
Recep Tayyip Erdoğan: Türk Hava Sahasını İhlal Eden Tehditlere Önlem Alıyoruz
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'deki zulümlere karşı Türkiye'nin duruşunu vurguladı ve Türk hava sahasını ihlal eden tehditlere yönelik önlemler alındığını belirtti.
1 kez görüntülendi
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çeşitli bölgelerde yaşanan üzücü olaylara dikkat çekerek, "Zulme rıza göstermeyeceğiz, baskılar karşısında sessiz kalmayacağız" ifadesini kullandı. Erdoğan, "Ülkemizi bu ateş çukurundan uzak tutmak en önemli önceliğimizdir" diyerek, Türk hava sahasını ihlal eden tehditlere karşı gerekli önlemleri aldıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, WOW İstanbul Hotel'de düzenlenen 10. Milli İrade İftar Programı'na katıldı ve iftar sonrası önemli açıklamalarda bulundu.
Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan noktalar şöyle:
"Baharın güzel yüzünü göstermeye başladığı bu İstanbul akşamında sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyorum.
Ramazan, barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayıdır. Ancak, İslam coğrafyasının bu mübarek günlerde acı, gözyaşı ve savaşlarla anılması bizleri derinden üzüyor.
"TÜM DENİZLERİ MAVİ OLSA NEYE YARAR"
10 Ekim tarihinden bu yana Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısı 640'a ulaştı. Katledilenlerin çoğunluğunu çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül koyarak okula gönderdiği çocuklar, ya füzelerin, ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor. Komşumuz İran'dan Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye kadar coğrafyamızın dört bir yanında maalesef benzer acı manzaralarla karşılaşıyoruz.
Çocukları korkutan bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur? Elinizi vicdanınıza koyup samimiyetle cevap verin. Sabah güle oynaya okula giden çocukların akşam evlerine dönemediği bir dünyada tüm denizlerin mavi olması neyi değiştirir? Henüz 6 yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşunla öldürüldüğü bir dünyada mavi denizlerin ne faydası var? Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı, çocukların yüzlerindeki tebessümlerin solduğu bir dünyada mavi denizlerin ne önemi var? Çocukların çocukları büyütmek zorunda kaldığı bir dünyada mavi denizlerin ne anlamı olabilir?
“DÜNYA VİCDAN TUTULMASINA UĞRAMIŞ"
Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geliyor. Bazı ülkeler ise İsrail gibi soykırımcıları destekliyor. Sadece birkaç vicdan sahibi ülke ve kurum, coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteriyor ve bunları durdurmak için çaba sarf ediyor. Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli ve Suriyeli çocuğun dramı, sanal dünyanın sahte vicdanı nedeniyle gündeme gelmiyor. Vicdan tutulmasına uğramış böyle bir dünyada, Türkiye olarak insanlığın vicdanı olma mücadelesini hep birlikte veriyoruz.
“BASKILAR KARŞISINDA SUSMAYACAĞIZ"
Bu can bu tende olduğu sürece mazlumların yanında duracağız, zulme rıza göstermeyecek, baskılar karşısında boyun eğmeyecek ve susmayacağız. Gazze’deki kardeşlerimizle birlikte dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma içinde olacağız.
Burada önemli bir noktayı vurgulamak istiyorum: Aramızdaki dayanışma ve dostluğu koruduğumuz sürece demokrasimizi tehditlerden koruyabiliriz. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi. "Müminler bir binanın tuğlaları gibidir" ifadesinde olduğu gibi, birbirimize sıkı sıkıya kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem elleri kırabiliriz. Ramazan-ı Şerif’in bir gün öncesinde yayımladıkları bildirilerle millete hakaret edenlerin ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Mesafe koymadan, tek yürek ve tek bilek olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.
"HER TÜRLÜ TEHDİDE YÖNELİK ÖNLEME FAALİYETLERİNDE BULUNUYORUZ"
Hükümet olarak, ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen planlara karşı dikkatli hareket ediyoruz. Olayların sadece görünen kısmına değil, arka plandaki gizli unsurlara da odaklanıyor, her ihtimali değerlendiriyoruz. Ayrıca, bu süreçte, hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide karşı gerekli önlemleri alıyoruz. Ülkemizi bu ateş çukurundan uzak tutmak en önceliğimizdir. Sizlerden, İran’a yönelik saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı dikkatli olmanızı istiyorum.
“TEMPOMUZU ARTIRMAMIZ GEREKEN BİR DÖNEME GİRDİK"
Bizden önceki nesillerin büyük fedakarlıklarla açtığı yolda ilerlemek için bu mücadeleyi veriyoruz. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Tempomuzu artırmamız, daha çevik ve atılgan olmamız gereken yeni bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde sivil toplum kuruluşlarımızın daha önce hiç olmadığı kadar güçlü ve görünür olması gerekiyor. Gerçek şu ki, sivil toplum kuruluşlarımızın asıl güç kaynağı maddi imkânları değil, samimiyetleri ve gayretleridir. Bizi güçlü kılan yüksek binalarımız değil; dik duruşumuz, tavrımız ve ideallerimiz için verdiğimiz yiğitçe mücadeledir. Maddi imkânları samimiyetle birleştirdiğimiz sürece hedeflerimize ulaşabiliriz.
"İLBER ORTAYLI HOCAMIZA RAHMET DİLİYORUM"
Bugün vefat haberini aldığım, merhum Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum. Entelektüel kişiliği, bilgi birikimi, kitapları, araştırmaları ve akademik çalışmalarıyla milletimizin saygısını kazanmış olan hocamızın ailesine ve öğrencilerine başsağlığı diliyorum.