Nisan Erkan: 23 Nisan, çocuklar ve yetişkinler için öz değerlendirme günü
SAGLIK

Nisan Erkan: 23 Nisan, çocuklar ve yetişkinler için öz değerlendirme günü

Gelişim Psikoloğu Nisan Erkan, 23 Nisan'ın sadece çocuklar için değil, yetişkinlerin kendilerini sorgulaması gereken bir gün olduğunu belirtti.

1 kez görüntülendi
Kıbrıs Postası köşe yazarı ve çocuk ile ergenlerle çalışan Gelişim ve Klinik Psikolog Nisan Erkan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ilgili yaptığı değerlendirmede, bu özel günün yalnızca bir bayram değil, çocukların toplumdaki rolünü ve yetişkinlerin sorumluluklarını hatırlatan güçlü bir sembol olduğunu ifade etti. "EGEMENLİĞİN GERÇEK SAHİBİ YALNIZCA BUGÜNÜN YETİŞKİNLERİ DEĞİL, YARININ ÇOCUKLARIDIR" Erkan’ın değerlendirmesi şu şekilde devam etti: "23 Nisan denildiğinde akla ilk gelenler genellikle törenler, şiirler ve bayraklardır. Ancak bu gün, yalnızca bir bayram değil, bir toplumun kendi kaderini eline alışı ve geleceğini kime emanet ettiğini anlatan derin bir semboldür. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışıyla egemenliğin halka geçmesi, yani söz hakkının millete verilmesi, bu günün 'ulusal egemenlik' yönünü oluşturur. Dolayısıyla 23 Nisan, aynı zamanda demokrasinin, katılımın ve ortak sorumluluğun bayramıdır. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk, bu anlamlı günü çocuklara ithaf etmiştir. Çünkü egemenliğin gerçek sahibi sadece bugünün yetişkinleri değil, yarının çocuklarıdır. Bu armağan, yalnızca bir sevgi ifadesi değil, aynı zamanda derin bir güven göstermektedir. 'BİZ ÇOCUKLARA BU GÜNÜ ARMAĞAN ETTİK, PEKİ ONLARIN İÇİMİZDEKİ ÇOCUĞA DOKUNDUĞU YERLERİ NE KADAR FARK EDİYORUZ?' Çocuklarla çalışan bir psikolog olarak 23 Nisan benim için, çocukların sahnede olduğu bir gün olmanın ötesinde, yetişkinlere de ayna tutan bir gündür. Biz çocuklara bu günü armağan ettik; peki, onların içimizdeki çocuğa dokunduğu yerleri ne kadar gözlemleyebiliyoruz? Çocuklar, doğdukları andan itibaren unuttuğumuz birçok şeyi yeniden hatırlatır. Saflık, iyilik ve içtenlik gibi... Bir çocuğun birine sarılırken hesap yapmaması, gülerken kendini tutmaması ve üzülürken duygularını gizlememesi, aslında hislerin ne denli doğal bir şekilde yaşanabileceğini gösterir. Zamanla biz yetişkinler daha kontrollü ve mesafeli hale geliriz; fakat bu durumun bedeli kendimizden uzaklaşmak olabilir. Çocuklar, duyguların bastırılacak değil, yaşanacak ve temas edilecek şeyler olduğunu hatırlatır. NEŞE, SEVGİ VE SAYGININ ÖNEMİ Neşe, çocuklardan hatırlanacak bir başka önemli duygudur. Küçük bir şeyden mutlu olabilme yetisi, yaşamla kurulan bağın canlılığını gösterir. Yaratıcılık ve merak, onların dünyayı yeniden keşfetme ve kurma yollarıdır. Bir karton kutudan oyun yaratabilen bir zihin, sınırlardan ziyade olasılıkları görme yetisine sahiptir. Günümüzde yetişkinlerin zorlandığı esneklik ve problem çözme becerilerinin temeli de burada yatmaktadır. Sevgi ve saygı, çocukların ilişkilerinde en saf haliyle kendini gösterir. Bir çocuğun sevdiğinde tüm kalbiyle sevmesi ve kırıldığında bunu açıkça ifade etmesi, sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur. Büyüdükçe ilişkiler karmaşıklaşsa da özünde ihtiyaç duyduğumuz şey değişmez: anlaşılmak, görülmek ve değerli hissetmektir. 'BURADA MESELE YALNIZCA BİREYSEL DEĞİL, AYNI ZAMANDA TOPLUMSALDIR' Burada mesele yalnızca bireysel değil, toplumsaldır. Çünkü bir toplumun ahlaki değerleri, o toplumun çocuklarla kurduğu ilişki üzerinden şekillenir. Çocuklara ne kadar söz hakkı tanındığı, ne kadar dinlendikleri ve ne kadar saygı gördükleri, o toplumun değer sisteminin bir yansımasıdır. Egemenliğin halka ait olduğu bir sistemde, bu halkın en önemli unsuru olan çocukların da görünür olması gerekmektedir. Eğer bir toplum çocukları sadece “büyütülecek bireyler” olarak görüyorsa, değer aktarımı yüzeyde kalır. Ancak onları birer özne olarak kabul ederse, değerler içselleşir. Saygı, yalnızca saygı gören bir çocukta gelişir. Empati, ancak empatiyle karşılaşan bir çocukta kök salar. Sorumluluk ise güvenilen bir çocukta filizlenir. Bu da ulusal egemenliğin en temel yapı taşlarından biridir; bireyin değerli ve söz sahibi hissedebilmesi. '23 NİSAN SADECE ÇOCUKLARIN BAYRAMI DEĞİL; YETİŞKİNLERİN DÖNÜP KENDİNE BAKMA GÜNÜDÜR' Bu nedenle 23 Nisan, yalnızca çocukların bayramı değil; aynı zamanda yetişkinlerin kendilerine dönüp bakma zamanıdır. Biz çocuklara nasıl bir dünya sunuyoruz? Onları neye hazırlıyoruz? Daha da önemlisi, onlardan neler öğreniyoruz? Çocuklarınızın dünyasına kısa bir süreliğine dahil olmak, onların gözünden bakabilmek ve bir çocuğa değerli olduğunu hissettirebilmek; çünkü egemenlik sadece yönetmek değil, aynı zamanda anlamak ve kapsamak demektir. Sağlıklı bir toplum, yalnızca iyi yetişmiş çocuklarla değil; içindeki çocuğu kaybetmemiş yetişkinlerle mümkün olmaktadır.