Nisan Erkan: Kıbrıs'ta kaygı artıyor; çocuklara yaşa uygun bilgi verin
KIBRIS HABERLERI

Nisan Erkan: Kıbrıs'ta kaygı artıyor; çocuklara yaşa uygun bilgi verin

Uzman Psikolog Nisan Erkan, İran ve İsrail arasında başlayan savaşın Kıbrıs'taki ailelerde kaygı yarattığını belirtti. Çocuklara yaşa uygun bilgi verilmesi gerektiğini vurguladı.

1 kez görüntülendi
İran ile İsrail arasında dört gün önce patlak veren savaş, yalnızca Orta Doğu'yu değil, tüm dünyayı etkileyen bir güvenlik belirsizliği yarattığını ifade eden Uzman Psikolog Nisan Erkan, Kıbrıs Postası'na açıklamalarda bulundu. Nisan Erkan, Kıbrıs'ta birçok ailenin kaygı hissettiğini dile getirdi. Özellikle güney kesiminde yaşanan gelişmelerle birlikte “Acaba bize de bir şey olur mu?” sorusunun hem yetişkinlerin hem çocukların aklında belirmeye başladığını ifade eden Erkan, çocukların sanıldığından çok daha fazla şeyi algıladığını belirtti. Televizyondaki görüntüler, sosyal medyada yayımlanan videolar ve evdeki endişeli konuşmaların çocuklar tarafından fark edildiğini vurgulayan Erkan, “Çocuklar bazen soru sormasa bile ortamın duygusal atmosferini hissediyorlar. Ancak duyduklarını her zaman doğru bir şekilde anlayamıyorlar ve zihinsel boşlukları çoğu zaman hayal güçleriyle dolduruyorlar. Bu nedenle en önemli şey konuyu yok saymamak, fakat paniğe de kapılmamaktır” dedi. “ÖNCE DİNLEYİN” Çocuğun bir habere maruz kaldığında ya da soru sorduğunda bazı ebeveynlerin koruma içgüdüsüyle “Bir şey yok”, “Bunları düşünme” gibi ifadelerde bulunduğunu belirten Erkan, bunun yerine çocuğu anlamaya yönelik sorular sormanın daha etkili olacağını vurguladı. Erkan, “ ‘Sen ne duydun?’, ‘Bundan ne anladın?’, ‘Bu sana ne hissettirdi?’ gibi sorular, çocuğun zihninde oluşan yanlış ya da abartılı senaryoları fark etmenizi sağlar ve onun kendini duyulmuş ve anlaşılmış hissetmesine yardımcı olur. Çocuğun duyulmuş ve anlaşılmış hissetmesi, kaygının azalması için oldukça önemli bir adımdır” dedi. Kaygıyı küçümsemenin çocuğu sakinleştirmeyeceğini, aksine yalnızlaştıracağını belirten Erkan, “ ‘Bunu duyduğunda korkmuş olman çok anlaşılır’ gibi empatik bir yaklaşım, duygusal düzenlemenin ilk aşamasıdır” dedi. “YAŞA UYGUN VE NET BİLGİ VERİN” Her yaş grubunun algı ve bilgi işleme biçiminin farklı olduğunu kaydeden Erkan, küçük çocukların özellikle okul öncesi dönemlerde savaş görüntülerini kendi hayatlarıyla ilişkilendirebildiklerini söyledi. Bu yaş grubuna kısa, net ve güven verici açıklamaların yeterli olacağını belirten Erkan, “ ‘Bazı ülkelerde insanlar anlaşmazlık yaşayabiliyor. Ama biz şu an buradayız ve güvendeyiz.’ gibi ifadeler kullanılabilir” şeklinde öneride bulundu. İlkokul çağındaki çocukların daha fazla soru sorma eğiliminde olduğunu ve nedenleri merak ettiklerini ifade eden Erkan, detaylarla boğmadan, tarafsız ve basit bir anlatımın faydalı olacağını kaydetti. Ergenlerle daha fazla diyalog kurulması gerektiğini vurgulayan Erkan, sosyal medyadan gelen yoğun bilgi akışı ile birlikte değerlendirme yapmanın, kaynakları konuşmanın ve eleştirel düşünmeyi teşvik etmenin daha sağlıklı bir yaklaşım olacağını belirtti. Çocukların gerçeğe ulaşma çabasında olduğunu ifade eden Erkan, iyi niyetle de olsa bilgiyi tamamen saklamanın güven duygusunu zedeleyebileceğini belirterek, önemli olanın yaşa uygun ve doğru bir çerçeve sunmak olduğunu söyledi. “HABER MARUZİYETİNE DİKKAT” Sürekli açık kalan haber kanalları, tekrarlayan şiddet görüntüleri ve yetişkinlerin kaygılı yorumlarının çocuklar için yıpratıcı olabileceğine dikkat çeken Erkan, özellikle küçük çocukların bu tür görüntülere doğrudan maruz kalmamaları gerektiğini ifade etti. Gündemin dozunu ayarlamanın ebeveynin sorumluluğu olduğunu belirten Erkan, kaygı verici dönemlerde çocuklar için en koruyucu unsurun rutin olduğunu kaydetti. Uyku saatleri, okul düzeni ve oyun zamanının devam etmesi gerektiğini vurgulayan Erkan, rutinin öngörülebilirlik ve kontrol duygusu sağladığını, bunun da güveni pekiştirdiğini dile getirdi. Bazı çocukların oyunlarında savaş temalarını kullanabileceğini belirten Erkan, bunun çoğu zaman bir “anlama ve sindirme” çabası olduğunu ifade ederek, hemen yasaklamak yerine gözlem yapılmasını ve güvenli sınırlar içinde eşlik edilmesini önerdi. NE ZAMAN DESTEK ALINMALI? Kaygının artması, uyku ve iştah bozuklukları, okula gitmek istememe, yoğun bedensel şikayetler veya günlük işlevsellikte düşüş yaşanması durumunda bir uzmandan psikolojik destek alınmasının önemini vurgulayan Erkan, ebeveynlerin bu belirtileri dikkate alması gerektiğini belirtti. Erkan, sözlerine şöyle devam etti: “Bu tür kriz dönemlerinde ebeveynlerin temel rolü çocukları dünyadan koparmak değil, onların duygularına alan açmak ve eşlik etmektir. Çocuklar önce güvende hissetmek ister ve güven varsa bilgi sindirilebilir. Sakin, net ve empatik bir yaklaşım, çocuklarımızın psikolojik dayanıklılığını güçlendiren en önemli faktördür. Bu süreçte ‘Buradayım. Güvendesin. Konuşmak istersen seni dinlerim.’ mesajını vermek onlara sunabileceğimiz en değerli destek olacaktır.