
Hakan Çaydamlı: Kıbrıs Sorununda Sonuç Üretmeye Odağını Değiştiren Diplomasi Dönemi Gerekli
Ekonomist-yazar Hakan Çaydamlı, BM Genel Sekreteri Guterres'in Kıbrıs ziyaretini değerlendirerek, sonuç odaklı diplomasi döneminin başlaması gerektiğini vurguladı.
1 kez görüntülendi
Ekonomist ve yazar Hakan Çaydamlı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs'a yaptığı ziyareti ele aldığı yazısında, bu ziyaretin sıradan bir diplomatik ilişki olmanın ötesinde anlamlar taşıdığını dile getirdi. Çaydamlı, BM'nin uzun zamandır durağan olan Kıbrıs sürecine yeniden güçlü bir şekilde müdahil olma niyetinin açık bir göstergesi olduğunu belirtti.
Çaydamlı, Guterres'in 2010 yılında dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un ardından adayı ziyaret etmesinin, uluslararası toplumun Kıbrıs meselesine yeniden önem verme isteğini gösterdiğini savundu.
Guterres’in Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Rum lider Nikos Hristodulidis ile gerçekleştirdiği görüşmeler, ara bölgedeki üçlü temaslar, Kayıp Şahıslar Komitesi ziyareti ve iki toplumlu projelere verdiği mesajların her iki taraf için de geniş yankı uyandırdığını kaydeden Çaydamlı, dikkat çekici olanın, kuzey ve güney basınında bu gelişmelerin neredeyse iki ayrı olay olarak yorumlanması olduğunu vurguladı.
RUM BASININDA "İHTİYATLI İYİMSERLİK" VE DİPLOMATİK ENDİŞE
Çaydamlı, Rum basınının Guterres'in ziyareti ile uluslararası ilginin yeniden canlanmasını olumlu gördüğünü, ancak gazetelerin çoğunun BM Genel Sekreteri'nin diplomatik üslubunu derinlemesine analiz etmeye çalıştığını ifade etti. Özellikle Guterres'in "Sonuç üretmeyecek yeni bir 5+1 toplantısı istemiyorum" mesajının Rum kamuoyunda geniş yankı bulduğunu belirten Çaydamlı, Rum yorumcularının bu ifadeyi, yalnızca toplantı yapılmış olmak için düzenlenen zirvelerin artık geçerli olmayacağı şeklinde değerlendirdiğini aktardı.
Çaydamlı, Rum basınında BM'nin Haspolat ile Kiracıköy geçiş noktalarının eş zamanlı açılmasını öneren formülün öne çıktığını, Hristodulidis'in bu öneriye olumlu yaklaştığı izlenimini oluştururken, olası başarısızlığın sorumluluğunun şimdiden Türk tarafına yüklenmeye çalışıldığını ifade etti. Ayrıca, Kayıp Şahıslar Komitesi'nin çalışmalarının kolaylaştırılması, askeri bölgelerde kazı yapılabilmesi ve Türk askeri arşivlerinin araştırmacılara açılması taleplerinin de Rum medyasında yeniden gündeme geldiğini belirtti. Çaydamlı, bunun Rum tarafının insani konular üzerinden uluslararası destek sağlama stratejisinin bir parçası olarak görülebileceğini kaydetti.
KUZEY'DE "HAZIRLIKSIZ MÜZAKERE DÖNEMİ BİTTİ" DEĞERLENDİRMESİ
Kıbrıs Türk basınının ziyareti farklı bir bakış açısıyla ele aldığını belirten Çaydamlı, kuzeydeki gazeteler ve Türkiye basınının önemli bir bölümünün Guterres'in açıklamalarını yeni dönemin müzakere anlayışını doğrulayan mesajlar olarak gördüğünü ifade etti. Özellikle hazırlıksız, hedefsiz ve belirsiz bir 5+1 toplantısına sıcak bakılmadığının Türk tarafında diplomatik bir kazanım olarak değerlendirildiğini belirten Çaydamlı, bunun arkasında yıllardır sonuç vermeyen müzakere süreçlerinin tarafları ve uluslararası toplumu yorduğu düşüncesinin yattığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın "Çözüm istiyoruz ancak belirsiz süreçlerle zaman kaybetmeyeceğiz" ifadesinin kuzey basınında ziyaretin ana mesajlarından biri olarak öne çıktığını belirten Çaydamlı, Türk tarafının güven artırıcı önlemlerle daha çok ekonomik ve günlük yaşamı kolaylaştıracak adımlara odaklandığını söyledi. Kuzey basınına göre, sembolik değeri yüksek ancak ekonomik katkısı sınırlı geçiş noktaları yerine Haspolat gibi ticaret, lojistik ve ekonomik etkileşimi artıracak kapıların açılmasının öncelikli olarak görüldüğünü aktardı.
"AYNI ZİYARET, İKİ FARKLI YORUM"
Çaydamlı, Guterres'in ziyaretinin en dikkat çekici sonucunun tarafların aynı diplomatik mesajlardan birbirinden çok farklı anlamlar çıkarması olduğunu belirtti. Rum tarafının BM Genel Sekreteri'nin açıklamalarını daha çok taraflara taviz çağrısı olarak yorumladığını; Türk tarafının ise bu açıklamaları gerçekçilikten sapmayan, hazırlık aşamasını öne çıkaran ve sonuç üretmeyen süreçleri reddeden yeni bir yaklaşımın işareti olarak değerlendirdiğini aktardı. Olası yeni 5+1 toplantısına yönelik beklentilerin bu nedenle farklılaştığını ifade etti.
Geçiş kapıları konusunda da önceliklerin ayrıştığını belirten Çaydamlı, Rum tarafının Kiracıköy gibi sivil geçişleri ön plana çıkardığını, Türk tarafının ise Haspolat gibi ticaret ve ekonomik hareketliliği artırabilecek noktaları daha stratejik bulduğunu ifade etti.
"STATÜKOYA VERİLEN EN GÜÇLÜ MESAJ"
Çaydamlı, Guterres'in ziyaretinin kısa vadede büyük bir diplomatik kırılmaya yol açmadığını, adada yeni bir müzakere sürecinin henüz başlamadığını ve temel anlaşmazlıkların devam ettiğini belirtti. Ancak ziyaretin asıl öneminin psikolojik ve diplomatik etkisinde olduğunu vurgulayan Çaydamlı, 16 yıl sonra bir BM Genel Sekreteri'nin adaya gelmesinin uluslararası toplumun ilgisinin sürdüğünü gösterdiğini ve mevcut statükonun kalıcı olamayacağı mesajını verdiğini ifade etti.
Gelecek dönemde garantör ülkelerin de katılımıyla gerçekleştirilecek teknik çalışmalar, BM Genel Sekreteri'nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin'in temasları ve BM'nin taraflardan beklediği hazırlıkların yeni bir müzakere masası kurulup kurulamayacağını belirleyeceğini kaydeden Çaydamlı, ziyaretin en önemli sonucunun "çözüm arayışının artık eski alışkanlıklarla sürdürülemeyeceğinin uluslararası düzeyde açık bir şekilde ilan edilmesi" olduğunu sözlerine ekledi. Guterres'in adadan ayrılırken bıraktığı en güçlü mesajın ise "Kıbrıs sorununda artık zaman kazanmak için yürütülen diplomasi değil, sonuç üretmeye odaklanan diplomasi dönemi başlamak zorunda" olduğu değerlendirmesini yaptı.