Sivrisinek Mücadelesi İçin Bilimsel ve Koordineli Yaklaşımlar Önemli
SAGLIK

Sivrisinek Mücadelesi İçin Bilimsel ve Koordineli Yaklaşımlar Önemli

Veteriner Hekimler, Batı Nil virüsüne karşı mücadelenin tek yöntemle sınırlı olmadığını vurguladı; sivrisinek üreme alanlarının ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti.

1 kez görüntülendi
Veteriner hekimler, tüm ilgili kurumlar, belediyeler ve vatandaşların, bilimsel verilere dayanan, koordineli ve sürdürülebilir bir sivrisinek mücadelesi yürütmesinin son derece önemli olduğunu ifade etti. Kıbrıs Türk Veteriner Hekimler Birliği ve Kıbrıs Türk Veteriner Hekimler Sendikası, Batı Nil Virüsü ile sivrisineklerle ilgili mücadele hakkında ortak bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, veteriner hekimlerin en önemli görevlerinden birinin halk sağlığını korumak olduğu vurgulandı. Bu bağlamda, hayvanlardan insanlara ya da hayvanlar arasında bulaşabilen zoonotik hastalıkların önlenmesinin önemine dikkat çekildi. “Batı Nil virüsü zoonoz bir hastalık etkenidir ve insanlara esas olarak enfekte sivrisineklerin sokmasıyla bulaşmaktadır. Virüsün başlıca vektörleri Culex cinsi sivrisineklerdir.” denilen açıklamada, doğadaki döngüde virüsün esas rezervuar konakçılarının göçmen kuşlar olduğu belirtildi. Ayrıca, Kıbrıs’ta insanlarda bildirilen ilk Batı Nil virüsü vakalarının 2016 yılında tespit edildiği kaydedildi. Sivrisineklerin taşıdığı pek çok hastalık etkeni nedeniyle dünyada insan sağlığını tehdit eden en önemli canlılar arasında yer aldığı ifade edildi. Açıklamada, “Batı Nil virüsünün önemli vektörleri Culex cinsi sivrisinekler, özellikle akşam ve gece saatlerinde aktiftir. Culex cinsine ait sivrisinekler, bölgemizde uzun yıllardır yaygın bir şekilde bulunmaktadır. Uygun koşullarda yerleşim alanlarında ve bina çevrelerinde bulunabilir ve gece saatlerinde insanların bulunduğu ortamlara girerek kan emebilirler.” denildi. Sivrisineklerle mücadelede tek bir yönteme bağlı kalınmaması gerektiği, entegre vektör mücadelesinin uygulanması gerektiği vurgulandı. Bu yaklaşımın temelinde, sivrisineklerin üreme alanlarının belirlenmesi ve mümkün olduğunca ortadan kaldırılması gerektiği ifade edildi. Bir diğer önemli yöntemin fiziksel ve mekanik mücadele olduğu belirtilerek, “Su kaynaklarının ortadan kaldırılması, kurutulması veya sivrisineklerin üremesine uygun olmayacak şekilde düzenlenmesi bu kapsamda değerlendirilir.” denildi. Ortadan kaldırılması mümkün olmayan uygun su kaynaklarında biyolojik mücadele yöntemlerinin kullanılabileceği kaydedildi. Uygun koşullar sağlandığında, ekolojik etkiler ve yerel şartlar dikkate alınarak, sivrisinek larvalarıyla beslenen “Gambusia” gibi balık türlerinden de yararlanılabileceği belirtildi. Ayrıca, biyolojik larvasitlerin, özellikle sivrisinek larvalarının bulunduğu ve fiziksel olarak ortadan kaldırılamayan su kaynaklarının kontrolünde önemli bir mücadele yöntemi olduğu ifade edildi. “Belediyelerin sivrisinek mücadelesinin temelini; larva kaynaklarının tespiti ve larva mücadelesi oluşturmalıdır. Göl, gölet, dere, drenaj kanalları, foseptik ve rögarlar ile diğer uygun su birikintileri Culex türlerinin üreme alanları arasında yer alabilir.” denildi. Sadece uçan sivrisinekleri hedefleyen uygulamalar yerine, öncelikle sivrisineklerin üreme kaynaklarına yönelik sürekli ve düzenli mücadele yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, larva kaynaklarının kontrolü, fiziksel/mekanik mücadele ile biyolojik mücadele yöntemlerinin yetersiz kaldığı veya halk sağlığı açısından gerekli görüldüğü durumlarda, uygun ürün ve yöntemler kullanılarak kimyasal mücadele ve erişkin sivrisineklere yönelik ULV uygulamalarına başvurulabileceği ifade edildi. Ancak ULV uygulamalarının, sivrisinek mücadelesinin temeli olarak görülmemesi gerektiği belirtildi. Merkezi otoritenin, belediyelere sivrisinek mücadelesinin nasıl yürütüleceği konusunda bilimsel ve uygulamaya yönelik rehberlik sağlaması gerektiği kaydedildi. Sivrisinek mücadelesinin etkili olabilmesi için, vatandaşların da önemli sorumlulukları olduğu ifade edildi. “Öncelikle evlerin ve iş yerlerinin çevresindeki su birikintileri ve sivrisinek üreme alanları düzenli olarak kontrol edilmelidir. Özellikle; saksı altlıkları, süs havuzları, kullanılmayan yüzme havuzları, su depoları ve açık su kapları gibi alanlar dikkatle izlenmelidir.” denildi. Vatandaşların bireysel korunma önlemlerine de dikkat etmesi gerektiği ifade edilerek, “Özellikle akşam ve gece saatlerinde pencere ve kapılarda sineklik kullanılması, sinekliklerin sağlam tutulması, gereksiz şekilde kapı ve pencerelerin açık bırakılmaması, sivrisineklerin yoğun olduğu alanlarda mümkün olduğunca vücudu örten giysilerin tercih edilmesi korunmaya katkı sağlayacaktır.” açıklamasında bulunuldu. Sivrisinek ısırıklarının kaşınmaması gerektiği, bu durumun tahriş ve ikincil enfeksiyon riskini azaltacağı vurgulandı. Batı Nil virüsü ile mücadelenin paniğe kapılmak yerine, bilimsel ve koordineli bir şekilde yürütülmesi gerektiği belirtildi. “Halk arasındaki ve birçok belediyedeki panik ve uygulamalar hatalıdır. Çevreye ve hedef dışı canlılara zarar verecek düzeyde yanlıştır.” denildi. Sivrisineklerle mücadelenin yalnızca ULV araçlarının kullanımıyla sınırlı olmadığının altı çizildi.