Antalya Diplomasi Forumu'nda Stratejik İletişim Paneli Gerçekleşti
KIBRIS HABERLERI

Antalya Diplomasi Forumu'nda Stratejik İletişim Paneli Gerçekleşti

Antalya Diplomasi Forumu'nda yapılan panelde, kriz dönemlerinde iletişim yönetimi ve küresel bilgi akışının önemi tartışıldı.

1 kez görüntülendi
Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, AA Yayınları'nın savaş suçlarına dair delilleri içeren "Kanıt" kitabının bir zaman kapsülüne yerleştirilerek farklı bölgelerde saklanacağını açıkladı. Karagöz, "Eğer bir soykırım varsa, bunu kaydetmek zorundasınız; bu, insanlığa karşı bir sorumluluktur. Kaydınızı sonsuza dek saklamalısınız." dedi. Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 çerçevesinde, Anadolu Ajansı'nın "Global İletişim Ortağı" olarak katkıda bulunduğu "Belirsizliklerin Yönetilmesinde Stratejik İletişim" paneli, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Al Jazeera İngilizce Televizyonu Kıdemli Muhabiri Resul Serdar Ateş'in moderatörlüğünde yapılan panele, AA Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Karagöz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, Birleşmiş Milletler Çevre Programı New York Ofisi Direktörü Jamil Ahmad, TÜBİTAK Bilim Diplomasisi ve Arabuluculuk Alanında Misafir Seçkin Profesör Nancy Snow, Middle East Eye Kurucu Ortağı ve Eş-Editörü David Hearst katıldı. Karagöz, AA ile Al Jazeera'nın Gazze'deki soykırım sürecinde ilkeli bir gazetecilik sergilediğini ve ağır bedeller ödendiğini ifade etti. Gazze'de yaşananların yalnızca bir çatışma değil, açık bir soykırım olduğunu vurgulayan Karagöz, "Gazze soykırımı sırasında Anadolu Ajansı iki meslektaşını kaybetti, Al Jazeera ise 14 meslektaşını. Bu, iyi gazetecilik için ödenen ağır bir bedeldir." şeklinde konuştu. Gazze'de devam eden olayların bir çatışmadan çok daha fazlası olduğunu belirten Karagöz, "Ekim 2023'ten bu yana 70 binden fazla insan hayatını kaybetti, yaklaşık 200 bin kişi yaralandı. Bu rakamlar, gerçek insanlar: anneler, çocuklar ve tüm ailelerden bahsediyoruz. Gazze'de ölenlerin üçte ikisi çocuk ve kadınlardan oluşuyor. Ayrım gözetmeksizin insanları öldürüyorlar." ifadelerini kullandı. Karagöz, Gazze'nin tamamen yıkıma uğradığını ve bölgenin yüzde 88'inin hasar gördüğünü, evlerin yüzde 92'sinin yok olduğunu dile getirdi. Gazze'deki mezarlıkların bile yıkıldığını belirten Karagöz, tarihin silindiğini ve ailelerin yok olduğunu vurguladı. Küresel medyanın bu duruma karşı dengesiz olduğunu dile getiren Karagöz, "Bu, açık bir dengesizliktir. Habercilikte dengesizlik var. Le Monde, BBC, Der Spiegel, The New York Times gibi mecralardan 50 bin haber makalesini analiz ettiler. İsrail anlatısı çok daha sık yer alıyor. Bu sürpriz değil. New York Times başlıklarında 2023'ten 2025'e kadar 'İsrailliler'den yaklaşık bin 900 kez bahsedilirken, 'Filistinliler' sadece yaklaşık 10 kez geçiyor. Bu, Filistin'den bahsetmek istememekle ilgili bir stratejik ve editoryal seçimdir." dedi. Karagöz, çifte standartların derinleştiğini, dil kullanımının bu meselenin özünde yer aldığını belirtti. Saldırı durumunda kullanılan dilin net olduğunu, "Hamas saldırısı", "militan" ve "katliam" gibi ifadelerin tercih edildiğini belirtti. Buna karşın Gazze'deki hastaneler vurulduğunda ise "patlama", "olay" gibi belirsiz ifadelerin kullanıldığını ifade etti. Karagöz, önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, ilk olarak üç kitap yayımladıklarını açıkladı. Bunlardan ilki olan "Kanıt" eserinin savaş suçlarına ilişkin delilleri içerdiğini belirtti. İkinci kitap olan "Tanık"ta, yardım çalışanları ve gazetecilerin yer aldığını, tanıkların hukuki davalar açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. Üçüncü kitabın ise "Sanık" adını taşıdığını ve bu çalışmada tüm sanıkların kayıt altına alındığını kaydetti. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, stratejik anlatının gerçeklik ve etikle çelişmemesi gerektiğini, bu iki unsurun birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti. Pirinççi, "Türkiye İletişim Başkanlığı olarak gerçeği savunurken, güçlü, tutarlı ve proaktif bir stratejik iletişim inşa etmeye çalışıyoruz. Kutuplaşmış kriz zamanlarında halk daha savunmasız hale geliyor. Bu nedenle iletişimi daha kapsayıcı, dengeli ve duyarlı hale getirmeye çalışıyoruz." dedi. Krize müdahalede hız ve koordinasyon arasındaki dengeyi vurgulayan Pirinççi, "Bir krize yanıt verirken hızlı olmak zorundayız; ancak bu hızlılığın doğru ve isabetli olması da önemli. Bu oyunda tek aktör biz değiliz; birçok aktör var. Türkiye'nin konumunda, askeri veya sosyal içerikli bir olay birçok bakanlığı ve benzeri kurumları ilgilendiriyor. Koordinasyonu sağlamalı ve yanıtımızı hızlı bir şekilde vermeliyiz." şeklinde konuştu. Pirinççi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Münih Güvenlik Konferansı ve SETA ile ortak bir etkinlik düzenleyeceğini belirtti. NATO'nun bu yıl kamu diplomasisi forumunu gerçekleştirmeyecek olması nedeniyle, zirveyle eş zamanlı alternatif bir kamu diplomasisi forumunun hayata geçirileceğini açıkladı. İletişim Başkanlığının yalnızca Türkiye'de değil, farklı NATO ülkelerinde de etkinlikler planladığını belirten Pirinççi, bu konunun kurumun gündeminde olduğunu ifade etti. Birleşmiş Milletler Çevre Programı New York Ofisi Direktörü Jamil Ahmad, çevre ve iklim krizine karşı mücadelenin aciliyetine dikkat çekerek etkili bir iletişim yaklaşımının önemini vurguladı. Ahmad, Birleşmiş Milletler'in iletişimini çok katmanlı bir stratejik ekosistem üzerinden yürüttüğünü belirtti. Middle East Eye Kurucu Ortağı ve Eş-Editörü David Hearst, stratejik mesajların kamuoyunun bilgi akışına "zehirli bir unsur" gibi karıştığını belirtti. Hearst, bu durumun ana akım medyaya duyulan güveni zayıflattığını ifade etti. Ayrıca, İsrail'in kamuoyundaki etki gücünü kaybetmesinde bu güven erozyonunun önemli bir rol oynadığını vurguladı.