
Aktunç: Güney Kıbrıs Turizmi Büyük Darbe Almadı, Ama Avantaj Yaratamadık
Turizm Bakanlığı Müsteşarı Serhan Aktunç, kriz döneminde destek mekanizmalarının önemine dikkat çekti. Güney Kıbrıs için avantaj sağlanamadığını belirtti.
1 kez görüntülendi
Turizm Bakanlığı Müsteşarı Serhan Aktunç, turizmin ekonomik ve siyasi gelişmelere karşı oldukça hassas bir sektör olduğunu vurguladı. Aktunç, güvenlik, çatışma ve savaş gibi unsurların turistlerin tatil seçimlerinde önemli bir etken olduğunu belirtti.
Müsteşar, turistlerin öncelikle güvenliğe, ardından da fiyat ve hizmet kalitesine dikkat ettiğini ifade ederek, ülkemizin doğrudan savaşın içinde olmamasına rağmen bölgedeki risklerden etkilendiğini kaydetti. Türkiye pazarına bağımlı olan turizmin, uçuş iptallerinin yaşanmaması sayesinde rezervasyonlardaki düşüşü sınırladığını aktardı.
Aktunç, kriz döneminde turizmin rekabet gücünü artıracak adımlar atılması gerektiğini, piyasalarda pahalılaştırıcı uygulamalardan kaçınılması gerektiğini belirtti. Sektöre moral verecek hibe ve teşvik mekanizmalarının devreye alınmasının önemini vurguladı.
Turizmin insan odaklı bir sektör olduğunu hatırlatan Müsteşar, turist sayısındaki azalma nedeniyle işletmelerin personel azaltma yoluna gidebileceğini, bunun da kamu maliyesi ve Çalışma Bakanlığı bütçesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Aktunç, turizmin 2025 yılında 2 milyar dolardan fazla gelir sağlayacağına dair öngörülerde bulundu.
Müsteşar, tasarruf tedbirlerinin anlaşılabilir olduğunu, ancak piyasayı zayıflatmayacak ve rekabet gücünü artıracak önlemlerin de hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti; aksi takdirde kriz sonrası toparlanmanın daha da zorlaşabileceğine dikkat çekti.
Aktunç'un açıklamaları şöyle devam etti:
"Turizm son derece kırılgan bir sektördür. Ekonomik ve siyasi gelişmelerden hızla etkilenir. Özellikle güvenlik, çatışma ve savaş gibi durumlar bu etkileri daha belirgin hale getirir.
İnsanlar yıl boyunca çalışır, yorgun düşer ve tatil yapmak için para biriktirir. Tatil planlarken ilk olarak güvenlik unsuru dikkate alınır. Gidecekleri bölgedeki istikrarsızlık veya savaş durumları, o bölgenin cazibesini etkiler.
Güvenliğin ardından fiyat ve rekabet koşulları geliyor. Turistler tercih ettikleri bölgelerdeki alternatifleri değerlendirirken fiyatları, hizmet kalitesini ve toplam tatil maliyetini göz önünde bulundurur.
Ülkemize baktığımızda, doğrudan savaşta yer almadığımız halde bölgesel risklerden etkileniyoruz. Ancak Türkiye pazarına olan bağımlılığımız ve Türkiye'den uçuş iptallerinin olmaması sayesinde, rezervasyonlarda bir miktar düşüş yaşanmasına rağmen Güney Kıbrıs turizminin büyük bir darbe almadığı gerçeği de ortada.
Fakat bu durumdan şu ana kadar bir avantaj da sağlayamadık. Kriz döneminde rekabet gücümüzü artıracak önlemler almak yerine, piyasa koşullarını pahalılaştıran uygulamalardan kaçınmalıyız.
Kriz dönemlerinde tasarruf önlemleri almak elbette anlaşılabilir; ancak piyasalara destek olacak, sektöre moral verecek hibe ve teşvik mekanizmalarının devreye girmesi şarttır.
Rekabet gücümüzü artırmalı ve turizm sektöründeki tüm paydaşlara daha fazla destek sağlamalıyız.
Turizm, insan odaklı bir sektör olup, yerli ve yabancı turist sayısındaki düşüşten olumsuz etkilenir. Bu durum işletmelerin personel azaltmalarına neden olabilir ve sonuç olarak kamu maliyesi ile Çalışma Bakanlığı bütçesinde büyük kayıplara yol açabilir.
Turizm, cari açığımızın yüzde 60'tan fazlasını kapatan ve 2025 yılı için 2 milyar dolardan fazla gelir getirmesi beklenen stratejik bir sektördür. Kamu maliyesine ciddi katkılar sağlar ve istihdamı destekler.
Bu nedenle, kriz dönemlerinde turizm sektörüne destek sağlamak bir zorunluluktur.
Tasarruf tedbirlerini anlayabiliriz, ancak hayatı pahalılaştırmayacak, piyasayı zayıflatmayacak ve rekabet gücümüzü artıracak önlemler de alınmalıdır. Aksi takdirde, bu kriz sona erdiğinde eski seviyelere dönmek çok daha zor olacaktır."