
Körfez Ülkelerinden BM'ye: İran Saldırıları Sivil Hedefleri Kapsıyor
Körfez ülkeleri, İran’ın saldırılarını sivil hedefler olarak nitelendirerek uluslararası istikrara yönelik tehditler olduğunu vurguladı.
1 kez görüntülendi
Bir Körfez ülkesinin Birleşmiş Milletler’e (BM) ilettiği mektupta, İran’ın Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerine yönelik eylemlerinin tamamen sivil hedefleri kapsadığı ve bu durumun herhangi bir askeri faaliyetle bağlantısının bulunmadığı ifade edildi. Bu saldırıların, uluslararası toplumun iradesini hiçe sayma ve bölgesel istikrarı kasten bozma çabası olarak değerlendirildiği belirtildi. Ayrıca, bu durumun uluslararası barış ve güvenliği sağlama çabalarına doğrudan bir meydan okuma olduğu vurgulandı.
Mektubun, Bahreyn’in BM Daimî Temsilciliği tarafından Körfez ülkeleri adına BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e sunulan ikinci mesaj olduğu kaydedildi. Aynı içerikte bir diğer yazının ise ABD’nin BM Daimî Temsilcisi Mike Waltz’a iletildiği bildirildi. Bu yazışmaların, İran’ın 28 Şubat’ta başlattığı saldırılar sonrasında gönderildiği ifade edildi.
Mektupta, İran’ın gerçekleştirdiği füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına dikkat çekilerek, bu eylemlerin devletlerin egemenliğini açıkça ihlal ettiği ve uluslararası hukuk ile BM Şartı’na aykırı olduğu kaydedildi. Özellikle 11 Mart tarihli 2817 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararına atıfta bulunularak, bu kararın 136 ülkenin desteğiyle kabul edildiği ve Tahran’ın kınandığı hatırlatıldı. Bu durumun, uluslararası toplumun söz konusu saldırgan eylemleri reddettiğini ve bölgenin güvenliğini tehdit eden girişimlere karşı ortak bir tutum sergilediğini gösterdiği ifade edildi.
Körfez ülkelerinin hava savunma sistemlerinin, İran’ın Körfez hava sahası, karasuları ve topraklarına yönelik saldırılarını engellediği belirtildi. Bu müdahalelerin, olası zararları sınırlayarak sivil can kayıplarını ve hayati altyapıyı korumada etkili olduğu vurgulandı.
Açıklamada, İran’ın saldırılarının yalnızca bir ülkeyle sınırlı kalmadığı, KİK üyesi tüm ülkeleri doğrudan hedef aldığı kaydedildi. Saldırıların, petrol üretim ve rafineri tesisleri, yakıt depoları, enerji ihracat limanları, gaz ve enerji tesislerinin yanı sıra uluslararası havalimanları, lojistik merkezler, sivil kamu binaları ve kritik altyapıyı kapsadığı ifade edildi. Bu eylemlerde balistik füzeler, seyir füzeleri ve İHA’ların kullanıldığı belirtildi.
Körfez ülkeleri, İran’ın saldırılarının küresel enerji arzı açısından büyük önem taşıyan enerji sektörüne ciddi zarar vermeyi hedefleyen sistematik bir yaklaşımı yansıttığını belirtti. Açıklamada, bu saldırıların birçok kritik tesiste ciddi maddi hasara yol açtığı, bazı üretim ve tedarik süreçlerinde kısmi aksamalara neden olduğu ifade edildi. Ayrıca, ulaşım ve temel hizmetlerde olumsuz etkiler meydana gelirken, geniş çaplı çevresel, ekonomik ve sağlık risklerinin de ortaya çıktığı vurgulandı.
Mektupta, İran’ın saldırılarının sistematik ve hukuka aykırı niteliğini ortaya koyduğu, bu saldırıların kapsamının tamamen sivil hedefleri içerecek şekilde genişlediği belirtildi. Bu durum, uluslararası hukukun, özellikle uluslararası insancıl hukukun hükümlerinin ve iyi komşuluk ilkelerinin açık ihlali anlamına geldiği ifade edildi.
Körfez ülkeleri, İran’ın tehditlerini artırarak ve saldırgan eylemlerini sürdürerek 2817 sayılı karara uymadığını bildirdi. Açıklamada, Hürmüz Boğazı’nda deniz seyrüsefer özgürlüğünün hedef alındığı, ticari gemiler ile yük gemilerine saldırılar düzenlendiği ve KİK ülkelerinin deniz altyapısı ile enerji tesislerinin hedef alındığı kaydedildi. Bu eylemlerin, uluslararası hukuk ile uluslararası alanda tanınan seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin açık ihlali olduğu vurgulandı.
Ayrıca, İran’ın düşmanca faaliyetlerinin sivillerin ve denizcilerin hayatını riske attığı, uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğini tehlikeye soktuğu ve boğazdan geçen transit trafiği azalttığı ifade edildi. Bu durumun, küresel ticaret, enerji arzı ve dünya ekonomisi üzerinde olumsuz etkiler yarattığı belirtildi.
Mektupta, 2817 sayılı kararın kabul edilmesinin ardından da İran’ın saldırılarını sürdürmesinin, söz konusu karara açık ve kasıtlı bir biçimde uymadığını gösterdiği ifade edildi. Bu durum, karar hükümlerinin açık ihlali ve uluslararası toplumun iradesinin göz ardı edilmesi anlamına geldiği kaydedildi. İran’ın bu tutumunun, uyumsuzlukta ısrar ettiğini, gerilimi tırmandırma politikasını sürdürdüğünü ve bölgesel istikrarı sarsmaya devam ettiğini ortaya koyduğu, bunun da uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik çabalara doğrudan meydan okuma niteliği taşıdığı ifade edildi.
Körfez ülkeleri, tekrar eden saldırıları kesin bir dille kınadı ve bu tür eylemlerin sürmesinin bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliğe doğrudan tehdit oluşturduğunu vurguladı. Açıklamada, uluslararası toplumun ve özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin, alınan kararların uygulanmasını sağlamak adına kararlı bir tutum sergilemesi gerektiği kaydedildi.
Mektupta, Körfez ülkelerinin BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğu ifade edildi. Bu hakkın, devam eden saldırılara karşı, tehdidin niteliğiyle orantılı ve uluslararası hukuk kurallarıyla uyumlu olarak kullanılabileceği; egemenliğin, toprak bütünlüğünün ve halkların güvenliğinin korunmasının hedeflendiği belirtildi.
Körfez ülkeleri, uluslararası topluma ve özellikle BM Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunarak, İran’ın 2817 sayılı karara uymasını sağlamak için gerekli adımların atılmasını ve bölgenin güvenlik ile istikrarını zedeleyen bu ihlallere son verilmesini talep etti.