hekimlerinin yarısından fazlasının geçici statülerde çalıştığı ve iş güvencesinden yoksun bırakıldığı ifade edildi.
Kadın hekimlerin, mesleklerinin zorlu çalışma koşulları ve annelik sorumlulukları arasında kaldığına dikkat çekilen açıklamada, anne hekimlerin 32 saate kadar uzanan nöbetler tutmak zorunda kaldıkları ve bebeklerini nöbet odalarında emzirmek durumunda kaldıkları belirtildi. Gebe hekimlerin de doğum tarihine kadar zorlu çalışma koşullarında görev yaptıkları ve uzun nöbetler tuttuğu ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin dünyanın en acı ve utanç verici gerçeklerinden biri olmaya devam ettiği vurgulandı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde her gün ortalama 137 kadının yalnızca kadın olduğu için hayatını kaybettiği ifade edildi.
Kadınların yaşam hakkını koruyacak etkin politikaların geliştirilmemesi, koruyucu mekanizmaların yetersizliği ve cezasızlık kültürünün bu durumu ağırlaştırdığına dikkat çekilen açıklamada, kadın cinayetlerinin sıradanlaştırılmasına sessiz kalınamayacağı vurgulandı.
Ayrıca, Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan gece kulüpleri düzenine de dikkat çekilerek, bu mekanlarda çalışan kadınların insan onuruna aykırı koşullarda çalıştırıldığı, seyahat belgelerine el konulduğu ve fiili bir sömürü düzeni içinde yaşamaya zorlandıkları ifade edildi.
Tıp-İş, 8 Mart’ın kadınların eşitliği, emeğin güvencesi ve insan onurunun korunmasının birbirinden ayrı konular olmadığını bir kez daha hatırlattığını belirterek, kadınların güvende olduğu, emeğin sömürülmediği ve hak arayanların baskı görmediği bir toplumun mümkün olduğunu ifade etti. Açıklamada, bu mücadelenin sadece kadınların değil, daha adil bir toplum isteyen herkesin mücadelesi olduğu vurgulandı.