Dr. Oğuz Ufuk Haksever: Kıbrıs'ın NATO Üyeliği Türkiye'nin Veto Hakkına Bağlı
KIBRIS HABERLERI

Dr. Oğuz Ufuk Haksever: Kıbrıs'ın NATO Üyeliği Türkiye'nin Veto Hakkına Bağlı

Dr. Oğuz Ufuk Haksever, Kıbrıs'ın NATO üyeliğinin Türkiye'nin veto hakkı ve olası kazanımlara bağlı olduğunu vurguladı.

1 kez görüntülendi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Oğuz Ufuk Haksever, Ulaş Barış’ın sunuculuğunu üstlendiği “Gündem” programında Kıbrıs üzerindeki güncel gelişmeleri ele aldı. Programda İran-İsrail savaşını değerlendiren Haksever, Türkiye’nin bu bağlamdaki rolüne de değindi. Türkiye'nin, Ukrayna-Rusya çatışmasında olduğu gibi, denge ve tarafsızlık politikası izlediğini belirten Haksever, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran’la olan ilişkileri hakkında yaptığı açıklamalara dikkat çekerek, Türkiye’nin savaşa dahil edilme isteğine rağmen bu yönde bir tutum sergilemediğini ifade etti. Türkiye’nin NATO müttefiki olduğunu ve Avrupa Birliği ile sıkı ilişkiler yürüttüğünü hatırlatan Haksever, bu çerçevede denge politikasının sürdüğünü vurguladı. Haksever, savaşın Kıbrıs üzerindeki etkilerini de değerlendirerek, bölgedeki silahlanmanın, adanın kuzey ve güneyindeki fiili siyasi yapıların yakın oldukları devletlerle yaptıkları güvenlik anlaşmalarıyla bağlantılı olduğunu belirtti. Güney Kıbrıs’taki artan askeri varlığın ikili anlaşmaların bir sonucu olduğunu dile getiren Haksever, benzer bir durumun Kuzey Kıbrıs’ta da Türkiye ile olan ilişkiler çerçevesinde geçerli olduğunu ifade etti. Ayrıca, Yunanistan ve Türkiye’nin NATO müttefiki olduklarını hatırlatan Haksever, bölgesel güvenlik konularında istişare ve iş birliğinin devam ettiğini, bazı süreçlerin kamuoyuna yansımadan yürütüldüğünü belirtti. Kıbrıs’ın olası NATO üyeliğine değinen Haksever, kısa vadede bunun gerçekleşmesinin mümkün görünmediğini vurgulayarak Türkiye’nin veto hakkının önemine dikkat çekti. Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ın NATO üyeliğine onay vermesinin, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik tutumla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Haksever, bu veto hakkının Ankara’nın elindeki önemli bir siyasi koz olduğunu söyledi. Haksever, Güney Kıbrıs’ın üyelik konusundaki istekliliği ve Türkiye’ye verebileceği tavizlerin belirleyici olacağını vurguladı. Kıbrıs sorununun Türkiye’nin iç siyasetiyle de bağlantılı olduğunu belirten Haksever, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine yönelik arzusunun geçmişe oranla azaldığını ifade etti. Avrupa güvenlik mimarisi ve Gümrük Birliği bağlamında Güney Kıbrıs’ın etkisinin sınırlı olduğunu savunan Haksever, Türkiye’nin birçok AB ülkesiyle güçlü ilişkiler yürüttüğünü ve bu ilişkilerin karşılıklı çıkarlar temelinde ilerlediğini kaydetti. Küresel gelişmeleri de değerlendiren Haksever, ABD öncülüğünde şekillenen kurallara dayalı liberal uluslararası düzenin yanı sıra alternatif yapıların da oluştuğunu ifade etti. Bu süreçte Rusya ve Çin gibi büyük aktörlerin de rol aldığını dile getiren Haksever, mevcut belirsizlik ortamının büyük ölçüde ABD çıkarları doğrultusunda şekillendiğini belirtti. Kıbrıs özelinde ise mevcut statükonun birçok aktör için avantaj sağladığını ifade eden Haksever, Güney Kıbrıs’ın uluslararası temsiliyet gücünü elinde bulundurduğunu, ABD’nin yeni bir Kıbrıs sorununu gündemine almak istemeyeceğini söyledi. Haksever, mevcut yapıdan Kıbrıslı Türkler dışında birçok tarafın fayda sağladığını da sözlerine ekledi. Programda son olarak Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı değerlendiren Haksever, Cumhurbaşkanlığı makamının iki boyutlu olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Haksever, bunlardan birinin iç siyasete yönelik devlet başkanlığı görevi, diğerinin ise dış siyasette toplum liderliği rolü olduğunu belirtti. Erhürman’ın dış politikada olumlu bir ivme yakaladığını söylerken, iç politikada ise daha temkinli ve yavaş ilerlediğini aktardı. Haksever, Erhürman’ın kapsayıcı bir yaklaşım sergilemesinin karar alma süreçlerini yavaşlattığını savunarak, bunun ilk yansımalarından birinin Gençlik Teknik Komitesi sürecinde görüldüğünü belirtti. Toplumun beklentilerinin yüksek olduğunu dile getiren Haksever, değişim geciktiği için bazı kesimlerden eleştiriler geldiğini ifade etti. Liberal Demokrasi Hareketi olarak iki toplumlu temasın güçlendirilmesi ve değişimin gençler üzerinden başlaması gerektiğini savunduklarını belirten Haksever, Gençlik Teknik Komitesi’nde liyakate dayalı bir değişimi desteklediklerini söyledi. Cumhurbaşkanlığı ile iletişim içinde olduklarını ifade eden Haksever, değişimin zaman alabileceği ancak verilen sözlerin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Eleştirilerin sürecin hızlanması açısından önemli bir rol oynadığını da sözlerine ekledi.