
Aktunç: Alım Gücünü Koruma Amacıyla Ekonomik Müdahale Yapıldı
Mehmet Aktunç, Murat Şenkul'un eleştirilerine yanıt vererek, amaçlarının alım gücünü korumak olduğunu vurguladı.
1 kez görüntülendi
UBP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Aktunç, CTP MYK üyesi ve Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul'un hükümete yönelik eleştirilerine sosyal medya aracılığıyla yanıt verdi.
Şenkul, yaptığı açıklamada, "Ünal Üstel hükümeti batırdığı maliyeyi kurtarmak için yine vatandaşın cebine el attı ve yeni bir icat üretti. Ünal Üstel hükümeti batırdı, bizler de tasarruf yaparak efendilerin borcunun sadece faizini ödeyebileceğiz. Bugünler geçecek ama göreve geldiğimizde bunların hesabını sormazsak, bizlere de yazıklar olsun" ifadelerini kullanmıştı.
Aktunç, bu açıklamalara karşılık vererek şu şekilde konuştu:
"Bakanlar Kurulu'nun hayat pahalılığı ödeneğine dair aldığı son karar, hem zorunlu hem de sorumlu bir ekonomik müdahaledir.
Dışa bağımlı olduğumuz akaryakıt fiyatlarındaki artış ve bunun yarattığı çarpan etkisi, Haziran sonu için öngörülen yüzde 12'lik hayat pahalılığı hedefinin aşılma ihtimalini ciddi biçimde artırmıştır. Bu koşullarda vatandaşın alım gücünün üç ay daha erimesini beklemek, sosyal devlet anlayışıyla asla bağdaşmazdı. Bu nedenle, yasa gereği Haziran sonunda yapılması gereken artış, Mart sonu verileri esas alınarak Nisan ayına çekilmiş; böylece kaynak vatandaşın cebine üç ay daha erken ulaşmıştır.
Bu bir 'kesinti' değil; aksine, erken, yerinde ve koruyucu bir destektir. Hem piyasayı canlı tutacak hem de beklentileri olumlu yönde etkileyerek gelecekteki fiyat artışları üzerinde baskı oluşturacaktır.
Gerçekleştirilen düzenleme, enflasyonun peşinden sürüklenmek için değil; enflasyon sarmalını kırmak ve piyasada sürekli zam beklentisini dizginlemek amacıyla hayata geçirilmiştir.
2027 yılı Ocak ayında yapılacak konsolide artışla birlikte hiçbir çalışanımızın tek kuruş kaybı olmayacak, 'sıfır kayıp' ilkesi eksiksiz biçimde korunacaktır.
Bu düzenlemeyi 'koltuk hesabı' olarak niteleyenler ise gerçekte kendi siyasi reflekslerini yansıtmaktadır. Çünkü burada atılan adım, günü kurtarmaya yönelik değil; 2026'nın tamamını ve 2027'ye geçiş sürecini kapsayan planlı, dengeli ve stratejik bir ekonomik yaklaşımın parçasıdır.
Bu gerçekleri görmezden gelerek ya da bilinçli bir şekilde gizleyerek ortada bir hak kaybı varmış gibi konuşmak, kamuoyunu yanıltmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Ne 'batırılmış bir maliye' ne de 'vatandaşın cebine uzanan bir el' söz konusudur. Tam tersine, amaç vatandaşın alım gücünü korumak, ekonomik istikrarı desteklemek ve toplumsal dengeyi güçlendirmektir.