
KKTC'de Hava Savunma Önlemleri Artırıldı: Türkiye'den Cevap
Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde hava savunma unsurlarını artırarak muhtemel saldırılara karşı caydırıcılığı güçlendirmeyi hedefliyor.
1 kez görüntülendi
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları devam ederken, İran da bu saldırılara karşı misilleme yapmaktadır. Bölgedeki gerginlik sürerken, Türkiye hava sahasına doğru yönelen iki İran füzesinin imha edildiğini geçtiğimiz günlerde bildirmişti. Bu çerçevede, NATO tarafından görevlendirilen Patriot Hava Savunma Sistemi'nin Malatya'ya konuşlandırılması kararlaştırıldı.
Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı, haftalık basın toplantısında sürece dair açıklamalarda bulundu. Bakanlık, kamuoyunda merak edilen "S-400'ler neden kullanılmadı?" sorusuna da açıklık getirdi. Türkiye'nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin, tehdit değerlendirmeleri ve operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda çok katmanlı bir yapı içinde yürütüldüğü belirtildi. Bakanlık, "Bu bağlamda en uygun savunma unsuru, angajman kuralları ve mevcut operasyonel tablo dikkate alınarak belirlenmektedir." ifadesini kullandı.
Açıklamada, Türkiye'nin NATO'nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçası olduğu vurgulandı ve bu sistemin erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluştuğu belirtildi. Balistik bir füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin kısalığı sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşleme gerçekleştirmektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehditine karşı en etkili savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir.
Malatya'ya konuşlandırılan Patriot Sistemi ile ilgili olarak, Almanya'daki Ramstein Hava Üssü'nden görevlendirildiği hatırlatıldı. Bakanlık, "NATO, müttefik ülkelerin hava sahalarını ve topraklarını koruma iradesine sahip bir güvenlik ittifakıdır; Türkiye ise jeostratejik konumu, güçlü ordusu ve ittifakın güneydoğu kanadındaki kritik rolü ile bu yapının en önemli unsurlarından biridir." şeklinde bir açıklama yaptı. Ayrıca, "Atılan bu adımlar; hem Türkiye’nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla ortak güvenliği pekiştirmeyi hedeflemektedir." ifadesi de eklendi.
Açıklamada ayrıca Adana'daki İncirlik Üssü'nün durumuna da değinildi. İncirlik Üssü'nün bir Türk üssü olduğu belirtilerek, "Eskişehir'deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10’cu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik’te konuşludur. 10’cu Ana Jet Üs Komutanlığımızda F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA’larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir." denildi.
Ayrıca, "Üs komutanı Türk tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin bulunması, Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır." ifadeleri de kullanıldı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde alınan önlemler arasında, TSK'ya ait F-16 savaş uçaklarının konuşlandırılması da yer aldı. Bu önlemin, muhtemel tehditlere karşı alındığı bildirildi. Milli Savunma Bakanlığı, "ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve drone tehdidi nedeniyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurlarımız; caydırıcılığı artırmaya, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil, Ada’nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye Kıbrıs’ta garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’e askerî unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne biz yeteriz." dedi.
Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil, barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bunun yanı sıra, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerine yönelik hiçbir hasmane tutuma ve oldubittiye izin vermeyecek; garantörlükten kaynaklanan hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz.
Bakanlık, basın brifinginde Yunanistan'ın Ege'deki son faaliyetlerine de değindi. "Doğu Ege Adaları Yunanistan'a 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması ile gayri askeri statüde bulundurulma şartıyla devredilmiştir." hatırlatması yapıldı. "Limni (Lozan Barış Antlaşması) ve Kerpe Adaları (Paris Barış Antlaşması) gayri askeri statüde olması gereken adalardır. Gayri askeri statü, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu-bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan’ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık yaratmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemez. Yunanistan’ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz.