
Baykuşların Renk Değişimi: Doğal Seçilim ve Stres İlişkisi
İsviçre'deki peçeli baykuşlar son 30 yılda renk değiştiriyor. Araştırmalar, bu değişimin doğal seçilim ve stresle bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
1 kez görüntülendi
Araştırmacılar, baykuşların tüyleriyle ilişkili DNA varyantlarını inceleyerek yaklaşık on nesil boyunca etkili olan doğal seçilimin kanıtlarını ortaya koydu ve doğadaki değişimlerin detaylı bir analizini sağladı.
Nature Communications dergisinde yayımlanan bu çalışma, Lozan Üniversitesi Biyoloji ve Tıp Fakültesi Ekoloji ve Evrim Bölümü'nden Dr. Tristan Cumer'in liderliğinde gerçekleştirildi. Profesör Jerome Goudet'in ekibinde yer alan Cumer ve arkadaşları, renk ve beneklenmeyle ilişkili genetik varyantların zaman içindeki yaygınlıklarını araştırdı.
Burada karşılaşılan zorluğun, rastgele oluşan değişiklikleri doğal seçilimin etkilediği değişikliklerden ayırt etmek olduğu belirtildi.
Cumer, popülasyondaki gözlemlenen değişiklikleri tamamen rastgele olan simülasyonlarla kıyasladıklarını ifade etti. Kızıl kahverengi tüylerle ilişkili genetik varyantın, şansın açıklayabileceğinden çok daha yaygın hale geldiğini ve sadece doğal seçilimi içeren simülasyonların gözlemledikleri değişiklikleri yeniden ürettiğini açıkladı.
Analizin, hem kapsamlı genetik dizileme hem de onlarca yıllık saha çalışmasında toplanan verilerle desteklendiği kaydedildi. Çalışmanın son yazarı olan Goudet, İsviçre Biyoinformatik Enstitüsü'nde, bu yırtıcı kuşları uzun yıllardır izleyen Alexandre Roulin ve ekibinin topladığı büyük veri setinden faydalanarak 3 binden fazla baykuşun genomlarını dizileyebildiklerini, renk ve beneklenmeyle bağlantılı DNA varyantlarını belirleyebildiklerini açıkladı. Goudet, bunun vahşi bir popülasyon üzerinde gerçekleştirilen en derin genetik analizlerden biri olduğunu vurguladı.
Araştırmacılar, kuşların görünümünde önemli rol oynayan genetik bölgeleri belirlediler. Bunlar arasında pigmentasyonu etkileyen MC1R geni ve renk ile beneklenmeye katkıda bulunan bir eşey kromozomu üzerindeki bölge yer alıyor. Ancak bu bağlantıların, doğal seçilimin hangi özelliği desteklediğini kanıtlamadığı da ifade edildi.
Goudet, tüy renginin doğal seçilim tarafından doğrudan desteklenen bir özellik olup olmadığını bilmediklerini belirtti. MC1R'nin pigmentasyonda rol oynadığını ancak stres tepkileri ve saldırganlık gibi diğer özelliklerle de bağlantılı olan melanokortin sisteminin bir parçası olduğunu aktardı. Seçilimin bu özelliklerden birine etkili olabileceği ve baykuşların görünümündeki değişikliğin sadece bir sonuç olabileceği vurgulandı.
Peçeli baykuşların tüyleri, altın kahverengi tonlarıyla birlikte saf beyazdan koyu kızıl kahverengiye kadar değişiklik göstermektedir. Bazı kuşların göğüslerinde sadece birkaç soluk koyu leke varken, diğerleri çok daha belirgin işaretler taşımaktadır. Lozan Üniversitesindeki araştırmalar, bu varyasyonları kuşların hayatlarının diğer yönleriyle ilişkilendirmektedir.
Tüy renginin doğurganlık, avlanma stratejileri ve beslenme ile bağlantılı olduğu bilinmektedir. Örneğin, önceki bir üniversite raporunda açıklandığı üzere, beyaz peçeli baykuşlar avlarına saldırırken ay ışığını kendi avantajlarına kullanabilmektedirler. Beneklenmenin ise bağışıklık ve stresle başa çıkabilme yeteneği ile ilişkili olduğu ifade edilmektedir. Büyük siyah benekli kuşların, yiyecek kıtlığı ve parazitler gibi belirli stresli koşullara daha iyi dayanabildiği gözlemlenmiştir.
Bu bağlantıların son değişiklikler için olası açıklamalar sunduğu, ancak bunları yönlendiren ekolojik faktörlerin henüz tanımlanmadığı belirtilmektedir. Üniversitenin Ekoloji ve Evrim Bölümü'nde profesör olan ve çalışmanın ortak yazarlarından biri olan Roulin, gıda tedarikindeki değişimlerin veya çevresel stresin etkili olabileceğini öne sürdü.
Av bulunabilirliğindeki bir değişikliğin, daha fazla tarla faresi yiyen kızıl kahverengi peçeli baykuşları desteklemiş olabileceğini, beyaz baykuşların ise daha çok orman faresi ile beslenme eğiliminde olduğunu kaydeden Roulin, beneklenmedeki artışın daha büyük çevresel stresle bağlantılı olabileceğini dile getirdi. Roulin, bireyler arasındaki belirgin renk farklılıklarına rağmen, hangi ekolojik faktörlerin bu varyasyonları açıkladığını belirlemenin son derece zor olduğunu belirtti.