Erkut Şahali: Türkiye ile 'Peki efendimci' yaklaşım benimsemeyeceğiz
KIBRIS HABERLERI

Erkut Şahali: Türkiye ile 'Peki efendimci' yaklaşım benimsemeyeceğiz

CTP Milletvekili Erkut Şahali, Türkiye ile ilişkilerde 'Peki efendimci' olmayacaklarını ve Kıbrıs Türk halkının menfaatlerini koruyacaklarını vurguladı.

1 kez görüntülendi
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Gökhan Altıner'in sunduğu Sabah Postası programına katılarak Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkilerde karşılıklı saygı ve ortak menfaatlerin önemine dikkat çekti. Şahali, Kıbrıs Türk halkının taleplerinin Türkiye tarafından olumlu bir şekilde karşılanmasının kritik olduğunu vurguladı. KKTC'nin kendi görüşlerini ortaya koymaması halinde, Türkiye'nin görüşleri doğrultusunda gelişmeler yaşanabileceğini belirten Şahali, zaman zaman tepki gösterdikleri konuların bu bağlamda şekillendiğini ifade etti. Kıbrıs Türk halkının önceliklerine uygun taleplerin Türkiye tarafından dikkate alınmasının önemli olduğunu dile getiren Şahali, Türkiye ile diyalog kurmaktan çekinmediklerini, bu konuda sabırsız olduklarını da sözlerine ekledi. Türkiye'nin sağladığı kaynakların KKTC için büyük bir değer taşıdığını belirten Şahali, Kıbrıslı Türklerin yaşadığı izolasyon göz önünde bulundurulduğunda bu desteğin öneminin arttığını kaydetti. Ancak Türkiye'den gelen kaynakların, KKTC'nin bazı konularda sesiz kalmasını gerektirmediğini vurgulayan Şahali, bunun halkın iradesini hiçe saymak anlamına geleceğini ifade etti. “SAĞLIK SİSTEMİNDE CİDDİ PROBLEMLER VAR” Sağlık sektöründe ciddi sorunların yaşandığını belirten Şahali, sağlık alanındaki yatırımların devam ettiğini ancak Kıbrıs Türk halkının kendi kaynaklarıyla da sağlık hizmetlerini geliştirmesi gerektiğini aktardı. Daha önce bu yatırımları gerçekleştiren bir partinin üyesi olmaktan gurur duyduğunu belirten Şahali, Gazimağusa Devlet Hastanesi ve Onkoloji Hastanesi'nin KKTC'nin kendi kaynaklarıyla inşa edildiğini ifade etti. Güzelyurt Hastanesi'nin de Kıbrıs Türk halkının kendi kaynaklarıyla tamamlanması planlanan projelerden biri olduğunu aktaran Şahali, sonraki hükümetlerin yeterli kaynak yaratamadığı için hastanenin Türkiye'nin desteğiyle tamamlanmaya çalışıldığını söyledi. Hastanenin açılışı ile ilgili olarak, kurdelenin kesilmesinin binanın tam anlamıyla hastane olarak hizmet vermesi anlamına gelmediğini ifade eden Şahali, polikliniklerin başka bir yere taşındığını belirtti ve mevcut binanın hâlâ tam anlamıyla bir hastane olmadığını savundu. Türkiye'nin sağladığı kaynakların halkın en iyi şekilde faydalanması için çaba gösterilmesi gerektiğini dile getiren Şahali, KKTC'nin de kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kaynakları yaratması gerektiğini belirtti. Devlet olma niteliğinin yurttaşlar nezdinde görünür kılınmasının ve Kıbrıs Türk siyasetinin itibarının artırılmasının hükümetlerin temel sorumlulukları arasında olduğunu vurgulayan Şahali, son yedi yıldır bu görevin ihmal edildiğini ileri sürdü. “TÜRKİYE İLE MÜZAKEREYE DEVAM EDECEĞİZ” Türkiye ile ilişkilerde geçmişte olduğu gibi müzakere etmeye devam edeceklerini belirten Şahali, “Peki efendimci” bir tavır sergilemeyeceklerinin altını çizdi. Kendi özgürlük alanlarına müdahale edilmesini istemedikleri gibi, Türkiye'nin özgürlük alanına da müdahale etmemeyi hedeflediklerini dile getiren Şahali, ortak meselelerde Kıbrıs Türk halkının yararını gözeten bir aklın ortaya çıkması için her türlü çabayı göstereceklerini ifade etti. Hiç kimsenin endişe etmesine gerek olmadığını söyleyen Şahali, karşılıklı saygı ve ortak yarar gözetildiği sürece Türkiye ile iş birliğinde sorun yaşanmasının kaçınılmaz olmadığını dile getirdi. Türkiye ile ilişkilerde geçmişten bir örnek veren Şahali, 2013 seçimlerini hatırlatarak CTP'nin geçmişte Türkiye ile ilişkilerinde herhangi bir sorun yaşamadığını vurguladı. Karşılıklı saygı ve ortak yararın gözetildiği bir iş birliği sürecinde olumsuz sonuçlar alınmayacağını ifade eden Şahali, anlaşmazlıkların ya da uzlaşmaya varılamayan konuların olabileceğini söyledi. Ancak bu durumların öznel sebeplerle açıklanmaması gerektiğini belirten Şahali, bir sonucun alınamamasının Türkiye'nin belirli bir tarafı istememesi ile açıklanamayacağını ifade etti. Bu tür bir yaklaşımın Türkiye’yi duygusal bir yönetim tarzına iteceğini dile getirdi.