
Nisan Erkan: Okullardaki Şiddet Süreçtir; Erken Sinyaller Göz Ardı Edilmemeli
Uzman Gelişim Psikoloğu Nisan Erkan, okullardaki şiddet olaylarının çok boyutlu bir süreç olduğunu vurgulayarak erken uyarı sinyallerinin önemini dile getirdi.
1 kez görüntülendi
Uzman Gelişim Psikoloğu Nisan Erkan, Kıbrıs Postası TV’de Canan Onurer'in sunduğu “Sabahın Haberleri” programına katıldı.
Nisan Erkan, Türkiye'deki okullarda son zamanlarda meydana gelen şiddet olaylarının tek bir nedene bağlanamayacağını belirtti. Çocukları suça yönlendiren sürecin, bireysel, çevresel ve toplumsal faktörlerin bir arada değerlendirilmesiyle anlaşılabileceğini ifade etti. Erkan, bu tür şiddet olaylarının aniden ortaya çıkmadığını, aksine bir sürecin sonucu olduğunu vurgulayarak, erken uyarı sinyallerinin aile ve okul tarafından dikkate alınması gerektiğine dikkat çekti.
"BURADA TEK BİR SUÇLU YOK"
Türkiye'deki okullarda yaşanan üzücü saldırıları değerlendiren Erkan, çocuk gelişimi alanında çalışan uzmanların bu durumu öngörmüş olmasının üzüntü verici olduğunu söyledi. "Burada tek bir suçlu yok" diyen Erkan, "Suça sürüklenen çocuk" kavramına değinerek, çocukları 'suçlu' olarak etiketlemek yerine, onları bu davranışa iten süreç içinde bir birey olarak değerlendirdiklerini ifade etti.
"BU SÜREÇLERİN HEPSİNİN BERABER DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİYOR"
Çocukları suça iten faktörler üzerine de konuşan Erkan, saha gözlemlerinde çocukları "mikro", "mezo" ve "makro" düzeyde incelediklerini belirtti. Mikro düzeyde çocuğun iç dünyasını, mezo düzeyde çocuğun çevresi, ailesi ve okul hayatını, makro düzeyde ise sistem, medya ve hukuki düzey gibi faktörleri ele aldıklarını kaydetti. Erkan, "Bu süreçlerin hepsinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor" diyerek, mikro düzeyde yapılan gözlemlerde saldırgan davranışların erken sinyallerinin tespit edilebileceğini ifade etti.
"BU TÜR OLAYLARI KENDİLERİNİ GÖRÜNÜR KILMA ARACI OLARAK GÖREBİLİYORLAR"
Gündemdeki olaylardan bahsetmeme kararı aldığını belirten Erkan, olaylarla ilgili isimlerin ve görsellerin medyada yer almasının hem teşvik edici hem de yol gösterici olabileceğini vurguladı. Bu tür eylemlere yönelen çocukların genellikle sosyal hayattan dışlanmış ve zorbalığa maruz kalmış bireyler olduğunu ifade eden Erkan, bu tür olayları "kendilerini görünür kılma aracı" olarak değerlendirebileceklerini belirtti. Ayrıca, bu çocukların gösterdiği erken sinyallerin mezo düzeyde okullardaki rehberlik tarafından izlenmesi gerektiğini vurguladı. Erkan, bu sinyalleri şu şekilde sıraladı:
Tehdit içerikleri
Sosyal olarak geri çekilme
Yoğun öfke
Şiddet davranışı
Takıntılı düşünceler veya davranışlar
Davranış değişiklikleri
İçe kapanma
"BU SİNYALLER ALGILANDIĞINDA GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ"
Bu tür saldırıların Amerika'daki yaygınlığı ve yapılan incelemelerin, bu durumların anlık bir gelişim olmadığını gösterdiğini belirten Erkan, "Bu bir süreç ve sürecin sonucu" dedi. Araştırmaların "leakage" (sızdırma) durumunu ortaya koyduğunu ifade eden Erkan, çocukların bu tür şiddet eylemlerinin planlarını yaptıklarında, bunları yakın çevrelerine, arkadaşlarına veya günlüklerine sızdırdığını kaydetti. Nisan Erkan, bu sızdırmaların aile ve okul tarafından ciddiye alınması gerektiğini de vurguladı. Erkan, bu sinyaller algılandığında "Çocuktur yapar", "Ergendir yapar" gibi normalleştirilmemesi gerektiğini ifade etti.
"MEDYA VE DİJİTAL İÇERİKLERLE SALDIRGAN DAVRANIŞLAR ARASINDA DOĞRUDAN İLİŞKİ YOK"
Medyada video oyunlarının, dizilerin ve filmlerin suçlanması hakkında da görüş belirten Erkan, "İçerikler toplumun yansımasıdır" dedi. Türkiye'deki dizilerde mafyatik ve şiddet içerikli davranışların ödüllendirildiğini belirten Erkan, "Bunlar utandırılması, cezalandırılması gereken davranışlar, pekiştiriliyor" dedi. Erkan, medya ve dijital içeriklerin "şiddet davranışlarının doğrudan sebebi olmadığını" ifade etti. Bu içeriklerin bir model sunduğunu ve anlamlandırmayı etkilediğini kaydeden Erkan, araştırmalar arasında anlamlı bir ilişki veya doğrudan sebep bulunmadığını vurguladı.
Erkan, dijital içeriklerin çocuklar üzerindeki üç etkisini de açıkladı:
Model Olma: Çocukların kimlik arayışında kendilerine rol model olarak dizi karakterlerini alması.
Duyarsızlaşma: Sürekli şiddet ve şiddetin normalleşmesinin görülmesi nedeniyle çocukların beyninin duyarsızlaşması.
Anlam Yükleme: Şiddetin görülenlerle anlamlandırılarak bir güç gösterisi, kontrol gösterisi veya bir görünme aracı haline gelmesi.