Erhürman: Güney Kıbrıs’ın askeri ittifakları adanın güvenliğini tehdit ediyor
KIBRIS HABERLERI

Erhürman: Güney Kıbrıs’ın askeri ittifakları adanın güvenliğini tehdit ediyor

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Güney Kıbrıs’ın askeri ittifaklarının Türkiye’ye karşı dengelenme çabası olduğunu belirtti. Bu durum, adanın güvenliği ve ekonomisi için risk taşıyor.

1 kez görüntülendi
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, Güney Kıbrıs’ın oluşturduğu askeri ittifakların adanın güvenliği ve turizmi üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erhürman, paylaşımında şunları ifade etti: “Uzun zamandır belirttiğimiz gibi, Güney'deki hükümetin kurduğu askeri ittifaklar, Türkiye’ye karşı denge sağlama amacı gütmektedir ve bu çabanın gerçekçi olmadığı aşikardır. Bu girişimler, adanın ve burada yaşayanların güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmekte. Bu risk, adanın iki eşit kurucu ortağından biri olan Kıbrıs Türk halkının iradesi olmadan ortaya çıkmış olmasına rağmen, bu durum bizi de etkilemektedir. Bu, ne adada mevcut olan statüye ne de adalet anlayışına uygun bir durumdur. İngiliz üslerinin varlığı ve bu konudaki tartışmaların yanı sıra, Baf'taki Andreas Papandreu Hava Üssü ile ilgili anlaşmalar üzerinde spekülasyona girmeyeceğim. Kıbrıs adasının hem güneyinin hem de kuzeyinin ana gelir kaynakları bellidir ve turizm bu kaynakların en önemli parçasını oluşturur. Güvenliğin riske girmesi, kaçınılmaz olarak turizmin yanı sıra genel ekonomiyi de olumsuz etkiler. Son günlerde güneydeki basında, bu durumun turizm üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmakta. Hükümetin konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda, dış basında adanın güvensiz bir yer olarak lanse edilmesi sorun olarak öne çıkıyor. Oysa şu an güneyde Birleşik Krallık, Yunanistan, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda'nın askeri varlıkları mevcut. Güneydeki hükümetin bu konudaki açıklamaları ve karşılama törenleri bilinmeyen şeyler değil. Bu koşullarda dış basının konuyla ilgili haber yapması ne kadar eleştirilebilir, bu konuda emin değilim. Yanı başımızda, insanların hayatını kaybettiği ve tüm bölgeyi tehdit eden bir savaş yaşanırken, elbette ekonomi ve turizmi önceliklendiremeyiz. Ancak güneydeki basında konunun yoğun olarak tartışıldığını ve hükümetin Kıbrıs'ın güvenli bir yer olduğunu vurgulamak için bir iletişim stratejisi geliştirdiğini görünce, bu konuya değinme gereği hissettim. Sevgili Niyazi Kızılyürek, bugün Yenidüzen'de yayımlanan yazısında, Yunanistan'ın eski başbakanlarından Samaras'ın Yunan Parlamentosu'nda yaptığı bir konuşmada, ‘Eğer Annan Planı hayata geçirilseydi, dönüşümlü başkanlık sistemi sayesinde cumhurbaşkanlığı koltuğunda bir Kıbrıslı Türk oturacaktı ve Yunanistan'ın adaya savaş gemisi ve uçak göndermesi imkansız olacaktı’ dediğinden bahsetmiş. Ne kadar ilginç! İçinde bulunduğumuz koşullar hem acı verici hem düşündürücü, hem de öğretici. Özetle, bu ada küçük bir yer ve riskli bir bölgede. Biz Kıbrıs Türk halkı olarak, haksız yere görmezden gelindiğimiz ve irademizin yok sayıldığı koşullarda, dahlimiz olmayan hataların bedelini ödemek istemiyoruz. Bu savaşın, en kısa sürede sona ermesini umuyor ve diliyorum ki daha fazla çocuğun ve insanın hayatını kaybetmediği bir ortam oluşsun. Ayrıca umarım ki savaş sona erdikten sonra, bölgede kalıcı barış ve istikrarın bu adada da kalıcı barış ve istikrar ile bağlantısı daha iyi anlaşılacaktır. Bu dilekler romantik olarak algılanabilir ama aslında gerçek budur. Ve gerçek şudur ki, Kıbrıs Türk halkı görmezden gelinerek, eşitlik reddedilerek ve iradesi yok sayılarak kalıcı barış ve istikrara ulaşılamaz; bu adanın güvenliği ile Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların sürdürülebilir refahı sağlanamaz.”} 【{